Dağ bisikleti sürerek neler öğrendim?

Dağyenice Göleti, Bursa — Mart, 2016

Yaklaşık 3 senedir aktif olarak bisiklet sürüyorum. Bu alışkanlığı İzmir’de yaşadığım dönemde başladığını söylemeden geçemeyeceğim. Herkes bilir ki İzmir, bisiklet kültürüne sahip bir şehirdir. Neredeyse tüm körfezi çevrelemiş bisiklet yollarında yüzlerce kişiyi bisiklet sürerken görebilirsiniz. Biz de eşimle bisiklet sevgisinin bir hayli fazla olduğu Karşıyaka semtinde oturuyorduk. Üniversite/iş amaçlı geçici olarak İzmir’de yaşıyorduk.

Benim için 2 senelik bir İzmir yaşantısından sonra hem memlekete dönüş, hem de radikal bir karar alarak Peakode’u kurmak sebebiyle Bursa’ya taşınma kararı aldık.

Bisiklet sevgisi Bursa’ya taşınmamız ile birlikte farklı bir boyut kazandı. Büyüleyici bir şehir olan İzmir’den sonra Bursa’yı tekrardan sevdirecek birşey olmalıydı. Uludağ ve içerisinde barındırdığı yaşam, evet.

Uludağ; dereleriyle, yaylalarıyla, dağ köyleriyle bir çok doğal güzelliklere sahip bir yer. İzmir’den sonra bisiklet sürmeyi daha heyecanlı ve keyifli bir hale getirecek bir yer varsa, o da Uludağ idi.

Bursa’ya adaptasyon sürecinde Peakode’un ilk ofisine her gün bisikletle gidip geliyordum ve bundan çok keyif alıyordum. İlk ofisimiz Bursa Botanik Parkı denilen büyüleyici güzelliklere sahip bir park içerisinde yer alan bir koyteynırdı (garaj niteliğinde).

Uzun bir süre boyunca ulaşım aracı olarak bisikleti kullanmak, kondisyon anlamında da katkı sağlıyordu. Haftasonları çeşitli köyleri, gölleri keşfetmek adına tek başıma yola çıkıyordum.

Yola tek başına çıkmak çok önemli.

Çünkü şehri arkada bıraktığınız andan itibaren insanları, otomobilleri ve hatta mobil servisleri arkanızda bırakmış oluyorsunuz. Yapay yaşamdan çıkıp, doğal yaşamla karşılaşmış oluyorsunuz. En önemlisi de bu yalnızlıkta yalnızca kendi içinizin sesini dinliyor olmanız. Düşünmek için mükemmel bir yer.

Herşey hedef koymakla başlıyor

Önümüzdeki haftasonu bisikletle uzaklara gitmek istediniz. Herşey hedef koyarak bir rota yaratmakla başlıyor. Haritayı açıp rastgele bir rota çizip, yola çıkıyorum. Rotanın ucunda bir hedef var ve o hedefe ulaşmaya çalışıyorum. Hedefin sonunda kahvenizi yudumlayıp “ne keyifliydi ama” diyebileceğiniz bir nokta var ve o hedefe ulaşmak için bir hayli enerji harcıyorsunuz.

Keyifli anlar

Rota boyunca sizinle muhabbet eden, sizi gerçekten dinleyen bir çok güzel insanla karşılaşabiliyorsunuz. Evine odun taşıyan amcalar, sizi taklit etmeye çalışan bisikletli küçük çocuklar ya da taze meyve ikram eden teyzeler. Bu yolda sizi motive eden birçok etken mevcut.

Çeşitli zorluklar da var

Yaklaşık 10 ay önce Dobruca köyü civarında bir rota çizmiştim. Rotamın tam zirvesindeydim. Bu hedefi gerçekleştirmek için yüzlerce metre tırmanmıştım. Toprak yoldan keyifli inişe başlamak için herşey hazırdı. Herşey yolunda gidiyordu, hak etmiştim.

Ta ki bir çiftliğin yanından geçene kadar. Gözlerinde ölüm gördüğüm (ciddiyim) 8 köpek çevrelemişti ve ince yoldan devam etmemem için ellerinde geleni yapıyorlardı.

İki seçeneğim vardı: ya köpeklerin üzerine giderek hedefime doğru ilerleyecektim, ya da geri dönüp başarısız olacaktım.

Direndim, vazgeçtim. Çok korkmuştum. Geri döndüm. Başarısız olmuştum.


Yeniden dene

Köpeklerle karşılaşmam üzerinden tam 10 ay geçti ve ilk yola çıkışımı geçtiğimiz hafta sonu yaptım. Köpek korkusunu yenememiştim ancak bu korkunun üstüne gitmem gerekiyordu. Hedefimde (daha önce de 1 kere gittiğim) Dağyenice Göleti vardı. Farklı bir yoldan gitmeyi planlıyordum. Yolda birkaç kez köpekler tarafından rahatsız edilmeme rağmen hedefimi gerçekleştirmiştim. Bu sefer tüm zorlukların üstesinden gelerek başarılı olmuştum!

Dağyenice Göleti, Bursa — Mart, 2016

Bu yolda çıkarılacak dersler

Hedefler koyarsınız. Bu hedefler doğrultusunda tüm enerjinizi ve hayatınızı ortaya atarak ilerlersiniz. Yolda keyif veren ve motive eden çok sayıda şey vardır. Zorluklarla da karşılaşırsınız. Ya bu zorluklarla savaşmayı tercih eder başarılı olursunuz, ya da zorluklardan korkar, üstesinden gelemez ve geri adım atarsınız. Yaptığım son rotada doğrulattığım fikir bu oldu.

Peakode olarak iş fikri ve hedefi olan girişimci birçok müşterimiz var. Kendi geliştirdiğimiz ve başarılı olan/olmayan bazı ürünlerimiz de var. Tüm bu süreçlerde benzer senaryoları gözlemliyor, yaşıyoruz.

Kurduğunuz veya kurmak üzere olduğunuz yeni bir startup, girişim ya da iş fikrini uygulama süreci de buna benziyor. Peakode’u kurduğumuz günden bugüne, “1.5 sene içerisinde” her gün benzer durumlarla karşılaşıyoruz. Yolda seni motive eden ve destek olan çok güzel insanlar vardır. Başarmanı engelleme boyutuna gelecek birçok engel de vardır.

Asla pes etmemek gerekiyor. Pes edersen başarısız olursun.

Yaşadığım zor durumları paylaştığımda annem şöyle derdi:

Hayatta herşey inişli çıkışlıdır. İnişi yaşamazsan çıkmanın ne demek olduğunu anlamazsın. Hayat böyledir.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.