Bir Bencili 100 Metreden Nasıl Tanırsınız?

2015’e veda ederken nefesimi tuttum, dileklerimi dilemedim, hepsini ama hepsini kendime sakladım. Çünkü pek çoğunuzun makul bulmayacağını bildiğim bir inanışın pençesine düşmüştüm. Bana göre o esnada milyarlarca insan yaratıcıya, evrene, enerjiye, ilahi güce artık sizin için adı her ne ise O mevkiye yeni yıl dileklerini iletiyordu. İçlerinden bazılarının da hayat memat meselesi olduğundan adım kadar emindim. Bu sebeple benim dileklerimin arada kaynayıp gideceğine dair garip bir düşünceye kapıldım ve kendi kendime dedim ki;

‘Begüm kızım sıkı dur, sabırlı ol. Biraz bekle. Ortalık yatışsın (ortalık dediğim de bildiğiniz kâinat) sen en son dile ki, senin dileğin en başa yazılsın.’ Çünkü çocuk ruhlu olmak bunu gerektirir! Tabi hayatın da benim üzerinde pek de hükmümün olmadığı bir akışı var. Araya yaşam gailesi girdi, gel zaman git zaman benim dileklerim Ocak ayının ikinci haftasına kaldı iyi mi? İyi! Aşırı planlı olmanın faydasını göremediğim ‘şahane’ durumlara bir yenisini daha eklemenin haklı gururu… Şimdi de kalbimin tam ortasında geç kalmışlığın endişesi oturuyor. Ama bunu sizlerle beraber bir voltran oluşturarak aşacağımıza ve yazımı dolayısıyla da dilekleri elden elden ilgili yere ileteceğimize inanıyorum. Yine de kısmet tabi…

Geliyoruz dileklerime… Böyle bir girizgahtan sonra iddialı bir dilek listesi paylaşacağıma dair beklenti oluşmuş olabilir. Lakin öyle değil. Hatta öyle mütevazı ki, ben bile kendi listemi garipsedim. Efendim tabi ki SEVGİ olsun, BARIŞ olsun, KARDEŞLİK olsun, AŞK olsun. Ancak benim 2016’dan çok daha kısa vadeli ama bir o kadar da MÜHİM bir dileğim olacak;

Yeni yılda hayatımı, bencillikleri ve beşeri kabiliyetsizlikleriyle yaşam enerjimi çalan kişi ya da kişilerden arındırmak istiyorum.Yazınca ne kadar da kolaymış. Yapılamayacak bir yanı yok gibi. Kolaylığı bana da sürpriz oldu… Umuyorum teorideki bu sağlam duruşumu pratiğe de dökebilir ve dileğimin gerçekleşmesine rasyonel bir katkı sağlayabilirim. An itibariyle dileğimi zamanında dileyememiş olmanın mahcubiyetini yaşıyorum. Vermeden almak Allah’ a mahsus olduğu için bir kamu hizmeti gerçekleştirirsem, dileğimin gerçekleşme hızına pozitif bir ivme kazandırabileceğimi düşündüm. Çünkü ‘sayısalcı’ olmak bunu gerektirir! O sebeple sizler için bir kılavuz hazırladım. Bu kılavuz sayesinde bencil insanları 100 metreden tanıyabilecek ve hayatlarınızın en içine sızmadan geri püskürtebileceksiniz. İnanılmaz ama gerçek!

Öncelikle hayatlarında hiç bencil bir insanla karşılaşmamış ‘Marslılar’ için bencil sıfatının Türk Dil Kurumu’ndaki karışlığını paylaşmak isterim. Böylece onlar da neyden söz ettiğimizi anlarlar ve yazıdan kopmamış olurlar.

Bencil; Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist.

Bu kısa tanımdan sonra bencil insanlara özgü davranış biçimlerini ve kullandıkları yaygın sözleri aşağıda maddeler halinde sıralıyorum. Başucunuza mı asarsınız, telefonunuza ekran koruyucu mu yaparsınız orasını size bırakıyorum. Ama ne olursa olsun, gözünüzün önünde dursun. Çünkü bizler güzel insanlarız. Kötüyü çabuk unuturuz. O sebeple bizlere sık sık hatırlatılması gerekir. Unutmayın, unutturmayın. Buyurun listemiz;

