Değişen Hayatlar

Yazar olmak istediğime dair bir yazı yazdım ve gerçekten olmak istiyorum. Hatta belki biraz yazar bile denebilir bana. En başta da yazar olmak düşüncesi çok kolay geliyordu; yazmak ne kadar zor olabilirdi ki?
Gün geçip yazarlık konusunda daha ciddi düşünmeye başlayınca bir şeyler eksik gelmeye başladı. Öncelikle çok plansız ve tembel bir insanımdır ben ama bir yandan da yaptığım işi çok seversem dünyanın en çalışkan insanlarından biri olabilirim. O yüzden önce yazarlığı ne kadar sevdiğime karar vermem gerekti.
Başlangıç olarak sürekli yazı yazmaya ve okumaya devam ettim ve ediyorum, bu gerçekten benim hayalim mi sorusuna cevap bulmak için. Hatta o “Sabah 8'den önce”, “Planlı bir hayat” gibi yazıları okumayı hiç sevmezdim, onları bile okumaya başladım (ki hala daha çok sevmiyorum). Onları okuyunca tek bir şeyi fark ettim, eğer yazar olacaksam benim bir düzene ihtiyacım vardı. Sabah 8'den önce kalkmak ya da planımı şöyle hazırlamalıyım gibi yazılanları uygulayamazdım. Benim kendime göre yeni bir sisteme ihtiyacım vardı ve bu sadece yazarlık konusunda değil, hayatımın kalanında da bana yardımcı olacak bir sistem olmalıydı.

Bir kağıt alıp, ne yapmalıyım ve ne yapıyorum diye iki liste yaptım yanyana. Sonuç beklediğimden kötü çıktı. En basitinden, geçen çok yakın bir arkadaşım da söyleyince daha da bir can acıtan sorun en tepedeydi; ben sorumluluktan kaçan bir insandım ve belki haftalar veya aylarca bunun üzerinde kafa yordum. Sonunda sadece son birkaç aydır sorumluluktan kaçmadığımı fark ettim ve bu aralar beni en çok mutlu eden durum buydu. Çünkü hissetmeye başladım. Ne hissettiğimi tarif etmem çok zor ama bir şeyler değişmeye başlamıştı.

Bu tür şeyleri düşünürken bir yandan da plan yapıp not almam gerekiyordu. Çünkü şu ana kadar bütün hayatımı kafamda oynadım. Hatta üniversite sınavlarına hazırlanırken bütün matematik sorularını kafamdan çözmeye çalıştığım için dershanede ki hocam annemlere bu çocuğun yazarak çözmeye alışması gerekiyor demişti. Bu sorun üniversite de hala devam ediyor… Yapmam gereken, fikirlerimi ve düşüncelerimi yazıya dökmekti. Öyle bir şey ki, bir yazı konusu buluyorum ve onu kafamın içinde yazıyorum ama çabuk unutan biri olduğum için o kadar düşünerek uğraştığım (belki 1–2 saat) fikir kaybolup gidiyor.
Sonunda 2 uygulama ve 1 defter ile sorunumu çözmeye başladım. Uygulamalar Evernote ve Pocket, defter ise özenle seçip aldığım çizgisiz orta kalınlıkta siyah kapaklıydı (sadeliği seviyorum bu tür konularda, odaklanmayı kolaylaştırıyor).
Bu soruna bir çözüm bulunca başka bir sorun çıktı karşıma: Okumak. Okumayı çok seven bir insanım, her boş anımda da bir şeyleri mutlaka okurum ama bunu düzenli bir hale getirmem gerekiyordu. Gün içinde şu saatler arasında 2 saat okuyacağım gibi bir şey yine yapamazdım. Benim severek okuyacağım kitaplara ihtiyacım vardı; çünkü onları okumak için plan yapmam gerekmiyordu. O sevdiğim kitaplar bitene kadar tek önceliğim okumaktı çünkü. Bu sorunu da severek okuyacağım kitapları bularak çözdüğüme inanıyorum.
Bir başka sorunum ise; o kadar çok fikir vardı ki kafamda, hepsini yapmak için uğraşırken aslında hiçbir şey yapmıyordum. Önce şunu yapayım derken aynı anda bir başka konu hakkında düşünüyordum. Bu yazacağım yazılarla da veya yazmak için uğraştığım kitap için de aynıydı. Aslında bu da plansız olmamın sonuçlarından biriydi ama bu sefer o bahsettiğim 2 uygulama ve 1 defter işime yaramazdı. Sakin olmalıydım, içimde her şeyi yapmak her işe bulaşmak isteyen ateşle doğru oynamalıydım. Onu söndüremezdim ve söndürmek istemiyorum ama kontrol edebilirdim ve ateşi kontrol edebilmek için sürekli kendi içimde kavga ettim, tartıştım, gerildim, mutlu oldum ama sonunda bir öncelik sırası yapıp içimde ki her şeyi birbirine bağladım. Kendime bir zaman sınırı koydum, bu sınırı da koltukta otururken; “Ben 1 yıl sonra şunu yapmış olacağım.” tarzından değil, yine elime kağıdı kalemi alıp bir zaman çizelgesi eşliğinde koydum.

Şu ana kadar anlattıklarım en temel sorunlarımdı, biraz daha uzatıp daha farklı sorunlara bulabildiğim veya bulamadığım çözümleri anlatmak isterdim ama bu yazıyı yazmamda ki amacım başka.
İnternet çok açık bir kaynak, herkes istediği her şeyi yazabiliyor ve her yazının da bir okuyucusu var mutlaka 1 kişi de olsa. Sorum ise; biz bu yazılardan kendimize ne katabiliyoruz veya ne kadar katabiliyoruz? Türü ne olursa olsun her yazının içinde bir mesaj olduğuna inanıyorum, biz bu mesajları doğru algılayabiliyor muyuz? Sabah 8'den önce uyanmamız gerekiyor, çok güzel ama her insan 8'den önce aynı şeyi yapamaz. Kısacası okuduğumuz yazıları kopyalamayı mı çalışıyoruz; ben de bunu yaparsam başarılı olurum veya kendi hayatımız da bir değişiklik yapmak için araç olarak mı kullanıyoruz? İlk okuduğum da ben de denedim ama işe yaramadı, çünkü o sistem bana göre değildi. Bunu anlayabilmek için de bu yazılara karşı olan bakış açımı değiştirmem gerekti.
Geleceğimi hiç bu kadar net görmemiştim, tabi ki daha çok net değil ama sis bulutları yavaş yavaş kayboluyor. Temelli bir değişim yapmadım hayatımda ama küçük değişiklikler ile büyük değişimler yaratabileceğimi fark ettim. Bu hepimiz için böyle.
Önceden kaçmak bir çözümdü benim için, bazen hala öyle ama artık kaçarsam istediğim hiçbir şeyi yapamayacağımı fark ettim en azından.
Dip not: Bu yazıyı, herkesin sorunu aynı olabilir ama çözümü farklı olduğunu düşündüğüm ve bu mesajı verebilmek için yazdım. Çok güzel ilham verici yazılar var ama önce kendimizi tanımamız gerektiğine inanıyorum. Ve bence bizim en büyük sorunlarımızdan biri dünyanın kalanı ne yapıyorsa onu taklit etmek. Buna bir çözüm bulmamız gerekiyor.