Freelance Çalışırken Dikkat Edilmesi Gereken 12 Müşteri Modeli


Sektördeki diğer tasarımcılar gibi ben de birçok freelance proje hayata geçirdim. Ve profesyonel bir tasarımcı olarak, genelde ortadan kaybolan tasarımcılardan şikayet eden firma sahipleri ile yaşadığım problemleri anlatmak istiyorum.


Siteyi birine yaptırmıştık ama bir daha ulaşamadık. Telefonlarını bile açmıyor ve maillerimize cevap vermiyor.
- Firma Sahibi


Ortadan kaybolan tasarımcılardan/webmasterlardan sonra firma sahiplerinde malesef kötü bir algı oluşuyor. Zaten freelance çalışanların en çok yaşadığı problem olarak maddi sorunlar varken bir de üstüne iş sürecini aksatacak sorunlar ekleniyor.

Ortadan kaybolan webmasterlar, müşterilere istedikleri herşeyi yapabileceklerini vaadederler ve (muhtemelen) ellerindeki hazır bir CMS’e internetten indirdikleri (bu wordpress de olabilir) bir temayı entegre edip içerik girdikten sonra siteyi teslim ederler. Ya da tamamen çalıntı bir tasarım kullanıyor olabilirler.

Eski çalıştığım ajansta tasarladığım bir web sitesinin idemama’daki hali.
Bu da orjinal web sitesi. www.yatirimleasing.com adresinden görüntülenebilir.

Eskiden TemplateMonster ile sınırlı olan kabiliyetleri artık Wordpress’i de içerdiğinden ve Wordpress temaları genelde güzel olduğundan, premium olanları bile warezde kolayca bulunduğundan firma sahipleri ucuza aldıkları işlerden memnunlardır ancak bir tasarımcı olarak baktığınızda gözleriniz kanayabilir.

Bütün bunlardan muzdarip olan firma sahibi, bir sonraki site yaptırma girişiminde genelde ipleri elinde tutmak ister ve bu yüzden profesyonelliğine inanmadığı yeni tasarımcıyı adeta boğar.

Farklı başlıklar altında karşılaştığım firma sahiplerini ve yaşadığım sorunları anlatmaya çalışacağım.

1) Toplantıya aylarca gelmeyen müşteri:

Her zamanki gibi acilen bir web sitesine ihtiyacı olan, bir ayağı Avrupa’da bir ayağı Türkiye’de bulunan bir şirketin sahibi olan bu kişi ilk toplantıda gayet iyidir, hoştur. Her şeyi bir iki gün içinde teslim edeceğini taaahhüt eder.

Ancak ne içerik gönderir ne de kendisi gelir. 9 ay boyunca buluşamadığım haliyle artık buluşmak istemediğim müşterim oldu. Buluşmaya gelememe mazeretlerini saymak istemiyorum. (Çünkü gerçekten komik)

2) Herşeyin çok basit olduğunu zanneden müşteri modeli:

Bizim bir web sitesine ihtiyacımız var ama öyle çok pahalı olmasına gerek yok. Basit bir şey yeterli zaten anlatacak çok şeyimiz yok. Bir hakkımızda, bir de anasayfa olsun yeter.

Bu müşteri modeli genelde işi küçümseyerek, basit ve hızlı yapılabileceğini vurgulayarak konuşur. Brief’i verdikten 3 gün sonra ne durumdayız diye sormaya bayılır. Deadline süresi için 3 hafta istediğinizde bizim o kadar zamanımız yok, işimiz çok acil, önümüzdeki ay başına yetişmesi lazım der (ayın 21'inde size gelmiştir).

3) Danışmanlık almasına rağmen kendi istediği olsun isteyen müşteri modeli:

+Bunu da ekleyemez miyiz? Aa evet, sesli okuma sistemi de olsun.
- E ama onun için şöyle bir sunucu gerekir, onun da maliyeti şu kadar olur.
+ Daha basit çözemez miyiz? Flash’la yapsak?!

Profesyonel bir tasarımcı olarak müşterilerime elbette danışmanlık da veriyorum. Tüm sürece hakim olduğum halde insanlara web için neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmak kesinlikle kolay değil. Çünkü herkesin bir güzellik, doğruluk algısı var ve işi ehline bırakmak yerine karışmayı tercih ediyorlar.

Tabi ki istisnalar da oluyor ancak işine yatırım yapmış, bir sürü para harcamış firma sahibi, web sitesine yapacağı yatırımı ucuza getirmeye çalışıyor. Ve tabi ki verdiği ücretin çok üzerinde özelliklere sahip olan bir web sitesi istiyor.

4) Revizeleri çok seven müşteri modeli:

Arkaplanımız #fefefe olsun lütfen, #fdfdfd biraz koyu duruyor.

Müşteri, genelde herşeyin tam olarak kendi kontrolünde olması ve çıkacak işin kendince en iyi olmasını istediğinden dolayı tasarımcıya çok fazla baskı yapıyor ve bunun sonucu olarak arkası alınamayan bir revize silsilesi ortaya çıkıyor.

Aslında birkaç revizeden sonra iş tamamen değiştiğinden buna artık revize demenin bir anlamı kalmıyor. Çünkü ilk revizyon muhtemelen işin tamamının değişeceğini gösteriyor.

