Deadline dündü

Bu yazımda sizlere ajans hayatında gözlemlediğim yanlışlıkları anlatacağım.

Ajanslarda çalışmak başlangıçta çok güzel. Düşünsenize, sizden önce ajanslarda çalışmaya başlayan o cool insanlar gibi olacaksınız. Gelsin biralar gitsin tekilalar, happy hourlar, toplantılar vs.

Hevesinizi kırmak istemezdim ama;

Happy hour denilen şey genelde Cuma günü 5'te başlar, 6'ya kadar çalışarak devam eder. Tek fark nadiren mangal partisi olur ya da yanınızda bira/meşrubat varken çalışmaya devam edersiniz. Adı happy’dir ama o kadar da mutlu mesut değildir. İyi örnekleri de var, tenzih ediyorum.

Happy Hour (temsili değil)

Eğer işiniz bittikten sonra ajansta takılmak isterseniz bu bir alternatif olabilir ancak şahsen ben bütün gün çalıştığım kapalı ortamdan çıkmayı tercih ederdim.

Gerçekte diğer insanlara nazaran biraz daha iyi fotoğraf çekebildiği, efekt yapabildiği için dışarıdan x10 cool görünen instagram fotoğraflarının ardında gerçekten düzensiz ve acil bir hayat var.

Acil işler yapan reklam ajansı logosu (temsili)

Kısaca özetlersek;

  • Mesai teknik olarak 9:00'da başlar ancak zaten genel düzensizlik, trafik, sosyal hayat vs. gibi problemlerden işe geç kalmalar olacaktır. Tabi çok cool olduğumuz için bu ajans nezdinde bir süre problem olmaz. Problem olsa bile yine bozulacaktır çünkü genel düzensizlik hakimdir.
  • Her işte sizden deadlinelara ve kurallara sıkı bir şekilde uymanızı bekleyen ajans sizin hak/hukukunuzu minimum seviyede gözetir. En azından maaşınız aksamaz. Ha sigortanız da olur (tabi ki asgari ücret üzerinden)
  • Mesai yaparsınız. Ancak mesai ücreti alan bir ajans çalışanı görmedim.
Mesai yapmak: Bir iş yerinde, yasal günlük iş süresi dışında ek bir ücretle fazla çalışmak. (Kaynak: TDK)
  • Deadline’lar her zaman sıkışıktır çünkü işi gönderen markadaki görevli kişi kaytarmaktan ya da başka sebeplerden ötürü işi sizden teslim alması gereken tarihten bir gün önce vermiştir.
  • Bazen bu görevli olayı abartıp işi gönderir ve sorduğunuzda deadline’ın “dün” olduğunu söyler. Bu sırada saat 16:00 sularındadır.

Bazen olaylar daha da enteresan bir hal alabilir.

  • Perşembe, Saat: 17:30: Arkadaşlar, çok acil bir işimiz var ve yarın sunum yapmamız lazım!
  • Cuma, Saat: 18:00:
    + Pazartesi üç alternatifli bir logo yapmamız lazım…
    - Deadline Salı değildir umarım?!
    + Şöyle ki Salı gibi (!!!), geçici bir logo göstermemiz lazım, toplantıda kartvizit verecekler ve logoları yok!!
    - …… (uzun süren sessizlik)

Peki bu kadar düzensizliğin asıl sebebi ne?

Gözlemlediğim kadarıyla şunları söyleyebilirim.

