Evden Çalışmak

2011 Kasım ayından beri SiberUzay Teknolojilerinde kıdemli geliştirici olarak uzaktan çalışıyorum. Uzun zamandır bu şekilde çalışmama rağmen çevrem halen daha durumu kabullenememiş durumda, bu yazıda konuyla ilgili tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.

Evden çalışmak nedir?

Bazı işleri gerçekleştirmek için ofis ortamına ihtiyaç duymayabilirsiniz, yazılım geliştirmekte bu işlerden bir tanesi. Sadece bilgisayar ve internet bağlantısı işinizi icra etmeniz için yeterlidir. Evden çalışmak (home office, remote); işinizi ofise bağımlı olmadan yapabilmek, genellikle de evden yapmak anlamına gelen çalışma şekli aslında. Bu sebepten dolayı “uzaktan çalışmak” belkide daha uygun bir tanımlama olabilir. Yani sabah kalkıp dolmuşa binip işe gitmiyor, yan odaya gidiyorsunuz ve bilgisayarınızı açıp iş başı yapıyorsunuz. Bu.

Yeni mi moda oldu?

Aslında ilaç mümesilleri vb.. işleri yapanlar yıllardır bu şekilde çalışıyor, fakat seyahat ettikleri için dostlar alış verişte görüyor ve çalışma şekillerini çok fazla sorgulamıyor. Bizde ki çalışma şekli oturarak olduğu için göze batıyor. (Gerçi belki “stand desk” ile bu durum çözülebilir :D) Haliyle sorular ardı ardına geliyor ve çoğu zaman can sıkıcı oluyor. “Yav kardeşim neden can sıksın“ diyebilirsiniz ama demeyin, sıkıyor.

  • Şimdi sen çalışıyorsun öyle mi?
  • Sigortan var mı?
  • Saat kaçta kalkıyorsun?
  • Senin çalıştığını nasıl anlıyorlar?
  • Normal maaş mı alıyorsun?
  • Dükkanı nasıl kapatıyorsun? vb..

Çalışan için avantajlar

İlk anda kulağa komple avantaj gibi de gelse aslında durum tam olarak öyle değil. Ben sürekli evden çalışıyorum, dolayısıyla çalıştığım ortamdaki her şey benim istediğim gibi ve dolayısıyla tüm kontrol bende. Sesi, ısıyı, havalandırmayı, masanın pozisyonu vb.. haliyle yaptığım işe odaklanabilmek neredeyse tamamen kendi elimde oluyor. Çok darlandığım zaman duş alabilmekte bir avantaj sayılabilir çünkü normal bir ofis ortamında çok mümkün olmayan bir hareket. Abi belkide sessizlikten oluyor bilmiyorum bir huzur oluyor insanın içinde, sadece klavyenin sesi.. Bizim çok iyi komşularımız var, gün falan olduğunda çok güzel pasta, börek ile dolu tabaklar ikram ediyorlar. Aklıma başkada bir şey gelmiyor.

İş veren için avantajlar

Dünyanın her hangi bir yerinde ki geliştiriciyi bünyesine katabilir. Bu sanıyorum en büyük avantaj. Çalışan, işe gelmek ve gitmek için efor sarf etmediği için daha az stresli ve daha dinç bir şekilde işini icra edecek olması da ikinci büyük avantaj olabilir. Ofis ortamında ki gürültüden, patırtıdan ve diğer stres unsurlarından uzak olduğu için sadece yaptığı işe konsantre olması çok daha kolay. Zamanının çoğunda sadece kendisi ve yapacağı iş var.

Ekibin dağıtık olması toplumsal yada doğa olaylarında bariz avantaj sağlıyor. Mesela İstanbul için sık sık “Metrobüs seferleri aksadı, işe gidemiyoruz” gibisinden şeyler duyuyoruz. Yada ne bileyim kar yağıyor insanlar işe gidemiyor. Bu tür çalışma şeklinde böyle durumlardan etkinlenmek söz konusu değil.

Özetle evden çalışmak iş verenler için, düzgün insanların bulunması durumunda maksimum verim sağlamak olarak yorumlanabilir. Özellikle bizim sektörde, geleceğin çalışma modeli kesinlikle bu olacaktır.

Dezavantajlar

İnsan sosyal bir hayvandır. Fiziksel olarak iletişim kurmadan bir odanın içinde günlerce çalışmak, insanı bu durumu yaşamayanların anlayamayacağı kadar fazla yoruyor ve toparlamak da zor oluyor. Dışarıdan; “ohhh akşama kadar evdesin, yat aşağıya” demek bu yüzden küfür gibi geliyor.

Aileniz dahil çoğu insan sizin gerçek anlamda bir iş yaptığınıza inanmıyor yada inanamıyor. Babam halen daha; “oğlum bıkmadın mı onla oynamaktan” yada “az sessiz olun oğlan ders çalışıyor” diye biliyor. Saat 13 de arayıp, “inşallah uyumuyorsundur, kısa bir şey sorup kapatacağım” diyen yakın arkadaşlarıma her seferinde küfür ediyorum.