5) Kaçıp kovalanmayı seven müşteri modeli:

Bu müşteri modeliyle buluşmanız, iletişime geçmeniz kolaydır. Genelde size 1–2 gün içerisinde ihtiyacınız olan doneyi (içerik, görsel vs.) sağlayacağını taahhüt eder ancak daha sonra kendisine en az 1 hafta ulaşamazsınız. Muhtemelen ya yurtdışındadır ya da tatildedir. Ama toplantıda şu cümleyi mutlaka söylemiştir:

İşimiz acil, ben size yarın tüm içeriği gönderiyorum, bir an önce açalım sitemizi.

Evet, tahmin edeceğiniz gibi iş bitti ama hala sunucu bilgilerini göndermedi…

6) Pazarlık yapmaktan iş yaptıramayan müşteri modeli:

Bu müşteri genelde size güvenir, ne kadar kaliteli iş yaptığınızı her fırsatta dile getirir. Muhtemelen bir süredir de çalışıyor olursunuz ancak yeni iş kalemlerine sıra geldiğinde fiyatta bir türlü anlaşamazsınız.

Çok detaylı anlatmayacağım ancak 8 kalem iş için verdiğim fiyatı %60 kırmaya çalışan bir müşterim oldu.

Tabi ki kabul etmedim.

7) “Sana Güveniyorum” diyen müşteri modeli:

En sevmediğim cümlelerden birisi. Normalde güven güzel şeydir ancak bu cümlenin içerdiği anlam aslında şudur:

Bütün işi sana veriyorum, her şeyi sen belirle ancak revizelerle ve yaptıklarını beğenmeyerek kafanı bolca şişireceğim.

8) Whatsapp arkadaşı olmak isteyen müşteri modeli:

İlk toplantıdan itibaren iletişimde kalma yolu olarak Whatsapp’ı tercih eden, gün içinde size sürekli bir şeyler gönderen, “bak bunlar da güzelmiş, bu tarzı da kullanabiliriz” şeklinde yorumlar yapan, ancak sıra ödemeye geldiğinde Whatsapp’ta online da görseniz dahi cevap vermesi günler süren müşteri modeli.

Tabi ki aldığınız cevap muhtemelen sizi tatmin etmeyecektir.

Görsel: https://www.facebook.com/freelancemagdurlar

9) “Bu işi bitirelim bizde daha çok iş var”cı müşteri modeli:

En sık karşılaşılan müşteri modelidir. Genelde yalan söylemez ancak ilk işteki fiyatı o kadar düşürmeye çalışır ki çalışmaya hevesiniz kaçar. İlk projeye ya hiç başlamazsınız ya da ikinci projenin adını bile duymak istemeyeceğiniz bir noktada ilk projeyi tamamlamış olursunuz.

10) Tasarımı kendisi yapan müşteri modeli:

Muhtemeln en iyi bildiği program Microsoft Excel olan bu müşteri size excel dosyasını gönderir ve sizden tasarım bekler.

tasarım.xls

11) Daha uygun fiyatlı birini bulduğunu söyleyen müşteri modeli:

Başlık yeterince açık. Bu müşteriye söylenecek tek söz vardır:

“Tamam o zaman, o arkadaşla çalışabilirsiniz, hoşçakalın.”

12) Mezarcı müşteri:

Telefon ve tablet için iki ayrı uygulama isteyip bütçeyi duyunca “bu benim için bir servet, o kadar param olsa da veremem” diyen müşteri modeli. Fazla söze hacet yok malesef…

Peki bu işin orta yolu nedir?

Profesyonel bir tasarımcı olarak bunlardan kaçınmanın ilk yolu müşteriye daha ilk toplantıda yaptığınız önceki işlerden bahsetmek, ve çalışma şeklinizi net bir şekilde anlatmaktır. Özetle; ağırlığınızı baştan koyun.

Mutlaka ön ödeme (kapora) isteyin!
Bu, müşteriyi size bağlayacak, para verdiği için bir sonuç elde etmesini istemesini sağlayacaktır. Ancak iş teslimi sırasında alacağınız bakiye için gelecek revize fırtınasına dikkat edin. Müşterinizin içinden 4 numaradaki gibi biri çıkabilir :)

Müşterilerinizi bilgilendirin:
Müşteriye işe başladıktan bir süre sonra bilgilendirici, sürecin işlediğini gösteren e-postalar atın ve onları gidişattan haberdar edin. Freelancer olarak biz günümüzü bilgisayar başında geçirirken işin gidişatından haberdarız ancak onlar farklı bir hisse kapılıp “anlaşma yaptık ama dönüş yok” izlenimine kapılabilirler.

Ulaşılabilir olun:
Tabi ki saat 23:00'de de aramalarına izin vermeyin ve bunu yaparlarsa kendilerini uyarın. Ancak ulaşılabilir olun. Müşteriniz size istediğinde ulaşabilirse size karşı olan güveni artacaktır.

Deadline!
Deadline belirlerken kendinize opsiyon koyun. 2 haftada biteceğini düşündüğünüz işin 3 hafta demek mantıklı olabilir. Ancak bu deadline’ı da esnetmeyin. Doğru bir süre belirlerseniz işleriniz zamanında yetişecektir.

Sonuç

Kendi tecrübelerime dayanarak freelance çalışırken dikkat edilmesi gereken 11 müşteri modelini yazdım. Yine de çok zor durumda kalırsanız müşterilerinize aşağıdaki grafiği gösterebilirsiniz.

Sizinde tecrübelerinizi duymak isterim, katkıda bulunmak isterseniz yorumlarınızı bekliyorum :)