- Ajansın para sebebiyle müşteriyi elden kaçırmak istememesi
- Ajansın kendini gösterirken on gömlek üstün davranması ancak yaptığı işlere çektiği fiyatın işin tam karşılığı olmaması
- Ajansın çalışanlarına ve ofis ortamına yeterli yatırımı yapmaması (maaş, ekipman, etkinlik katılımı, eğitimler dahil)
- Ajansın çalışanlarının sürekli kendini geliştirmesini beklemesi ve bunu işten geç çıktıktan sonra yapmalarını beklemesi
- Marka yöneticilerinin ya da proje koordinatörlerinin (ya da her neyse) müşteriyle muhatap olan kişinin teknik bilgisinin az olması/ hiç olmaması
- Yine marka yöneticilerinin üzerinde çok fazla iş yükü olması ve ajans yönetiminin bu durumu görmemesi/görmezlikten gelmesi
- Marka yöneticilerinin teknik bilgileri olmamasına rağmen tasarım/yazılım ekibini yönlendirmeye çalışmaları
- Marka yöneticilerinin müşteriye “dur” diyememesi
Müşterinin her istediğine evet diyen marka yöneticisine karşı çıkan teknik ekibe “ama öyle görmek istiyorlar” diye cevap vermesi buna çok net bir örnek teşkil edecektir.
Müşteri tasarlanan sitenin fontuna niye karışır ki? Hem de kopya bir site istemişken! (işin başka bir siteden klonlanması isteğini engelleyememek de ayrı bir sorun lakin buna değinmeyeceğim.
- Müşterinin işi bildiğini zannederek tasarım ekibinin yaptığı her işe (gerçek anlamda) saçma sapan revize vermesi
- Müşterinin işi revize adı altında defalarca yeniden tasarlatması ve zaman kaybettirmesi
- Müşterinin ödemeyi aksatmak için sürekli memnuniyetsiz bir tavır takınarak yapılan işleri kabul etmemesi

Eklemek istediğiniz yorumlar olursa bu listeyi uzatabiliriz.

Bunları düzeltmek ütopya değil.

Mutlu ajans ortamı (temsili)

Ajans tecrübem kadar freelance çalışma tecrübem de var ve ben bir firma/ajans/kurum olmadığım halde müşteriye nerede durması gerektiğini en baştan söyleyebiliyorum. İşin güzeli hiç deadline problemi yaşamadım.

Lakin freelance çalışırken de bazı müşteri tipleri tehlikeli olabiliyor »

Aslında sorunları ortaya koyunca çözüm de kendiliğinden geliyor ama burada asıl görev ajans yöneticilerine düşüyor. Müşteriyle ilk kontağı kurarken kurallarınızı koyarsanız müşteri ya buna uyması gerektiğini anlayacak ya da en kötü ihtimalle çalışmak istemeyecektir fakat her ajans bu şekilde çalışıyor olsa markalara da çeki düzen verilebilir.

Nitekim ajansı revize manyağı etmiş bir firmaya ayar verip telefonda sözleşmeyi feshedebilecek kadar yetkili proje koordinatörleri olduğunu da duydu kulaklarım.

“Hadi oradan” seslerini duyar gibiyim ama unutmayın, aynı ajanslar sosyal mecralar ortaya çıktığında markalara bunların önemini anlattılar ve birer departman kurup para kazanmaya başladılar.

Nasıl daha verimli çalışılacağını da öğretebilirler.

Çünkü bunlar düzelirse (umarım o günler yakındır) zincirleme olarak her şeyi düzeltecektir. Yeterli maaş alan bir ajans çalışanı kirasını, faturalarını ödemek konusunda zorlanmayacak ve mutlu olacaktır.

Emekli olduğunda alacağı ücretin asgari olmayacağını ve mezara kadar çalışmak zorunda kalmayacağı güvencesine kavuşan ajans çalışanı bunu sağladığı için çalıştığı yere bağlı ve müteşekkir olacaktır.

Geri kalan her şey otomatikman düzelecektir.

Yaratıcı işlerde çalışmak bir tercihtir

İşimiz çok fazla teknik bilgi ve yaratıcılık gerektirmekte. Bu da her isteyenin bir sınavla memur olması kabilinden bir şey değil. Bu işi gerçekten sevmeyen insanlar yapamaz. Ve işini seven insanlar bunu profesyonel anlamda yapmaya başladıklarında işlerine olan saygılarını yukarıda saydığım sebepler yüzünden kaybetmeye başlıyorlar.

Ayrıca bu bozuk düzene rağmen böyle işler çıkıyorsa sorunların az olduğu bir ortamda nasıl işler çıkar siz hayal edin.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, eklemek istedikleriniz olursa yazıyı güncelleyebilirim ya da yorumlarda belirtebilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler.