Dijital Göz V.1


Geniş bir veri tabanına kayıt ediliyoruz. İçinde yaşadığımız dünyada belki de olması gereken bu diyebilirim.

Paranoyak düşüncelere kapılıp felaket tellallığı yapmayacağım…


Tüm bunlardan ziyade peşinde olduğum şey, kayıt olanaklarının form ve biçim değiştirmesi ve yaşantılarımızda nasıl yer aldığı.

Aslında çoğunuzun bildiği bir terane. Yazmamın sebebi ise diğer yazacaklarıma temel oluşturuyor olması. Dönüp dönüp bakarım diye.

´Kayıt Olanağı´ kavramının ilk heyecanını ve kıymetini sanıyorum ki 1800´lü yıllarda yaşamadan algılamamız çok zor. Kesinlikle herkes kendi devrinin kahramanıdır. O ilk heyecanı her ne kadar yaşamak istesekte yeni kayıt olanaklarının heyecanı da bize oldukça yetiyor. Peki içinde yaşadığımız dönemde ´Kayıt´kavramını nasıl görüyoruz?

İçerisinde yaşadığımız dünya tam olarak bir fotoğraf kuramcısının söylediği gibi;
´Seyret ve Kaydet, Kaydet ve Seyret´

Gelişen ve büyüyen toplumlarda güvenlik algısı hiç olmadığı kadar önem kazanıyor. Büyümekte olan şehirlerde, kalabalık kentlerde, denetim zorlaşıyor, suç ve terör eylemleri artıyor. Çoğu faktörle paralel gelişen teknoloji ise güvenlik sorununa da yaptırıcı ve caydırıcı önlemler almaya devam ediyor.

Artık hiç yabancısı olmadığımız, hemen hemen her yerde karşımıza çıkan kameralar artık şehirlerin eklemi haline geldi. Hatta güvenlik eksikliği olarak görüp yokluklarında rahatsız oluyoruz.

Çalışanlarını denetleyen ve gözetleyen iş veren, müşterileri izleyen mağaza sahipleri, oto yollarda hareket sensörlü mobeseler, çocuklarını gözetim altında tutan ebeveynler… Bütün bunarın ortak derdi ve bu eylemlerinin arkasında yatan neden, gözetlemek ya da bir başkasının özel yaşamına izinsiz girmek değil, yaşamın doğal akışını güvende tutmak, olası risklere karşı önlem almak sevdiklerini korumak ve kollamak olarak açıklanıyor.


Toplumsal yaşamın her aşamasının sistematik olarak kayıt altına alınması, doğal bir süreç olarak algılanmaya başlandı.


Evet bu süreç öylesine doğal bir hal almıştır ki devlet yurttaşlarını kayıt altına almak için özel bir çaba sarf etmek zorunda kalmadan, yurttaşlar tüm verilerini sisteme dahil olması için kayıt altına almayı bizatihi talep etmektedir.

Bu noktada Anthony Giddens, Gözetim ve gözetlemenin iki farklı anlamı olduğunu söyler.

İlki, şifrelenmiş bilgi birikimidir. Burada kişilerin nesneler haline getirilerek kodlanmasından bahseder. Toplanan bilgiler basit bir bilgi toplamanın ötesindedir. Aynı zamanda depolanan bilgi, belirli bir sınıflandırma ve ayırt etme işlemi de içerdiği için nitelikli bir bilgi toplama işlemidir.

İkinci amacı ise, otorite kuran kişilerin diğerlerinin hareketlerini takip etmesidir.

Kısacası gözetleme yönetim iktidarı olarak modern devlette daha fazla önem kazanmıştır ve devletin idari kapsamını yönetmesine denk düşmektedir.

Özellikle son yıllarda yaşanan terör eylemlerinin ardından devletler, gerek ulusal gerekse de uluslararası düzlemde gözetim araçlarını terör ve güvenlik söylemleri üzerinden meşrulaştırarak devreye sokmuşlardır. Bu durumun en temel örneği,

11 Eylül 2001

Toplum güvenliği ön plana çıkıyor ve güvenlikleştirme (securitization) söylemi meşru kılınıyor.

Gözetlenen kitlenin hacmi büyüyor. Devlet organları ve devlet dışı organlar tarafından yurttaşın kişiye özel hassas bilgileri de dahil olmak üzere tüm verileri sürekli ve düzenli kayıtlanır hale geliyor.

Topluma karşı güvenleştirme politikaları iyiden iyiye empoze olmuş durumda. Gizli dinlemeler, pc lerin aranması — el konulması, yerel kütüphanelerdeki okuyucu profilleri…

2002 yılında onaylanan ´The Safety Act´ Güvenlik Yasası koşut olarak terörizme karşı ileri teknoloji mücadele verilmesi de gündeme getirildi. ´The Study of Terrorism and the Responses to Terrorism´( START) oluşturulmasıyla web sitelerinin semantik yapısı incelenmeye başlandı.

Kim bilebilir? Bu teknolojik kayıt imkanları ve devasa veri tabanları oluştukça Dijital Arkeoloji gibi yeni meslek alanları ortaya çıkmaya başlar.

Gerçek şu ki, modernleşme ile beraber Risk Toplumu oluşuyor. Yığınların ve bireylerin risk kategorileri içerisinde ayrıştırılmaları, risk yönetimini kolaylaştırıyor olması bir gerçek.

Bir yanda enformasyona erişim diğer yanda gözetleme ve kayıt.

İşte bu noktada David Lyon; bireylerin güvenliklerinin sağlanması uğruna özel yaşamlarının gizliliğinden ve mahremiyetinden vazgeçerek böylesine yüksek bir bedel ödemeye razı olduklarına dikkat çekiyor.

Devlet mahallenin meraklı teyzesi gibi gözetleme yapmadan gününü geçiremiyor. İktidarın bilgiye ulaşmasının en önemli ayağı olan gözetleme aynı zamanda toplumu disipline edici bir niteliğe de sahip olarak görülüyor.

Peki devlet yurttaşını neden kayıt altına almakta ve gözetlemektedir?

Bir sonraki yazıda devam…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated süleymanduman’s story.