Ben Böyleyim’cilik

Diyelim ki Rabbim o gün sizi sınamak istedi ve bencil bir insanla ikili ilişkinize dair bir münakaşaya girdiniz. İkili ilişkiden kastım sadece kadın-erkek ilişkisi değil. Bunu özellikle belirtmek isterim. Çünkü bu kişiler işte, okulda, sınıfta, arkadaş grubunda hatta ailemizde kısacası her yerdeler… Diğer maddeleri de bu çerçevede okumanızı ve kadın&erkek olarak sınırlandırmamanızı özellikle rica ederim. Şimdi diyeceksiniz ki ‘zaten bencil biriyle ikili münasebet kurarak belamı bulmuşum. Bu neyin sınavı?’ Doğru… Ama bu hayatta da sınavlar hiç bitmiyor, biliyorsunuz. Yapacak bir şey yok… Siz muasır medeniyetler seviyesine erişmiş biri olduğunuz için onun sözü ya da bir davranışı sebebiyle çok kırıldığınızı, üzüldüğünüzü ya da kızdığınızı söylersiniz. Anlamaz. Çok zaman boş boş bakar. Siz pes etmezsiniz, tane tane anlatırsınız ve sorarsınız; ‘ neden böyle yaptın?’. İhtiyacınız olan ise sadece iki kelimedir. ‘Özür dilerim’. Aa o da ne? Asla duyamazsınız. Bunun yerine size başka bir ikili sunulur. ‘Ben böyleyim.’

Peki, canım benim, sen böylesin. Ama biz değiliz? Nasıl olacak? Katıldığınız için teşekkür ederiz. Çıkışlarımız kalbin oradan, sol taraftan…

Bakarız’cılık

‘Bakarız, hallederiz, ayarlarız…’ Kabulümdür. Bu üç kelime hepimizin hayatında var. Kullanmadık mı? Kullandık. Ben bunlara ‘sözsavar’ üçlü diyorum. Bunlardan birini kullandığınız vakit, hem kalpler kırılmaz, hem de herhangi bir söz vermeden konudan sıyrılırsınız. Bulanların akıllarına sağlık… Ama koca bir ömür de bunun üzerine inşa edilmez ki arkadaş. Bencil kimselerin 10 kelimesinden ikisi bu üçlüden çıkar. ‘Bakarız canım. Aa tabi ayarlarız. Tamam hallederiz.’ En sevdikleri sözdür; bakarız. Alt yazısı da şudur; kafama göre, işime gelirse, canım isterse. Keyfim gelirse…Tabi ki bakmazlar, ayarlamazlar ve halletmezler. Usul usul çalarlar zamanınızı…

Peki, canım benim, o zaman bundan sonra seninle bakmayalım. Mümkünse ben kendi başıma bakarım. Katıldığın için teşekkür ederiz. Çıkışlarımız kalbin oradan, sol taraftan…

Konfor’culuk

Son birkaç yılda hayatımıza girmiş süslü laflardan, ama en havalı olanlardan; ‘Comfort Zone’. Türkçe meali, konfor alanı. Her insanın kendine özgü bir alanı var, olmalı. Kendine zaman ayırdığı, uyumak dâhil sadece kendi istediği bir şeyi yaptığı, çok zaman yalnız takıldığı bir alan. Gerçekten şahane bir yerdir. Herkese tavsiye ederim. Lakin bencil insanlar bunun da tadını kaçırıp tahammül sınırlarını zorlayan bir noktaya çekmeyi başarmış enteresan kişilerdir. Sıcak bakmadığı her türlü teklif için ‘sinemaya gitmek ‘ bile olabilir; ‘ama canım biliyorsun comfort zone’um. Nefes almam lazım. Başka zaman…’ diyen bu insanları sonsuza dek kendi konfor alanlarına bırakmanızı öneririm. Zaten zerre kadar üzüntü duymayacak, o şahane alanlarının içinde çocuklar gibi şen olacaklardır. Siz de gidin konfor alanlarınızı birleştirebileceğiniz kimseleri bulun. Onlarla arkadaş olun, dost olun, sevgili olun. Ama bu konfor’culardan zinhar uzak durun. Hani seksek oyununda 7 ve 8’den geri döndüğünüz bir an vardır. Havada zıplayıp ters döndükten sonra ayaklarınızı yere basar ve çizgiyi tutturdum m acaba diye heyecanla yere bakarsınız. Ayağınız çizgideyse tüm yol boşa gider. Dudaklar bükülür, kalpler kırılır.(yukarıda görselle de anlattım :)İşte bu insanlarla da her saniyeniz bu stres seviyesinde geçer. ‘Acaba çizgiyi geçtim mi?’. O sebeple siz çizgiyi geçmeyin, vazgeçin. Güzel canınızı üzmeyin.

