Fikir mi Fırsat mı? Kör At

İş Fikri

Arada arkadaşlarımdan bazı iş fikirleri geliyor. “Ya fikrim çalınırsa” kaygısıyla kimseyle paylaşmadıklarını belirterek hayallerini anlatmaya başlıyorlar. Bazıları beni de “tehlikeli” görüyor olacaklar ki sadece bir iş fikirlerinin olduğunu ve ancak “zamanı geldiğinde” ne olduğunu benle paylaşabileceklerini söylüyorlar. İçimden gülümseyip geçiyorum.

İş fikrini saklamanın bir faydası olduğunu hiç görmedim. “fikrim çalınır ve benden önce yapılır” kaygısının yanlış bir işe yanlış bir şekilde kafa yormaya sebep olduğunu ise çok gördüm. Bu noktada fikir sahibi, kimseyle paylaşmadığı iş fikrini gözünde büyüterek onu çok değerli görüp sürekli onun üzerinde düşünmeye başlıyor ve sanki bu iş fikri gerçek dünyada insanların kendileri kadar dikkate alacakları bir problemi çözdüğünü zannediyor. Aslında yıllardır gözlemlediğimiz ve girişimcilikle ilgilenenlerin de görmüş olabileceği birçok yazıda paylaşıldığı gibi herhangi bir fikri ilk günden paylaşıp onun aslında birilerini ilgilendiren bir şey olup olmadığını test etmek gerekiyor. Bu noktada kimlerle paylaştığınız da çok önemli. Zira yanlış kişilere sorarsanız yanlış cevaplar alabilirsiniz. Doğru kişileri bulmak kolay olmadığından rastgele kişilere sormak da mantıklı. Ayrıca geniş kitlelere hitap edecek bir şey yapacaksanız kesinlikle etrafınızdaki mühendislerin yorumlarını dikkate almayın.

İş fikrinin orijinalliği konusunda üniversiteden mezun olduğum an ile şimdiki zaman arasında düşüncelerim o kadar değişti ki arada büyük bir uçurum var. Eskiden iş fikri ne kadar yenilikçi, innovatif, ilk defa duyulmuş bir şey olursa o kadar kıymetli zannederdim. Bu tamamen ideal şartlarda silikon vadisinde çok iyi ekipleri toplayabileceğiniz, arkanıza güzel pr çalışmalarını alabileceğiniz zaman mantıklı olabilir. Ama bunun bizim Türkiye’de yapılması zor. Fikrin test edilmesi çok maliyetli olduğundan, halihazırda zaten test edilmiş, kitlelerce onay görmüş fikirler üzerine gidip onlarda ufak farklılıklar yaratmak daha kazanç getirici iş yapmanızı sağlayabilir. “Bu zaten yapılmış” aslında çok değerli bir şey. Birileri de sizin gibi düşünmüş ve test etmiş. Eğer başarılı olmuşlarsa kopyalarının yapılması da çok mantıklı. Hiç yapılmamış denenmemiş bir fikre göre çok çok daha bilgi içeren bir durum. Belirsizliklerin çok fazla olduğu girişimcilik iş dünyasında her tür onaylanmış bilgi dikkati hakediyor. “Zaten yapılmışı varsa niçin benzer bir ürünü ortaya çıkarayım” sorusuna cevap olarak da işin ilk kısmını halletmiş olacaksınız. Pazarda domine eden bir oyuncu yoksa yer kapmaya odaklanacaksınız. Domine eden bir oyuncu varsa, örneğin arama motoru (Google) gibi teknik kısmı da zorsa hiç o işe girmeyin. Domine eden yoksa ve teknik kısmı kolaysa tamamen denenebilir.

Fırsat

Bu arada iş fikrinin ilk başta bir fırsat ile desteklenmediğinde özellikle Türkiye’de başarılı olma ihtimalinin çok düşük olduğunu bilin. Bu noktada fırsat benim için fikirden çok daha önemlidir. Yani çok iyi bir fikriniz olabilir ama o fikri hayata geçirmede, iş modelini test etmede ve pazarlamasında bir fırsat yakalayamazsanız işler çok zor olacak.

İş fikri aslında kendi içinde fırsatı da barındırmalı. Ancak genelde fırsatı düşünmeden hayal etmek daha ilginç şeyleri bulmada işe yarıyor. Bazıları hayalgücünü serbest bırakıp bir ürün düşünebilir bazıları da pazarda bir eksiklik (bir fırsat) görüp onu bir iş fikrine dönüştürebilir. Benim burada. kastettiğim ‘fırsat’ pazarda sizi diğerleriyle daha kolay rekabet edebilir hale getiren araçlar, yöntemler ve açıklardır.

İnternet işinde herkese hitap edecek ve “word of mouth” ile yayılabilecek bir ürün yapabilmek hiç de kolay değil. En başından itibaren bu ürünü insanlara nasıl ulaştıracağını düşünmek önemli. İnsanları ucuz ve hızlı biçimde sitenize veya uygulamanıza getirebilirseniz bu çok önemli bir fırsat olur ve ürünün daha ileriye gitmesinde kullanıcılardan yararlanarak daha emin ilerleyebilirsiniz.

Bu noktada herhangi bir markete basit veya kopya bir fikirle girmek innovatif bir girişten daha avantajlı olabilir. Tabi bunu yaptığınızda bazı eleştiriler ile karşılaşacaksınız. “Buna ne gerek vardı? Bunu zaten şunla da yapabiliyorsun. Ne fark yaratacaksın?” vs. Ve en acımasızı “Bunu kimse kullanmaz ki!” olacak. Ama merak etmeyin “her kör atın bir kör alıcısı vardır.” Yeter ki o kör at bir problemi çözsün ya da bir değer yaratsın.