Berlin’de Tarihi Solumak

Berlin, günlük hayatında geçmişin izini takip edebileceğiniz bir şehir, eğer görmeyi bilirseniz. Bu şehir hem Nazi döneminde stratejik bir yere sahip olmuş, hem de ülkenin bölünmesi sonrasında Doğu’nun başkenti olarak önem arz etmiş. Bu kadar katmanlı tarihe sahip bir şehirde karşınıza nerede bir parça çıkacağı belli olmuyor; bazen bir mezarlıkta, bazen üniversite bahçesinde…

Inşa edilen Berlin Duvarı iki kutuplu Dünya’nın simgesi olmuş. 2015 yılı Duvar’ın yıkılışının ve Almanya’nın birleşmesinin 25. yılıydı. Bu yazıda, 40 sene ayakta kalan Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (DDR) Berlin’deki benim için çarpıcı olan izlerini takip edeceğim.

Televizyon Kulesi

Bugün turist akımına uğrayan ve Berlin’i kuşbakışı görmek için 10 Euro’nun üzerinden para vermeniz gereken kule aslında inşa edildiğinde ticari sebeplerden çok teknik sebeplerden inşa edilmişti: Doğu Almanya’daki tüm televizyonların alıcısı olabilecek devasa bir kule. Yer olarak başta Schönefeld gibi şehrin dışı düşünülse de daha sonra seçilen yer şehrin göbeği, Alexanderplatz olur. Şehirde seçilebilecek onca yer varken, Batı Almanya’dan da bakıldığında rahatlıkla görülebilecek bir yerin seçilmesi senelerce süren Batı ve Doğu çekişmesinin bir yansımasından başka bir şey değil aslında. Almanya’nın birleşmesinden sonra ise kule artık Berlin’in bir sembolü.

Gizli Servis (Stasi) Merkezi — Normannenstrasse Strasse

1- Stasi Müzesi

Stasi Müzesi

Gizli Servis’in merkezi epey geniş bir kompleks. Bugün 1 numaralı bina müze olarak ziyaretçilere açık ve İngilizce veya Almanca turlara katılmak mümkün. Müzede gizli servisin nasıl kurulduğu, nasıl çalıştığı, günlük hayatta ne tür aletler kullandıkları, resmi ve resmi olmayan işbirlikçileri, şefin çalışma odası ve tüm bu hikayenin nasıl son bulduğunu öğrenebiliyorsunuz. Devlet Güvenliği Bakanlığı (MfS)[1] 1950 yılında “ağabey” devlet SSCB’nin gözetimi altında kuruluyor. Bakanlık, milli istihbarattan daha fazlasına sahip, hayatın her alanına sızmış durumda. Kendi vatandaşları hakkında türlü yollarla bilgi toplayan bu aparat, gerekli görünce şantajla insanları işbirliğine zorlayabiliyor ya da kendi hapishanesinde insanları tutsak edebiliyor. Çalışan sayısı yıllar içinde katlanarak artıyor. Pek çok ayrıcalığa ve haklara sahip resmi çalışanların yanısıra, gizli servis için komşusunu, arkadaşını gözetlemek üzere bir çok kişi kendi isteğiyle gönüllü oluyor.

Herhangi bir kimse, DDR rejimi altında yaşarken bir kıyafet deliğine saklanmış gizli kamera tarafından kaydedilmiş olabilir ya da mesleğinde çok iyi olan ve Batı’ya gitme isteği her seferinde reddedilen bir doktor “tesadüfen” kendi ilgi alanlarını paylaşan bir hanımefendiyle bir mağazada çarpışıp tanışabilir ve göç isteğinden vazgeçebilir. Müzedeki objelerden anlaşılan, gizli servisin iz bırakmadan açamadığı mektup, fark ettirmeden edinemediği bilgi yok gibi. Merkez’e gidip neden kendisinin takip edildiğini soran vatandaşın aldığı cevap her şeyin özeti: “Biz seni izliyor olsaydık, buraya gelip neden izlendiğini soruyor olmazdın, çünkü ruhun bile duymazdı.”

Nitekim, bu devrin nasıl kapandığını öğrenmek de etkileyici: “Bir yere gitmiyoruz ve ülkemizde özgürce yaşamak istiyoruz” diyen muhalefet hareketi Das Neue Forum’un halkı mobilize edebilmesi, Çekoslovakya sınırının açılmasıyla Batı’ya yaşanan geniş göç dalgası ve değişen seyahat yasalarıyla beraber bir gece insanların sınırda toplanıp akın akın Batı’ya geçmeye çalışmaları sonucunda Duvar’ın yıkılması. Bunun ardından gelen, bütün toplanan dökümanların gizli servis tarafından yok edilme operasyonun başlatılması, fakat bizzat halk işgali sayesinde bunun büyük ölçüde önlenebilmesi… Bu gelişmelere ilişkin fotoğraflar, video kayıtları ve belgeleri de müzenin son kısmında yer alıyor.

