bu ülkeden nefret etmeyeceğim.

doksanlarda doğmuş bir neslin çokta silik olmayan çocuklarındandım. hiç bir darbe görmedik biz açıktan. tarkan’ın tarkan olduğu, ayna grubunun henüz gözlüksüz hallerinin yayınlanmadığı ve sokakta oyun oynayabilmiş bir neslin güzel çocuklarıydık biz. gizli darbeler yaşadık ama onları da anlamak için yaşımız çokta erişkin değildi. ya da darbeler bizim çocuksu ruhumuz için çok saçma kaldığı için umursamadık. her şeye lafta başladık sonrasında. babamızın ideolojisi bizim ideolojimiz oldu. babamızın tuttuğu takımlar bizim takımlarımız oldu. sonra arada sırada derste sıra altında daragacında üç fidan okuduktan sonra cuma saatine göre ayarlanmış öğlen arasında okuldan kaçtık. sonrasında büyümeye başladık. ideolojiler yükleme işlemleri hız kazandı toplumsal kaygıların.

çocuklar öldükçe yeni madenler aramaya devam etti kapital ideolojiler. her ölen çocuğa sıfatlar kimlikler yükledi. sadece çocuğun ölümüne üzülmemiz gerekirken ideolojilerini kimliğini düşünmeye başladık. biz aynı mahallelerde büyüyen çocuklardık. en büyük kavgamız kaleyi genişletmek üzerineydi yahut gol olup olmadığı üzerine. onu da adamın dedi deyip anlaşıp devam ederdik. ulan adamın dedi işte olmuyor her gün ölüyoruz ve her ölenin yaşayacağı onca günü, onca anıyı onların yerine bizler yaşamaya çalışıyoruz. sevgilisinden yiyeceği ilk ayrılık acısını da biz yaşıyoruz, ilk kavgasındaki yumruğu da. güzel anılarını da yaşıyoruz elbette. ama ben kaldıramıyorum. benim yüküm zaten ağır benim küfem zaten dolu. ben zaten yorgunum. doksanlardaki masum hayatıma dönebilmek için tüm çalışmam tüm emeğim tüm çektiğim acılar.

yine de onca şeye rağmen ben bu ülkeden nefret etmeyeceğim. siz ne kadar zorlarsanız zorlayın, siz ne kadar beni, bizi öldürürseniz öldürün ben bu ülkeden nefret etmeyeceğim. ben ilk bu ülkede sokakta top oynadım. ilk bu ülkede bayram kahvaltısının ne kadar kalabalık ne kadar kahkaha dolu olacağını öğrendim. ben bu ülkede çocuk oldum. bu ülkede neşet ertaş türküsü dinlerken aşık olmak istedim hiç kimse yokken etrafımda o an yoldan geçen her hangi bir kıza aşık olabilirdim. ben bu ülke de aşıkta oldum. ben bu aldatıldım da insanlar tarafından. ben bu ülkeyi ahmet kaya gibi edirneden ardahana kadar her santimini sevdim. hiç hüznüm yokken ahmet kayayla ağlamak için gecenin 3’ünde çay demledim ben bu ülkede. ben bu ülkeyi patronlara sırf aşk için sevgi için bağıran yaşar ustayla sevdim, adile naşitin gülüşüyle sevdim. ben bu ülkeden nefret etmeyeceğim. bu ülkenin her bir santiminde benim aşkım benim sevdam benim acılarım benim çocukluğum benim hayallerim var. siz her gün beni, bizi öldürseniz de ben bu ülkeden nefret etmeyeceğim. ben bu ülkede daha çok seveceğim. ben bu ülkede oğlumun ilk aşk acısını çekişinde yanında olacağım. içtiği ilk sigaranın hesabını soracağım, kızımı istemeye gelen tüm hergeleleri gözünün üstünde kaşı var diye kovalacağım ben bu ülkede öleceğim. ben bu ülkede insanca yaşayıp insanca öleceğim. siz her gün beni öldürmek isteseniz de ben bu ülkeden nefret etmeyeceğim.