Başımıza ne geliyorsa teşekkür etmekten geliyor.

Evet. Etrafımızda işlerini doğru düzgün yapmayan insanların giderek çoğalması, toplum olarak bir türlü hiç bir alanda gerçek profesyonel olamamamız, dünya markası ya da dünya yıldızı çıkartamamızın sorunu bu. Teşekkür etmek.

Tuhaf geldi biliyorum böyle yazınca ama bak anlatacağım. Çok kafa yordum son dönemde bu konuya. Ve kendimce böyle bir sonuç buldum. Biz teşekkür ediyoruz. Ve bu yüzden kaybediyoruz. Çabası için teşekkür ediyoruz, iyi niyeti için teşekkür ediyoruz, bizi kırmayıp geldiği için teşekkür ediyoruz, işten çıkartırken bile teşekkür ediyoruz.

Ne gelirse başımıza bu “sözde” iyi niyetimizden geliyor. Halbuki bir düşünün; lisede size hocanız bok gibi sınav kağıdınız için teşekkür etti mi? Ya da derse geç gelmenize rağmen, gelmiş olmanıza? Ya da sizi sınıfta bırakırken kimse size “Bu geride kalan bir yıl için teşekkür ederiz ama…” diye lafa girdi mi? Peki sonrası neden böyle geldi? Çünkü samimi değiliz. Çünkü iş dünyasının dinamikleri ile aile terbiyesini birbirine soktuk karıştırdık.

Ulen bizim bir markamız NY borsasına girdi diye çok teşekkür ettik. Sonra sahibini hapse sokmak için çabaladık. Fenerbahçe gitti, Benfica ile rezil bir top oynayarak kupadan elendi; biz manşetlere taşıdık teşekkürümüzü… Bir kişi de demedi ki “Bir önceki maça bak, bir de buna bak. Bu futbolla bok alırdınız kupayı! Kafanız neredeydi?” diye.

Neden? Çünkü korkuyoruz. Bizim ne düşündüğümüzden çok, karşımızdakinin bizim hakkımızda ne düşüneceği, dahası etrafa hakkımızda ne diyeceğine takılıyoruz. Ama ne kadar teşekkür etsek de, yine o insan gidip hakkımızda atıp tutuyor, buna kimse teşekür etmiyor.

Hükümet olimpiyatları almaya çalışıyor, teşekkür ediyoruz. Bir kişi “Hacı bu yollarla, bu şehircilikle ne olimpiyatı? Artı kaç yıldır çabalıyorsun alamadın, beceriksizsin otur” demiyor.

Yemeksepeti’nden eve gelen sipariş buz gibi geliyor “Abi trafik çoktu” diyor kurye kardeş, ekşi bir suratla teşekkür ediyoruz. Demiyoruz ki “Bana ne kardeşim senin işin bu değil mi? Sen bu işi doğru yapmak için çalışmıyor musun?” diye. Ve işvereninin haberi olmuyor ve günün sonunda marka oluyor gümbürtüye giden.

Örnekleri çoğaltabilirim. Benim çoğaltmama gerek yok, siz bir düşünün. Asabi bir tonla, ekşi bir suratla, kibarlık olsun diye, konu geçsin diye kaç kişiye teşekkür ettiğinizi şöyle bir düşünün.

Büyük devletleri, büyük markaları büyük yapan işte bu teşekkürü etmemeleridir. Daha doğrusu, gerçekten hakedildiğinde etmeleridir. Başarısızlık başarısızlıktır, bunun bir telafisi sebebi yoktur.

Damdan düşerseniz ölürsünüz. Kimse size damda yürüme çabanızdan ötürü teşekkür etmez, Azrail de size göstermiş olduğunuz çabadan ötürü teşekkür etmez.

İyiye iyi, kötüye kötü demeyi öğrenip, gerçekten teşekkürü doğru yerde kullanmaya başladığımız gün inanıyorum ki bu memleket şöyle bir doğrulacaktır oturduğu yerden.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Medium Türkçe

Resmi Türkçe Yayın

    Olcayto Cengiz

    Written by

    Father, idea vending machine, respirator, keynote speaker, educator and advisor. Passionately curious.

    Medium Türkçe

    Resmi Türkçe Yayın