2- Stasi Arşivi

Aynı kompleks içerisinde bugün 7 Numaralı binada arşivler bulunmakta. 40 yıllık diktatörlükten geriye kalan odalar dolusu, kilometrelerce dosya. Arşivler önceden kayıt olmak şartıyla ziyaretçi turuna açık. Arşivin bugünkü çalışanlarından biri eşliğinde, sistematiğin nasıl işletildiği hakkında bilgi veriliyor. Öte yandan, mağdurların yasal prosedürü uygulayarak kendi hakkında toplanan bilgileri görmesi mümkün. Bu talebin de 2–3 senede bir yenilenmesini öneriyorlar, çünkü hala parçalarına ayrılan çuvallar dolusu döküman bir araya getirilmeye çalışılıyor; bunun için de günümüz koşullarında özel yazılımlardan yararlanılıyor. Arşivlerin halka açılmasını sağlayan ise, duvarı yıkmayı ve rejimi sonlandırmayı başaran halkın kendisi.

Duvar’ın yıkılması sonrası kanıtları yok etmek için elemanlar harekete geçtiğinde, halk komiteleri çanta ve arabalarını kontrol etmeye başlıyor. Daha sonra ise bu, çeşitli Doğu şehirlerinde bina işgaline dönüşüyor. Ne var ki, bir müddet Berlin’deki ana merkeze girilemiyor, bu da belgelerin yok edilmesi aşamasında Stasi’ye zaman kazandırmaya yarıyor. Neues Forum’un çağrısı ile 15 Ocak 1990’da saat 17.00’de bina önünde toplanılıp sonunda içeri giriliyor. O günkü eylem barışçıl başlayıp daha sonra binanın “bir şekilde”[2] tahribatına yol açsa da bugün tarihi olarak önemli bir yere sahip. Bu sayede Gizli Servis Dökümanları için Federal Komisyon[3] kuruluyor, başında tanıdığımız bir isim, Joachim Gauck, var ve onun öncülüğünde bütün belgeler düzenlenip arşivlenmeye başlanıyor. Vatandaşların belgelerini görmesinin dayanağı, yanısıra konu üzerinde çalışacak araştırmacı ve gazetecilerin de desteklenmesini amaçlayan yasa (Stasi-Unterlagen-Gesetz) 1992’de yürürlüğe giriyor.

Belgeleri yok etmek için kullanılan makine müzede görülebilir

Arşivde yalnızca bir odadaki dosya fazlalığını görüp bu kadar belgede neler yazdığını düşünmeye çalışınca, ne kadar insanın fişlendiğini tahayyül edemedim. Bu kadar belgenin düzene sokulması, bütün belgelerdeki 3.kişi isimlerinin tek tek karartılması ne büyük çaba. Bu çabayı Almanya, bunu talep etmiş halkın sayesinde geçmişiyle yüzleşmek ve gelecek nesillere bu tecrübeyi aktarmak için hala titizlikle vermeye devam ediyor.

Hohenschönhausen- Stasi Hapishanesi

Hohenschönhausen

TV kulesinden epey uzakta, şehrin bir miktar dışında duvarların yükseldiği bir bina, bugün ilgililerin ziyaretine açık. Hohenschönhausen’daki Hapishane’nin geçmişi aslında Doğu Almanya tarihinden daha geriye gidiyor. Savaş yıllarında Nasyonal Sosyalistler tarafından yiyecek kileri olarak kullanılan bina, Sovyet hakimiyeti sırasında bir hapishaneye dönüşüyor. Sürekli bir ampülün yandığı, gece ve gündüzün ayırt edilemediği binaya getirilen tutuklulara ilk olarak sıcak veya soğuk hücrelerden hangisini tercih edecekleri soruluyor. Pek çok kişi içgüdüsel olarak sıcak deyince kendilerini 40 derece üzeri hücrelerde kimi zaman 10 kişi ile beraber buluyor. Yıllar sonra bina Doğu Almanya yönetimine bırakıldığında ise fiziksel işkencenin yerini psikolojik işkence alıyor. Gizli Servis çalışanları Potsdam’daki kendilerine özel üniversitede insan psikolojisi ile alakalı eğitim alıyordu.

Bize kompleksi gezdiren rehber, hapiste beş ayını geçirmişti, bugün tarihin tanığı olarak rehberlik görevi yürütüyor. Anlattığına göre, her tutukluya kendileri hakkında toplanılan bilgiler doğrultusunda özel psikolojik muamele yapılmaktaydı. Örneğin bir tutuklunun klostrofobisi varsa kendisine bu duruma göre basık bir hücre ayarlanmakta, yalnızlık korkusu varsa yalnız bırakılmakta ya da başka herhangi bir özelliğine göre onun yanına bir hücre arkadaşı seçilmekteydi. Kendilerine verilen kıyafetler ya çok dar ya da çok boldu. Böylece hiçbir zaman dik yürüyemiyorlardı.