Uzun süreler boyunca farklı insanlarla konuşmamaktan olsa gerek, bir topluma çıktığınızda hayvan gibi konuşuyorsunuz. İnsanın boğazı kururda susmamak için su içmez mi? Ahan işte o benim. Bunun üzerine insan bir uyuyor, bir deşarj oluyor ki akıllara ziyan, anlayamazsınız :)

İş ahlâkı olmayan bir insana denk gelirseniz sizi ve takımı çok zorlayabiliyor. (Yaptım, yapıyorum, yapacağım, ahanda yapmak üzereyim bla bla bla) İşine son verseniz bile kırıntıları can sıkmaya yetiyor. Normalde de böyle ama uzaktan olunca biraz daha farklı etkileri oluyor.

Disiplin

Bir önceki iş yerimde 10 yıla yakın ofis ortamında, bir sürü insanla, çeşitli şekillerde çalışma şansım oldu. Hayatta başarılı olacaksan disiplini elden bırakmayacaksın ve köpek gibi “düzgün” çalışacaksın, inancım bu yönde. Çok gülen, eğlenceli ve biraz hiper aktif olduğum için bazıları muhtemelen çalışma sırasında laubali bir tavır sergilediğimi düşünüyor, zaman zaman bunu hissettiğim için söylüyorum. Fakat aksine çalışma saatlerinde çalan telefonu bile çoğu zaman açmıyorum. Herhangi bir plan yapacaksam, o planı iş planıma göre düzenliyorum. Plana göre işimi kesinlikle düzenlemiyorum. Sağlık dışında ki tüm unsurların öncesinde iş geliyor.

Motivasyon

Yazılım geliştirme işi para ile yapılacak bir iş değil diye düşünüyorum, bu iş gönül işi, zevk işi, ego işi. Dolayısıyla eğer parayla motive oluyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Para önemsiz demiyorum, mesela benim çok param olsa akşama kadar gezerim, uyurum. Eğer yaptığınız bir alete güzel bir geri dönüş geldiğinde yada kullanım rakamlarına baktığınızda motive olamıyorsanız bu işi yapmamalısınız. Bende durum böyle, her sabah bilgisayarı açtığımda ilk önce analiytics den rakamlara bakıyorum, yaptığımız şeylerin bir yerlerde kullanıldığını görüyorum, bir önceki dilimden bir tık ileri gittiğimizi görüyorum, gün içinde farklı gelişmeler oluyor onlardan etkileniyorum ve bu şekilde kendimi sürekli aktif tutuyorum, tutmaya çalışıyorum.

Ülke ve dünya gündeminde zaman zaman tatsız olaylar oluyor, bu durumlarda sosyal ağları ve ziyaret ettiğim diğer siteleri engelliyorum. Çünkü konuyla ilgili elimden bir şey gelmeyecek biliyorum, görünce de moralim bozulacak bunu da biliyorum o zaman problemi engelleyerek kökünden hallediyorum.

Zaman Yönetimi

İlk günden ilk problem yemek saati oluyor. Bu şekilde çalışan insanlarla konuştuğumda direkt bu konu açılıyor. Çünkü kendinizi genelde işe kaptırıp yemek saatini sarkıtabiliyorsunuz. Normal ofiste çalıştığım zamanlarda da yemek benim için problemdi, çoğu zaman gittiğimde yemekhane kapalı oluyordu. Eşim ev hanımı ve sağolsun bu ve geri kalan tüm konularda benim yerime çoğu şeyi hallediyor. Duvara vurduğunda mutfağa geçiyorum ve yiyorum. Saat kaçta yiyeceğim, ne yiyeceğim derdi olmuyor. Ohh mis.

Mesai sonlandırma meselesi. Başlatmak kolay çünkü sabahları toplantılar oluyor ama sonlandırmak böyle değil. Çalışma hayatım boyunca fiziksel ve kafa olarak çok hayvani çalıştığım dönemler oldu. Şu anda geriye doğru baktığımda bu durumun kendime çok bir faydası olmadığını, sadece güzel yaşayabileceğim ve belkide o ekstra enerjiyle kendimi daha iyi geliştirebileceğimi düşünüyorum. Bizim işlerin doğası gereği midir bilmiyorum ama belkide çevresel etkenlerinde etkisiyle insan çoğu zaman 7/24 çalışmalıyım gibi hissediyor, fakat burada gözden kaçan en büyük problem saat olarak çok çalışmaktan ziyade verimli çalışmak noktası! Yani sabahlara kadar 3–5 gün çalışıp sonrasında patlıyorsan, yaptığın bir işe yaramıyorsa, kendine ve yaptığın işe ayıp etmiş olursun. Sağlık meselesine girmiyorum bile. Dolayısıyla sabah 9 akşam 17–18 gibi işi bırakıp kendi hayatınıza dönmeniz iki taraf açısından da en hayırlısı. Tabi bu dediğim normal şartlarda olması gereken durum. İşin bitmesi gerekiyordur, tam problemi çözmek üzeresindir, ilham gelmiştir, su gibi akıyorsundur saat 18 oldu diye kesip atmayacaksın. Çalışma saatleri konusu aslında çok farklı şekillerde düzenlenebilir. Şu bir gerçek ki normal anlamda ki mesai bizim işler için çok uygun değil.

