Dijital Yayıncılar Toplanın! Helva Yapıyoruz!

Fotoğraf: Igor Stevanovic

Artık bir klişe haline gelen “Bu yıl, mobilin yılı olacak” devrini çoktan geçtik. Zira hayatımızda artık nesnelerin interneti (IoT), yapay zeka (AI), sanal gerçeklik (VR), arttırılmış gerçeklik (AR), makine öğrenimi (ML) gibi teknolojiler girmişken, sadece mobil odaklı düşünmek pek de anlamlı olmaz. Ancak söz konusu dijital yayıncılık olduğunda, mobilin birçok şeyden daha fazla öneme sahip olduğunu; içerik odaklı geliştirilen yeni mobil sistemleri takip etmeyen/incelemeyen/kullanmayan yayıncıların, yakın zamanda rakiplerine karşı sürdürdüğü yarışı kaybedeceğinden emin olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Hangi sistemlerden bahsediyorum?

Yazının ana konusunu oluşturan sistemler/platformlar ise, Facebook, Google, Apple gibi platformların kullanıcı deneyimini arttırmak, yayıncıların erişim hacmini genişletmek, -ve tabi ki kendi platformlarının kullanılmasını sağlamak- amacıyla geliştirdikleri yeni içerik görüntüleme mecraları. Instant Articles, AMP (Accelerated Mobile Pages), Google Newsstand, Apple News ve diğer RSS sistemleri…


Instant Articles

Facebook ilk olarak Mayıs 2015'te duyurduğu Instant Articles isimli yeni içerik görüntüleme sistemini sınırlı sayıda yayıncı ile test etmişti. Dün düzenlenen F8 konferansında ise -söz verildiği gibi- herkesin kullanımına açıldı. Peki nedir bu Instant Articles? Facebook, kullanıcı ve yayıncı tarafında ne gibi etkileri olacak?

Instant Articles’ı kısaca; Facebook’ta paylaşılan web site bağlantılarını tarayıcıda açmak yerine, bu içerikleri daha hafif ve daha hızlı bir şekilde doğrudan Facebook’ta açmayı sağlayan kapsamlı bir içerik görüntüleme sistemi olarak tanımlayabiliriz.

Web sayfalarının yavaş açılmasına sebep olan, okuma deneyimini zorlaştıran arayüz elementleri ve tarayıcıları bir kenara iterek; hafif, hızlı ve kullanıcı odaklı bir içerik deneyimi sunan Instant Articles, bugüne kadar yapılan testlerde de oldukça başarılı sonuçlar vermiş durumda:

  • Instant Articles uyumlu içerikler %20 daha fazla okunuyor,
  • Standart bir web sayfasına göre 10 kat daha hızlı açılıyor,
  • Kullanıcılar %70 daha az siteden çıkıyor,
  • İçerikler %30 daha fazla paylaşılıyor.

Görüldüğü gibi yapılan testler oldukça başarılı sonuçlar vermiş durumda. Instant Articles sayesinde kullanıcılar yüksek düzeyde bir içerik deneyimine sahip olurken; yayıncılar da erişim ve etkileşim hacimlerini genişletmiş oluyor. Facebook ise kullanıcılara ve yayıncılara sağladığı faydaların yanı sıra, elbette kendisi de bu yeni sistemden faydalanıyor. Yani Instant Articles sayesinde kullanıcılarını platform içerisine tutan Facebook; “Bakın Facebook’ta her şey var, Facebook’un dışına çıkmayın, her şeyi Facebook’ta yapın” demek istiyor kısaca.

Eğer normal bir kullanıcıysanız, Instant Articles uyumlu içerikler okumak için ekstra bir şey yapmanıza gerek yok. Zira bu sistem Facebook ile yayıncılar arasında uygulanıyor. Eğer yayıncıysanız da aşağıdaki adımları uygulamanız gerekiyor:

  1. instantarticles.fb.com adresinden kaydınızı yapın,
  2. İçeriklerin Instant Articles’a uyumlu olması için gereken teknik düzenlemeleri web sitenizde uygulayın,
  3. Instant Articles’a uyumlu en az 10 içerik oluşturun ve Facebook’un onayına gönderin.

Tüm bu işlemlerin ardından Facebook’un içeriklerinizi onaylaması durumunda artık Instant Articles uyumlu içerikler yayınlamaya başlayabilirsiniz.