Turu tamamladığımızda rehberimiz son söz şunları söyledi: “Bugün burayı gezdiğinizde her şeyin geride kaldığını düşünebilirsiniz, ancak öyle değil. Burası müze olsa bile şu anda dünyanın başka yerlerinde böyle, hatta daha kötü hapishaneler açık; Almanya buna dahil. Adı hapishane olmasa da, Amnesty ile birlikte gittiğim bir mülteci kampında tanıştığım bir gencin gözlerinde buradayken sahip olduğum korkunun aynısını gördüm.”

Berlin Duvarı- Bernauer Strasse

Şehirde gezerken pek çok noktada Duvar’ın parçalarıyla karşılaşmak olası. Duvarı boylu boyunca açık havada yürümek , duvarın iki yanındaki evlere bakmak, Batı’ya kaçış hikayelerini dinlemek için Bernauer Strasse’yi görmeli. Burada bulunan Documentation Centre’da o yılları anlatan kişilerin anılarını dinlerken ve dönemin fotoğraflarından oluşmuş sergiyi gezerken, bir gri bir duvarın senelerce aileleri ve yaşamları nasıl böldüğünün soğukluğuyla karşı karşıya kalıyor insan. Hikayeleri okuduktan sonra duvarı boylu boyunca yürürken bütün anılar sanki yeniden canlanıyor.

DDR Müzesi- Kulturbrauerei

Kulturbrauerei, Prenzlauerberg’de bulunan şimdi bir kültür kompleksi haline dönüştürülmüş, Avrupa’nın eski en büyük bira üretim merkezi. Şu an müzeden, restoran ve gece kulübüne kadar pek çok ayrı kültürel parçayı barındırıyor içinde. Burada bulunan DDR Müzesi, Doğu Almanya’daki iş hayatından aile hayatına DDR düzeninin parçalarını görebileceğiniz bir müze. Mitte’de bulunan DDR Müzesi’nden daha ayrıntılı ve turistik bir şey yaratmaktan çok, olanın gösterilmeye çalışılmış olduğunu düşünüyorum.

Müzeyi rehberle gezerken, duvarda bir postere rastlıyoruz. Posteri her ne kadar incelemiş olsam da baştan fark etmiyorum, daha sonra katılımcılardan birinin uyarısı sonucu anlıyorum: Posterlerden birinde genç Angela Merkel var ve altında “Das schaffen wir”[4] yazıyor. Merkel geçen Eylül’de yaptığı mültecilerle ilgili konuşmasında “Wir schaffen das” demişti. Bana resmi işaret eden katılımcı, DDR sloganına çok yakın bir sloganı kullanması sebebiyle Merkel’in gazetelerde bu fotoğraf da yayınlanmak suretiyle eleştirildiğini anlatıyor. Görünen o ki, tarih Merkel’in peşini de bırakmıyor.

Bütün bu mekanları gezdikten sonra iki kült filmi bir daha izledim: Das Leben der Anderen (Başkalarının Hayatı) ve Good Bye Lenin. Bütün mekanları filmde görüp, kronoloji kafamda oturunca filmler ilk defa benim için bu kadar anlam kazandı.

İlgili Websiteleri:

http://www.tv-turm.de

http://www.stiftung-hsh.de/index.php

http://www.stasimuseum.de

http://www.kulturbrauerei.net/angebote/museum-in-der-kulturbrauerei/

http://www.hdg.de/berlin/museum-in-der-kulturbrauerei/

[1] Ministerium für Staatssicherheit

[2] Göstericilere kapının neredeyse kendiliğinden açılması, tahribatın büyüklüğünün o kadar kısa sürede oluşması, tahribatın göstericiler içeri girmeden mi ortaya çıktığı şüphesini doğuruyor.

[3]Behörde des Bundesbeauftragten für die Stasi-Unterlagen (BStU)

Bugün bir resmi daire olarak hizmet veriyor. http://www.bstu.bund.de/DE/Home/home_node.html

[4] Bunu başarıyoruz, hallediyoruz anlamı taşıyor. Das-Bu ve Wir-Biz kelimelerinin yerinin değişmesi cümledeki vurguyu değiştirse de, anlam aynı kalıyor.

Konuyla ilgili welt.de’ de yayınlanan bir eleştiri yazısı: http://www.welt.de/debatte/henryk-m-broder/article148027250/Die-spaete-Rache-der-DDR-an-Angela-Merkel.html