Dijital Göz V.2

Türkiye’de neredeyse her il de güvenlik odaklı Mobese merkezleri bulunmaktadır.

Peki devlet yurttaşını neden kayıt altına almakta ve gözetlemektedir?

Bu durum asla günümüze özgü değildir. İktidar tekniklerinden biri olan gözetim, modernite öncesi dönemlerde kabilelerin, imparatorlukların, monarşilerin ve dinlerin başlıca egemenlik mekanizması olarak işlev görmüştür. Kaydetmenin eski yöntemlerinden biri olan yazı, şifreleme bilgisi olarak devletin idari denetimini kolaylaştırmıştır.

Devletin yurttaşını kayıt altına alıp gözetlemesinin ardında üç temel unsur yatar.

1- Modern Devlette hesaplanabilirlik ve okunabilirlik ön plandadır.

2- Devlet yurttaşlarını potansiyel bir suçlu olarak görür.

3- Ulusal güvenliğin sağlanması için bireyler izlenmelidir.

Suçtan arınmış bir toplum ütopyasını olanaklı kılacak geniş veri tabanına kaydedilmenin gerçekleştirilmesi adına, yurttaşların sıradan bilgileri dahi devletin ve özel şirketin elinde toplanacaktır. Modernliğin geç modernliğe evrildiği 1960´lı yıllar böyle bir toplumsal düzene zemin hazırlanmış olsada 1980´li yıllarla birlikte gündeme gelen neoliberal politikalar dolayısıyla ‘güvenlik politikalarına’ daha fazla gereksinim duyulmaya başlanmıştır. Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve açıklık gibi unsurlarla tanımlanan — yönetişim- modeli ve bu modelin önemli bir parçası olan e-devlet uygulamasına bakmakta fayda var.


Tüm bunların sonucunda elimizde iki tane değişken var :

Kaydeden

Kaydedilen


E-devlet olarak adlandırılan sistem, etkileşim, katılım ve karşılıklılık esasına dayanır????

Kullanıcı odaklı bir kamu yönetimini hedefleyen e-devlet olgusunun yurttaşını edilgen bir kullanıcı olarak konumlandırdığı düşünülürse e-devlet projesinde nasıl bir yurttaş tasarlandığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Zira devlet-yurttaş ilişkisi giderek ‘servis sağlayıcı-müşteri’ ilişkisine doğru evrilmektedir.

Ülkemizde mahalle muhtarının mührü olmadan dosyanızı Vali Yardımcılarının imzalayamaması gerçeğini bu noktada unutmamak lazım. E-devlet kullanıcı kitlesine ve servis hizmetine kuş bakışı baktığımızda kanatlarımızı kopartarak yere çakılmayı istememizi de görmezden gelemeyiz. E-devlet politikaları daha ilk etapta temel esaslarına uymayarak, erişilebilirlik ilkesini eksik bırakmaktadır.

Bu noktada Türkiye´de e-devlet kullanıcılarına yönelik infografiğe göz atabilirsiniz. Gerek devletin e-devlet kapısına yurttaşları zorunlu tutması gerekse kaçınılmaz büyüyen teknolojiye ayak uydurmak adına e-devlet kullanım oranlarının her geçen gün arttığını görüyoruz. Bu noktada kadın-erkek dağılımının sevindirici olması da cabası.

Ekranlarda yaşıyor olmamızın bazı getirileri ve götürüleri var. Günde kaç ekrana bakıyoruz? Hangi servisleri kullanıyoruz? Nasıl kullanıyoruz? Kullanabiliyor muyuz?

Bu durum ise beraberinde kullanıcıların servisleri doğru ve işlevsel bir biçimde kullanabilmesini beraberinde getiriyor. Günümüzün ve geleceğin olmazsa olmazı olan Kullanıcı Deneyimi Tasarımı´nın bir zorunluluk haline geldiğini de belirtmeden geçmeyelim. Bu konuya ilerleyen zamanlarda tekrar dönüş yapacağım.

Günümüzün kahramanları iki farklı kimlik taşıyor. Yeri ve zamanına göre şekil değiştirebiliyor. Kahraman bazen kameranın önünde olurken bazen kameraların arkasında yer alabiliyor. Bu şekil değiştirme günümüzde yeni bir kimliğe bürünerek tek karakter olarak karşımıza çıkıyor.

Bu kahraman bizleriz…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.