Başka Anneden Kardeşler

Size, Oxford İngilizce Sözlük, bir deli tarafından yazıldı desem, herhalde bana deli derdiniz… ama bu bir gerçek.

William Chester Minor

William Chester Minor, Yale Üniversitesi’nde tıp okudu. Genel cerrah olarak mezun olur olmaz, Amerikan İç Savaşı’nda yüzbaşı olarak görev aldı. Kendi askerlerini ameliyat edip hayatlarını kurtarmanın yanısıra, Minor’un bir başka görevi ise düşman askerlere işkence yapmaktı. Amerikan İç Savaşı sürecinde gördüğü, yaptığı ve yaşadığı şeyler, onun akıl hastalığına yakalanmasının ana nedeniydi. Şizofreni belirtileri göstermesi nedeniyle, askeriye onu, tedavi için bir hastaneye gönderdi ve sağlık durum değişmeyince, Minor’u askerlikten attı.

Cerrah Doktor William Minor, askerlikten atıldıktan sonra İngiltere’ye yerleşti. Londra’da şizofreni paranoyası yüzünden, evine hırsız olarak girdiğini sandığı birini öldürdü.

William Minor, işlediği cinayetin cezasını çekmek icin, hapishane yerine, akıl hastası olduğu teşhisiyle bir akıl hastanesine kapatıldı.

Birkaç yıl sonra, eline tesadüfen geçen bir ilan sayesinde, Profesör Murray isimli birinin, İngilizce sözlük yazmak için gönüllü kişiler aradığını öğrendi ve bu projede görev almak için, Profesör Murray’la temasa geçti.

Dr. Minor ve Prof. Murray sözlük projesinde birlikte çalışmalarına rağmen, 7 yıl sonra ilk kez yüz yüze buluştular. Kısa zamanda çalışma arkadaşlığı yakın dostluğa dönüştü ve bugün bizlerin çok iyi bildiği Oxford İngilizce Sözlük gibi bir başyapıt, bu iki kişinin ortaklığı sonucu doğmuş oldu.

Günümüzde, birçok başarılı proje, Dr. Minor ve Prof. Murray benzer ortaklıkların sonucu ortaya çıkıyor. Örneğin, Oxford sözlüğünden asırlar sonra, yine iki ortak, sözlük ve ansiklopedi kavramını değiştirecek başka bir projeyi başlattı: Wikipedia. Bugün hepimizin çok iyi bildiği ve kullandığı Wikipedia, Jimmy Wales ve Larry Sanger ortaklığı sonucu ortaya çıkmış bir ürün.

Paul Allen ve Bill Gates

Bu yazıda size bahsetmek istediğim birkaç ortaklık daha var. Bunlarda biri, okul yıllarında tanışan Paul Allen ve Bill Gates ikilisi.

Birçok kişi, Bill Gates için ayrıntılara önem veren, titiz, pazarlık kabiliyeti güçlü bir kişi ve Paul Allen’i ise takım kurucu ve fikir adamı olarak tanımlar. Her ikisi, birbirinden farklı güçlerini bir araya getirince, milyar dolarlık bir şirket çıktı ortaya: Microsoft.

Ortaklıklar çoğu zaman, aynı hedef için, aynı ortamda, yan yana çalışmayı gerektirse bile, aynı şirket içinde yer almaya gerek kalmayabiliyor.

Phil Knight, Nike isminde küçük bir şirketin sahibiydi. Şirketi kurmasından birkaç sene sonra, Nike şirketinin reklam işlerini yapacak bir reklam ajansı aramaya başladı. Fakat ortada büyük bir sorun vardı: Nike şirketinin kurucusu Phil Knight, reklamdan nefret ediyordu.

Phil Knight, bir gün reklamcılık mesleği ile uğraşan biriyle tanıştı. Phil Knight, mesleği reklamcılık olan bu kişiye, saygısızlıkla, hakaret arası bir laf etti: “Ben reklamdan nefret ediyorum”

Phil Knight, karşısındaki reklamcının kendini savunmasını beklerken, genc reklamcının Phil Knight’a verdiği cevap, bu ikilinin yıllarca birlikte çalışmasını ve harika işlere imza atmalarını sağladı: “Ben de”.

Nike’nin kurucusu Phil Knigh’a “ben de (reklamdan nefret ediyorum)” cevabını veren kişi, baba mesleğini yapan, dünyanın en meşhur ajanslarından birinin kurucus Dan Wieden’di.

Bu ikilinin reklam kokan her şeyden nefret etmesi, bize, pazarlama dünyasının en başarılı ve diğer ajanslara reklamcılığı öğretecek harika şeyler sundu:

Nike’nin “Just do it” sloganın yaratıcısı da Dan Wieden’dir. Nike’nin reklamları, ilham verici, cesur, eğlendirici ve içe dönüktür. Ve bütün bunlar, reklamdan nefret eden bu iki kişi birlikte çalısmaya başlamasa, gerçekleşmeyecekti.