Teknik detaylarda boğulmak istemeyen yayıncılar için Facebook bazı platformlar ile işbirliği sağlamış durumda. WordPress, Drupal gibi CMS devleri başta olmak üzere; ShareThis, Atavist, Steller, Sovrn gibi platformlar bulunuyor. Instant Articles ölçümlemeleri içinse; Adobe Analytics, Nielsen, comScore, Chartbeat, SimpleReach, Parse.ly platformları yer alıyor. Tüm bu işbirliği sağlanan platformlar, yayıncıların Instant Articles’ı platformlarına daha kolay entegre etmelerini ve kolay bir şekilde ölçüm yapmalarını sağlıyor. Örneğin WordPress sistemini kullanan yayıncılar, gerekli düzenlemelerin yanı sıra WordPress Instant Articles eklentisi ile birçok teknik detay ile uğraşmaktan kurtuluyor.

Yayıncıların reklam yayınlarını da Instant Articles içeriklerine entegre edebildiğini de belirtmek gerekiyor.

Detaylı bilgi: instantarticles.fb.com


AMP (Accelerated Mobile Pages)

Google öncülüğünde başlatılan açık kaynaklı AMP projesi de Facebook’un Instant Articles sistemine benzer bir işleyişe sahip diyebiliriz. İlk olarak Ekim 2015'te duyurulan ve an itibariyle kullanımda olsa da hala çalışmaları sürdürülen AMP projesi, arama sonuçlarında çıkan statik içeriklerin daha hızlı yüklenmesini ve kullanıcıların daha iyi bir okuma deneyimi kazanmalarını amaçlıyor.

Mobil arama sonuçları sayfasında ise üst kısımda ayrı bir alanda gösterilen AMP uyumlu web sayfaları, kullanıcıları aşağıdaki gibi bir arayüzle karşılıyor:

Yani kullanıcılar mobil arama sonuçlarındaki sayfalara tıkladığında doğrudan web sitelerinin kendi arayüzleri yerine AMP arayüzü ile hafifleştirilmiş içeriklere ulaşıyor. Bu sayede sitenin erişim hızı arttığı için dolayısıyla kullanıcı deneyimi de arttırılmış oluyor. Verilen istatistikler ise şöyle:

  • AMP uyumlu web sayfaları 4 kat daha hızlı açılıyor,
  • Diğer sayfalara göre 10 kat daha az veri harcıyor.

AMP sisteminde kullanıcılar ayrıca sağa sola kaydırma işlemiyle ilgili sonuçlarda gösterilen sayfalar arasında kolay bir şekilde geçiş yapabiliyor. Ek olarak yayıncılar, Instant Articles’da olduğu gibi çeşitli reklam yayını veya satın alma servisleri gibi entegrasyonları da gerçekleştirebiliyor.

Detaylı bilgi: ampproject.org | GitHub


Google Play Newsstand (Gazetelik)

Yine Google’ın yayıncılara yönelik geliştirdiği bir başka mobil servisi olan ve Android kullanıcıları başta olmak (iOS’te de kullanılabiliyor) üzere birçok kişinin bildiği ve kullandığı Google Play Newsstand (Gazetelik) servisinden bahsetmek istiyorum. Bu servis hepimizin bildiği gibi çeşitli haber kaynaklarını ve dijital dergileri kolay bir şekilde tek bir çatı altında toplamayı ve yine aynı servis üzerinden bunları okumayı sağlıyor.

Kısaca bir haber ve dergi okuma servisi olan Google Play Newsstand, temelde standart bir RSS servisi gibi gözükse de bundan çok daha kapsamlı bir işleyişe sahip. Google Play üzerinde de gördüğünüz üzere özel bir alanı bulunan bu servis, yayıncılara içeriklerini özelleştirme konusunda da çok fazla seçenek sunuyor.

Google Play Newsstand’de yer almak isteyen yayıncılar, Newsstand Producer sayfası üzerinden kaydolup kendi yayınlarını düzenleyebiliyor. Standart RSS bağlantılarının da eklenebildiği bu yayınlama platformunda; kategori ve içerik ekleme, düzenleme, sıralama, medya ekleme, arayüzü kişiselleştirme gibi birçok işlem gerçekleştirilebiliyor.

Ücretli-ücretsiz tüm yayınlara izin veren Google Play Newsstand, içeriklerde reklam yayınlarına da izin veriyor. Ayrıca Google Analytics ile entegre ederek, etkileşim ölçümleri de yapılabiliyor.