Özgür Willy’cilik

Yazının bu safhasına gelmiş olanlarınızdan bir ricam olacak. Aranızda ‘özgür olmak isteMEYENLERİNİZ’ varsa sol tarafa önce nedenlerini sonra yine nedenlerini not düşebilirler mi? Bu kimselerle gerçekten tanışmayı istiyorum! Çünkü ben 29 yaşımdayım ve özgür olmak istemeyen bir tek insanla bile tanışmadım. Hayır bu nasıl olur? Nerde yahu bu insanlar? 17 milyonluk kentteyim. Halkla ilişkiler ve reklam sektöründe çalıştım. Bu sayede ortalama bir beyaz yakalıya göre 3–5 kat fazla insan tanıdım. Başka kıtada 3 yıl yaşadım. Yok! Ben görmedim. Çünkü yaradılışımız gereği ÖZGÜR olmak isteriz. Ruhumuzda var. Geliyoruz bencil insanlarımıza… Sanki başka bir ırkı temsil ediyorlarmış gibi (yunus olabilirler, öyleyse saygı duyarım ) ikide bir ‘ya canım, benim tabiatım böyle, özgür ruhluyum, sıkıya gelemiyorum…’ Sıkı dediği de medeniyet seviyesi. Başka bir şey sanılmasın. ‘ Aaa çok enterasan demek senin de bir tabiatın var. Hayli ilginç’ demeyi istedik. Ama daha önce de dediğim gibi biz güzel insanlarız. İyi insanlarız. Sırf bu sebepten demedik, diyemedik…

Bir El Atsana’cılık

Yardımlaşma toplu yaşamın temelidir. Doğru. Hepimiz bir birimize yardım edelim. Bir elin nesi var? İki elin sesi var. Bir olalım, beraber olalım. Ne güzel… Böylece daha yaşanılası bir dünyaya daha hızlı ulaşma şansımız olacaktır. Bunun aksini söylemek zaten mümkün değil. Neyse ki Türkler bu konuda rüştünü ispatlamış bir millet. Pek çoklarına göre ileri bir seviyedeyiz. Tabi çürük yumurtalar her yerde var. Bkz; bencil insanlar. Bu kimseler hiçbir taşın altına ellerini koymamalarına rağmen yardım istemek konusunda şaşırtıcı şekilde profesyoneldirler. Ses tonundan mimiğe kadar uzanan her türlü detaya hâkim olup, çok güzel yardım isterler. Siz de edersiniz. Zaten çok zaman hayır demek aklınıza bile gelmeyecektir. Çünkü iyi kalplilik…Sonra zaman geçer, bir şekilde sizin o kişiye işiniz düşer. Aa? O da ne? Çok ister, ama yardım edemez:( Neden? Çünkü çok meşguldür. Sanırsın, Cern’de çalışıyor, az sonra evrenin en küçük parçacığına ulaşacak. E ama o da ne yapsın? En önemli iş onda. En zor hayat onda. En geniş sosyal çevre onda… O da haklı.

Pokerde oyunu her daim heyecan verici kılan çok güzel bir kural vardır. Masaya koymadan masadan alamazsın. Hayat da biraz böyledir. Koymadan alamazsınız. Bunu yapmaya yeltenenler her zaman olacaktır. Ne yapmanız gerektiğini önceki maddelerde açıklamıştım; çıkışlarımız…

Tahmin edeceğiniz üzere 2015 yılı m2’ye düşen bencil sayısı bakımından benim için talihsiz bir yıldı…Bu liste ne yazık ki öyle kolay oluşmadı. Saçıma aklar düştü. Stres kaynaklı oluşan dayanılmaz sırt ağrıları ile mücadele ettim. Yeri geldi ağladım. Yeri geldi restler çektim. Aman ne şovlar aman ne dramlar :) Yine de edindiğim öğretilere bakıyor ve şikayet etmiyorum. Çünkü çok ama çok kıymetli bir çıkarırım oldu;

İnanması güç de olsa bazıları bencildir. Bence bu doğuştan kepçe kulaklı olmak gibi bir şey. Tıbben bir bozukluk ama tedavisi de mümkün. Hatta çok kolay. Lakin gel gör ki kimisi de kepçe kulaklarıyla mutlu. Bu sebepten tedavi olmayı reddediyor. O sebeple bırakın. Öyle bir bırakın ki kendilerini bile bulamasınlar :) Onlar oldukları yerde onlarla olmayı ‘bir şekilde’ kabul etmiş kişilerle olsunlar. Yalnız kaldıklarında ise özgür ruhlarına sarılıp, konfor alanlarına böyle boş boş baksınlar. Siz ise devam edin. Durmadan, takılmadan, arkanıza bakmadan devam edin.

Çünkü bu direksiyonu gözünüz dikiz aynasında iken zapt etmeniz asla mümkün olmayacak. Önünüze bakın.

Çünkü sandığınızdan çok daha kıymetlisiniz.

Çünkü gerçekten istemeyen, hiç kimse değişmez. Değiştirmeyin, vazgeçin.

Çünkü herkes kendinden mes'ul.

Çünkü yeni bir yıla girdik ve HER ŞEY TAHMİN ETTİĞİNİZDEN DAHA GÜZEL OLACAK :)

İyi seneler!

P.S; Bu kılavuzu buraya bırakıyorum. Başta da söylediğim üzere dileğimin gerçekleşmesi için verdiğim bu kamu hizmetinin kitlelere ulaşması kritik önem taşıyor. Desteğinizi rica ederim. :)