Bir başka ortaklık ise, gelmiş geçmiş en iyi reklamlar listesinde en üst sırada yer alan Apple 1984 reklamının yaratıcıları:

Bu reklam öylesine başarılıydı ki yalnızca bir kez yayınlandı ve bir daha yayınlanmasına gerek kalmadı çünkü ertesi gün herkes bu reklamı konuşuyordu. Jobs, Lee Clow’nin fikirlerine o kadar güveniyordu ki, yukarıda seyrettiğiniz reklamı Apple yönetim kurulu beğenmedi ve yayınlamak istemedi. Bunun üzerine, Steve Jobs reklam ücreti olan 1,6 milyon doları kendi cebinden ödedi ve yayınladı. Bu, onun, ortağına ve ortağının çıkardığı işe olan inancı ve saygısındandı.

Lee Clow ve Steve Jobs

Job ve Clow’nin ilişkisi, her müşteri ve ajansı kıskandıracak türdendi. Steve Jobs, Lee Clow’a her türlü fikri sunma özgürlüğü vermişti… fikir ne kadar çılgınca olursa olsun.

Steve Jobs, Apple şirketinde kovulduğunda, Lee Clow ve Lee Clow’in çalıştığı ajansı da Apple’den kovuldu. Bunun üzerine, Steve Jobs, gazetede tam sayfalık bir ilan ile onları kutladı.

12 yıl sonra Steve Jobs, Apple’a geri döndüğünde, ajans olarak dostu Lee Clow’da Apple’a geri döndü ve birlikte harika işler yapmaya devam ettiler.

Yukarıdaki örneklere benzeyen birçok başarılı ortaklıklar var iş dünyasında.

Steve Jobs’a ilham kaynağı olan Hewlett-Packard (HP) şirketinin kurucuları Willam Hewlett ve David Packard;
kurdukları internet sitesiyle milyarlarca dolar kazanan Mark Cuban ve Todd Wagner
bugün dünyanın en değerli şirketlerinden biri olan Apple şirketinin kurucuları Steve Jobs ve Steve Wozniak
dünyanın en saygı duyulan havayollarından biri olan Southwest’in yaratıcıları Herb Kelleher ve Colleen Barrett;
Susam Sokağı’nı milyonlarca kişiye ulaştıran Jim Henson ve Joan Cooney
Ben & Jerry Dondurmaları’nı ceplerindeki 5 dolar ile kuran, çocukluk arkadaşları Ben Cohen ve Jerry Greenfield
üniversitedeki projelerini milyar dolarlık bir imparatorluğa dönüştüren Google kurucuları Larry Page ve Sergey Brin
bugün bizim dünyanın her bir köşesine bir kaç saatte ulaşmamıza ön ayak olan kardeşler Orville ve Wilbur Wright;
140 karakterlik bir platform ile iletişimi değiştiren Evan Williams ve Biz Stone
eBay gibi e-ticaret sektör tanımını yenileyen bir şirketi bugün milyar dolarlık bir imparatorluk yapan Pierre Omidyar ve Jeffrey Skoll
kullandığımız her teknolojinin içine girmeyi başaran Intel’in sahipleri Gordon Moore ve Bob Noyce
patates gevreğinden, deterjana, kahveden, içeceğe kadar yüzlerce ürünü üreten P&G’nin kurucuları ve kayınbiraderler William Procter ve James Gamble
Berkshire Hathaway’in Warren Buffet ve Charlie Munger’i; 
Virgin’in Richard Branson ve Simon Draper’i; 
Yahoo’nun Jerry Yang ve David Filo’su… ve liste uzayıp gidiyor.

Yukarıda saydığım her ortaklığın çok güzel hikayeleri var ve bu hikayelerin de ortak birkaç noktası: aynı vizyonu paylaşmak, aynı tutkuya sahip olmak, birbirini tamamlayıcı denge, özveri, doğru zamanlama ve biraz da şansa
Her iyi yürüyen ilişki de olduğu gibi, terazinin iki yanını eşitleyecek özelliklere sahip olması gerekiyor, bu arkadaşlıkların, ortaklıkların.

Birçoğumuz, girişimci dâhilerin tek başına başarılı olduğunu, onların toplumdan dışlanmış “birey” olduklarını sanıyoruz… Örneğin Steve Jobs denildiğinde… Ya da Thomas Edison. Halbuki, başarılı girişimcilik örnekleri çoğu zaman bir beraberliğin meyvesi. Steve Jobs, Steve Wozniak olmadan bilgisayar sektörünü değiştirebilir miydi? Girişimcilik özünde sosyal bir aktivite değil mi? San Francisco, İstanbul, Londra gibi yerlerin girişimcilerle dolu olması, bu şehirlerin kahve kültürü ve sosyal yapısı nedeniyle değil mi biraz olsun?

Önemli olan, bu beraberlikte, diğer kişinin masaya koyduğu yeteneği ve kendinizin sahip olduğu limitlerini anlayabilmek. Zaten, bu, yalnızca iş dünyası için değil, başarılı her türlü ilişkinin sırrı.

Peki bu anlamda, sizin Wozniak’iniz, Brin’iniz ya da Clow’niz kim?


Okuduğunuz icin teşekkürler. Beni Twitter ve Instagram’da da takip edebilirsiniz.