Detaylı bilgi: support.google.com/producer/answer/2723365


Apple News

İlk olarak Newsstand ismiyle kullanıma sunulan, ardından ise Apple News olarak kullanıcıların karşısına çıkan Apple’ın bu haber servisinin, yine Google Play Newsstand’a benzer bir yapıya sahip olduğunu söylemek mümkün.

iOS 9.3 güncellemesiyle birlikte yenilenen ve kullanıcılar için kişiselleştirilmiş bir okuma deneyimi sunan Apple News, yayıncılar için de büyük kitlelere erişim imkanı sunuyor.

Yayıncıların News Publisher sayfası üzerinden kayıt olabilecekleri Apple News, diğerlerinde olduğu gibi bazı teknik gereksinimleri de şart koşuyor. Bu koşulları sağlayan yayıncılar Apple onayının ardından üç farklı seçenek üzerinden içeriklerini oluşturabiliyor: News Publisher’daki içerik oluşturma ekranından yeni bir içerik oluşturma, bir eklenti kullanarak ilgili web sitesini bağlama ve doğrudan RSS bağlantısını kullanma.

Detaylı bilgi: apple.com/news


RSS Servisleri

Feedly, Bundle gibi hem web hem mobil odaklı RSS servisleri ya da daha kapsamlı Pocket gibi servisler de kullanıcılara kolaylık sağladığı kadar yayıncılara da büyük fırsatlar sunuyor.

Ancak bu RSS servislerinin de yayıncılar için bazı dezavantajları bulunuyor. Örneğin bazı servisler yayıncıların reklam entegrasyonuna izin vermezken, bazıları da zengin medya elementlerini göstermiyor. Tabi bu durum ücretli & ücretsiz kullanıma göre de değişebiliyor.

RSS servislerinde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise, RSS’lerin özet şeklinde kullanıcılara sunulması. Mutlaka denk gelmişsinizdir; RSS servisleri üzerinden bazı yayıncıların içeriklerini okumak istediğinizde, içeriğin tamamını değil, bir kısmının yer aldığını görürsünüz. Ve sonunda “Haberin tamamını okuyun” şeklinde bir bağlantı yer alır. Yayıncıların RSS’deki içeriklerini kısaltmalarının genellikle iki sebebi vardır: Birincisi, RSS servislerinin çoğunun reklam entegrasyonu sunmaması; ikincisi ise, diğer web sitelerinin RSS üzerinden kendi içerikleri kopyalaması. Dolayısıyla yayıncılara bu konuda hak vermemek olmaz. Ancak kullanıcı gözüyle baktığımızda ise “İçeriği ben senin internet adresinden okumak isteseydim, zaten bu RSS servislerini kullanmazdım!” şeklinde bir yakarış ile karşılaşmak da mümkün. Dolayısıyla bu konuda yayıncıların dengeli bir RSS stratejisi izlemesi kendi yararlarına olacaktır. Ancak her ne kadar dezavantajları olsa da bir yayıncı olarak RSS kısıtlamalarını doğru bulmadığımı da belirtmeliyim.


Kafalarda deli sorular

Şimdi de birkaç soru ile sonuca bağlayalım:

1 — 1.5 milyardan fazla aylık aktif kullanıcı sayısı olan Facebook’ta, hacmini arttırmak isteyen yayıncılar için Instant Articles gibi bir servis büyük bir fırsat değil mi?

2 — Haber Kaynağı gibi bir algoritması olan bir platformun, Instant Articles içeriklerini daha ön planda tutmayacağını iddia edebilir miyiz?

3 — Malum Google’ın da bizden akıllı bir algoritması var. Peki mobil uyumlu web sitelerine kıyak gösteren Google’ın, AMP uyumlu içerik sitelerine de kıyak göstermeyeceğini düşünebilir miyiz?

4 — Mobil.. mobil.. mobil.. Her şey mobil, herkes mobil. Peki kullanıcılar mobilde bir siteyi kapatmamaları için maksimum 3 saniye beklerken, içerik anlayışını tamamen değiştiren ve hızlı bir erişim deneyimi sunan bu mobil odaklı içerik servislerini kullanmamak ne kadar akıllıca?

5 — İçeriklerini bu servislere uygun hale getirmeyen yayıncıların, kullanıcı odaklı hizmet vermesini bekleyebilir miyiz?

O halde ne duruyoruz? Hadi helva yapalım!