Büyüklük fabrikayla değil Ar-Ge ile ölçülür

Deniz Ergürel


Geçtiğimiz hafta Tayvanlı teknoloji devi Asus’un Türkiye Müdürü Bora Aras’la bir araya geldim. Teknoloji sektörünün Türkiye’deki durumundan, değişen tüketici tercihlerine, vergilerden, yakın gelecek teknolojilerine kadar bir çok şeyi konuştuk. Aras’a göre Türkiye’nin global teknoloji dünyasında söz sahibi olacak markalar çıkarması için büyük fabrikalar değil, araştırma ve geliştirme ekipleri kurması gerekiyor.

Sizin için 2014 nasıldı, 2015 nasıl gidiyor ve geleceğe yönelik beklentileriniz nasıl?

2014'te notebook satışları bir önceki yıla göre yüzde 15 daraldı. Masaüstü bilgisayar talebi hemen hemen sabit kaldı. Tablet satışları ise 3'ten 4 milyona çıktı. Akıllı telefon satışları da sürekli artma eğiliminde.

2015 ise Bilgi Teknolojileri (BT) satışlarında ciddi düşüşlerin kaydedildiği bir yıl oldu İkinci çeyrek satışları birinci çeyrek satışlarına göre yüzde 40 düştü. Bunun en büyük sebebi döviz kurlarında yaşanan ciddi artışlar. Bununla birlikte bazı markaların 2014'ün son çeyreğinde talepten çok daha fazla ürünü piyasaya arz etmesi de sorun oluşturdu. Açıkçası kimse BT pazarının bu kadar düşmesini beklemiyordu. Bu da bir gerçek.

Peki dibi gördük mü sizce?

Bu zor bir soru. Üçüncü çeyrek rakamları tıpkı ikinci çeyrek gibi düşük olacaktır. Ama beklentimiz yıl sonu dördüncü çeyrekte piyasanın toparlanması. Aslında BT pazarında dördüncü çeyrek rakamları hep en yüksektir. En çok harcama bu dönemde olur.

Notebook satışlarının düşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de internete bağlanan kullanıcıların yüzde 50'den fazlasının elleri bilgisayar klavyesine dokunmuyor. Sadece akıllı telefon kullanarak internete bağlanıyorlar. Masaüstü bilgisayarları hala kullanıyoruz ama eskisi kadar çok değil. 90'lı yılların sonunda en üst seviye bir bilgisayar 3 yıl içerisinde en alt seviyeye düşerdi. Bazı araştırmalara göre bugün bu süre 4–5 yıla çıktı. Günümüzde masaüstü bilgisayar hemen değiştirilmiyor. Buzdolabı veya çamaşır makinesi gibi. Telefon yenileme süresi ise ortalama 2 yıl.

Peki tüketici tarafında başka neler değişti?

İnsanların beklentileri değişti. Tasarım daha önemli hale geldi. İnsanlar yanında taşıdıkları ürünleri bir aksesuar gibi görüyor, kendilerini tamamlamasını istiyor.

Giyilebilir teknolojileri nasıl görüyorsunuz?

Henüz çok erken durumdalar. Ama kullanımları kesinlikle artacak. Beklentimiz iki yıl içerisinde giyilebilir bilgisayar teknolojilerinin akıllı telefon pazarının yüzde 10'una ulaşması.

Kur seviyesi işinizi etkilemiyor mu?

Maalesef etkiliyor. Biz fiyat artışı yapmak istememiştik ama 799 TL’den satışına başladığımız bir telefonu mecburen 899 TL’ye çektik. Bir çok marka aynı şeyi yapmak zorunda kaldı.

İthal telefonlara ek vergi konuşuluyor, bu konuda ne diyeceksiniz?

En son açıklamalara bakılırsa bu konu gündemden düştü. Bu verginin amacı haksız rekabeti önlemekti. Ama biz zaten bu tür rekabet yapmıyoruz. Ekstra vergi yerli üreticilere olan talebi arttırır mı bilemiyorum ama toplam pazarı düşüreceği kesin. İnsanlar en fazla telefonlarını daha geç yeniler.

Tekrar taksit gelmesi sektörü nasıl etkiler?

Taksit gelmesi telefon satışlarını olumlu şekilde etkiler diye düşünüyorum. Özellikle yüksek fiyatlı telefonlar için bu durum geçerli. Ama Türk tüketicisinin ilginç bir huyu var, eğer bir ürünü almak isterse onu bir şekilde alıyor.

Türkiye’de vergiler fiyatları nasıl etkiliyor?

Bir telefonun fabrika fiyatı 0 TL bile olsa Türkiye’de perakende satış fiyatı kabaca 180 TL olur. Çünkü bir telefonda en az 120 TL ÖTV ve yüzde 18 KDV var. Fiyat arttıkça ödediğimiz vergi de artıyor.

Tayvanlı bir şirkette uzun yıllardır çalışıyorsunuz. Sizce yabancı teknoloji markaları Türk şirketlerinin yapamadığı neyi yapıyor da global pazarda başarılı oluyor?

Bunun üç sebebi var. Birincisi bir ülkedeki endüstrinin büyüklüğü. Tayvan’ın nüfusu Türkiye’nin neredeyse üçte biri, ama ülkedeki en büyük ilk 10 firmaya baktığınızda Asus, HTC, Acer gibi 7–8 teknoloji firmasını görüyorsunuz. İkincisi Ar-Ge. Kazancınızın önemli bir kısmını araştırma geliştirme projelerine aktarmalısınız. Bugün dünyadaki markaların bir çoğunun fabrikası yoktur, ürünlerini üçüncü parti firmalara ürettirirler ama büyük Ar-Ge birimleri vardır. Asus’un dünyadaki çalışan sayısı 15 bin, Ar-Ge’de çalışan sayısı ise 3500 civarında. Apple’ın da fabrikası yok. Foxconn ve Pegatron’a üretim yaptırıyorlar. Ama tabi ki bu işler zamanla gelişiyor. Asus kurulduğunda bu kadar büyük Ar-Ge birimi yoktu. Üçüncüsü ise devlet teşviği. Örneğin Tayvan devleti yerel teknoloji firmalarının başka ülkelerle işbirliği yapmasına ciddi şekilde yardımcı oluyor.

Yakın dönemde büyüyeceğini düşündüğünüz alanlar hangileri?

BT sektöründen gelen bir firmayız. Sektör son iki yıldır sıkıntılı ama biz yine de büyümeye çalışıyoruz. Küçülmek yerine neleri değiştirebileceğimize bakıyoruz. Akıllı telefon işine girdik. Giyilebilir bilgisayarlara daha çok önem vereceğiz. Robot teknolojileri alanına girmek gibi bir hedefimiz var.

Peki ya sanal gözlükler?

Bu konuda şu anda bir şey diyemeyeceğim. Yakın dönemde insanların talep göstereceği bir alan olacak. Bu teknolojinin biraz daha olgunlaşması ve standartların belli olması lazım.

DENİZ ERGÜREL / Teknoloji Yazarı

Blog: www.denizergurel.net Video Blog: www.youtube.com/denizergurel

Twitter: @denizergurel Facebook: www.facebook.com/denizergurel

Not: Bu yazı ilk olarak Zaman Gazetesi Teknoloji Sayfası’nda yayınlanmıştır

Like what you read? Give Deniz Ergürel a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.