Dünya Tarihinin En Şımarık Kuşağı!

Kaynak: scmp.com

Artık insan hafızasının yeterli olmadığı zamanlara geldiklerini fark eden Sümerler, yazıyı bulduklarında milattan önceki 3200 yıllarında yaşıyorlardı. Bundan tam 3800 yıl sonra, yani milattan sonra 593'te Çin’de ağaç oyma tekniği kullanılarak ilk matbaa kuruldu. Gutenberg’in metal harflerle basım tekniğini buluşu ise 857 yıl sonra, takvimler 1450 yılını gösterirken gerçekleşti. 1800'li yılların başlarına gelindiğinde (yaklaşık 400 yıl sonra) daktilo ile tanıştı insanlık. Bilgisayar klavyesine ulaşmak için daha kısa bir süre bekledik; 1981'de IBM PC piyasaya sürülmüştü… Sonrasındaki yılları artık hepimiz biliyoruz; yazmak için ekrana dokunmak yeterli ya da hiç temas etmeden konuşarak da yazabiliyoruz. Düşünerek yazacağımız günlerin de eli kulağında olsa gerek!

Günümüzde birçok nesneye, ürüne, hizmete baktığımızda bu yataya paralel eğriye doğru giden gelişimi (hızını) görebiliriz. Dünya aynı hızla dönse de, dünyamız çok daha hızla dönüyor artık.

Mesela;

  • Telefon için milattan öncesi + 1876 yıl bekleyen insanlık, yaklaşık 100 sene sonra cep telefonlarına kavuştu.
  • Wright kardeşlerin ilk uçuşu ile Ay’a ayak basımı arasında yalnızca 66 yıl geçirdi insanlık.
  • 1981 yılında Bill Gates 640 Kb’lık hafızanın herkese yeteceğini düşünüyordu.

Listeyi yüzbinlerce örnekle sürdürmek mümkün. Ama nihayetinde hepimiz zaten bu hızın farkındayız. Bu hız ile gelen seçenek bolluğu ortamında dünyanın herhangi bir yerindeki gıdaya (mevsimi olsun olmasın) ulaşabiliyor, günün farklı dilimlerini farklı şehirlerde, ülkelerde hatta kıtalarda geçirebiliyor, ister arabamızla, ister uçakla, ister gemiyle seyahat edebiliyor, (hemen) her gün farklı bir kıyafet giyebiliyor, tüm bunlar biryana yaşamsal ihtiyaçların ötesinde hazsal ihtiyaçlarımızı karşılamak için koşuşturuyoruz. Hayaller de belki tüm tarih boyunca olduğu gibi bu yaşam standartlarını daha da ileriye taşımada… Şöförsüz araçların, bizim yerimize çalışacak robotların eli kulağında, ışınlanmamıza ne kaldı kim bilir!


Fakat işin diğer tarafında şöyle bir aslan var:

Aslan popülasyonunun 1940 yılından bugüne dek başına gelenler, yalnızca onlara has bir dram değil. Son 40–45 yıllık süreçte vahşi yaşam popülasyonunun yarısını kaybettik:

Vahşi yaşamın şu son yarım yüzyılda başına gelenlerin daha derin gelişme ve sonuçlarını merak edenler WWF’nin şu sayfalarında gezinmeye devam edebilir.

Ve yine WWF’nin Living Planet Report analizlerini inceleyecek olursanız, bu azimle devam edersek 2050 yılı sonrasını hiçbirimizin görme şansının olmadığını fark edebiliriz. (Şirince dahil yok olan bir dünya!)

4o yılda, dünyanın önemli ev sahiplerinin yarısını yok etmiş insanlar olarak kendimize de yaklaşık bir 40 yıl bıraktığımız bir dönemden bahsediyoruz kısaca. Sanırım yeterince ürkütücü…

Elbette bu kötü senaryo, bugünkü yaşam standartlarımıza devam etmemiz halinde söz konusu. Şuan dünyadaki herkesin, mevcuttaki sizin standartlarınızla yaşamaya devam etmesi halinde kabaca ne kadar dünyaya ihtiyacımız olduğunu aşağıdaki linkten ölçebilirsiniz.

Türkçe seçeneği de olan anketi cevapladığınızda, aşağıdaki şekilde bir sonuç ile karşılaşacaksınız:

Ülkeler bazında ayakizlerini de incelemenizi tavsiye ederim:

Dünyanın ortasında kıpkırmızı olarak yer alan Türkiye, 1980'lerden itibaren eşiğin (limitin)üzerinde ve gittikçe artan bir iz bırakıyor!

Kuşkusuz bu gidişat bir sır değil ancak gerekli ilgiyi görmediği kesin. Fizyolojik olarak da etkilerini hissetmeye başladığımız bu geri gidiş için (çok ileri gidişimiz kaynaklı geri gidiş!) hepimiz birşeyler yapmaya başlamalıyız sanki.

Bir reçete çıkaracak yetkinlikte de değilim elbet ama beni bu yazıya motive eden görsellerden birine daha yer vererek bazı fikirleri canlandırabiliz belki diye düşünüyorum:

Kaynak: anonim ya da nam-ı diğer google (ilk kaynağı araki bulasın!)

Markaların bize “tasarruf” etme şansı sunduğu “fırsatlar” olan, çok tüketimin birim maaliyette sağladığı azalma uygulamalarının yukarıdaki görseldeki gibi örnekleriyle karşılaştığımızda tebessüm ediyoruz. Abes çünkü! 1 tişörtten tek tek 2 tane alsam 4 TL verecekken, direkt 2 tane alıp 5 TL vermek elbette abes!? Ancak, iyi ihtimalle bugünkü tüketim alışkanlıklarımıza gem vurup dünyanın ömrünü uzatsak da artık her halükarda dünya tarihinin en şımarık kuşağı unvanını almış olacağız. Ve gelecek nesillere bugünlerin daha çok tükettikçe azalan maaliyeti ne kadar komik gelecek bilemiyorum… Düşünüyorum da, 4 puf alana 5 ödetmeye mi başlamalı artık!

Kaynak: görsele sadık kalıp incicaps diyelim buna da!