Çalışma Ortamı

İlk başlarda dizüstü bilgisayarımı dizlerimin üstüne alıp çalışmaya çalışıyordum, sonra baktım ki bu iş böyle olacak gibi değil. Çünkü sırtınız, beliniz ve totonuz durumu kabullenmiyor. Gidip güzel, geniş bir çalışma masası ve iyi bir çalışma koltuğu aldım. İnanın bana bu iki donanım, özellikle koltuk, kullandığınız bilgisayardan bile daha önemli! Eğer iş yerinizde ki koltuğunuz dandikse parasını verip kendinize güzel bir koltuk alın. Sonrasında evin bir odasını bana tahsis ettik. 21 küsür inçlik monitörüm ve ses sistemimde vardı, çalışma ortamım miss gibi oldu. O zamandan bu zamana ufak tefek değişiklikler dışında aynı şekilde devam ediyorum çalışmaya.

Psikoloji

Evden çalışıyor olmak psikolojik olarak şu manaya geliyor aslında; “kimse beni görmüyor.” Bu çoğu durumda ilk algılananın aksine, insanda çok büyük bir baskı unsuru oluyor. Mesela yeri geliyor bir bug ile bir gün uğraşıyorsunuz, projede yaptığınız değişiklik 1–2 satır. Kendi kendine şu soruyu defalarca soruyorsun; “patron akşama kadar bunu mu yaptın der mi?” Başlarda bu durum beni çok fazla yordu, kaldı ki ilker abi (my boss) dünyada ki en iyi insan ve işi de çok iyi biliyor. Bu durumu aşmak için defalarca konuşmuşuzdur. Bu tip takıntılar zamanla düzeliyor sanırım, bir formülü yok. Bu ve benzeri psikolojik problemleri aşmak, mesafe katetmek çok zor oluyor. En azından bende böyle oldu.

İletişim araçlarını düzgün kullanmak, takımla sürekli iletişim halinde olmak insana iyi geliyor. İşle ilgili olarak, “staginge deploy yaptım, şu uygulamayı güncelledim, şunu fiksledim” vb.. Yaptığım diğer aktiviteleri de yazıyorum, “yemek yemeye çıkıyorum, eczaneye gidiyorum, az hava alıp geliyorum” vb..

Diğer Şeyler

İlk zamanlarda şunu fark etmiştim, ayaklarda ayakkabı olmadığı için, insan çalışırken ayaklarına hakim olamıyor. Masanın üstüne mi uzatsam, katlayıp altıma mı alsam, koltuğa mı uzatsam vs.. Dolayısıyla bu basit nüans bile konstantrasyonu olumsuz olarak etkileyebiliyor. Bende böyle en azından.

Son 3 aydır her sabah kalkıp üzerimi değiştirip bilgisayarın başına geçiyorum ve kesinlikle böyle olması gerekiyor. Hem uyku mahmurluğunu üzerinizden atıyorsunuz hemde psikolojik olarak yeni bir gün, yeni bir heyecan duygusuna kapılıyorsunuz. Üst değiştirme meselesini öncelerde de çok denemiş başaramamıştım, şimdi bu şekilde çok daha mutluyum.

Bir toplulukta (düğün, yolculuk, cenaze vb..) ne iş yapıyorsun sorusundan sürekli kaçmak durumunda kalıyor insan, çünkü işin kendisi zaten anlaşılmıyor üstüne birde evden çalışıyorsanız işler daha da zor oluyor. Babam ortalama 3 ayda 1 kere şunu diyor, “oğlum şimdi baştan anlat bakayım sen ne iş yapıyorsun?”

Çok klasik ama hobi kesinlikle şart, bende henüz yok ama inancım bir gün olacağı yönünde. “Benim işim aynı zamanda hobim” he hobin..

Eşim ev hanımı, birde yeni bebeğimiz oldu. Şimdilerde evin içinde 3 kişiyiz ve bu kesinlikle çok fantastik bir çalışma deneyimi oluyor benim için. Henüz bebek çok küçük, ilerleyen zamanlarda neler olacak bende çok merak ediyorum.

Sonuç

İnsan oğlu genel olarak hiçbir zaman hiçbir şeyden memnun olmayan bir varlık. Bence iş hayatında önemli olan yaptığınız işin hakkını verip veremediğiniz. Nerede çalıştığınızın, nasıl çalıştığınızın hiç bir önemi yok, önemli olan günün sonunda ne yaptığınız, ortaya ne koyduğunuz.

Her şey çok güzel olsun..