

Güzel Bak Etikete, Gratis’te!
Bu sabah, reglimin 3. gününde, üstüne bir de kan vermiş ve yorgunken bulduğum ilk Gratis’e attım kendimi. Ped alıp çıkacağım. Anneler günü indirimi olduğu için içerisi biraz yoğun, ama sabah diye mi ne, fena değil, kasada sıra bile yok.
Şöyle bir bakıyorum, hafif de yorgunum ya, çok düşünmeden, Orkid’lerden birini fiyatına da bakıp alıyorum. 4.15 yazıyor etikette. Direk kasaya gidiyorum. Kasa benden 6.50 istiyor. Şaşırıyor muyum? Hayır. Çünkü bu mağazada bunu defalarca yaşadım.
Tabi ki ne kasada cıngar çıkardım, ne de ürünü geri verdim. Çünkü 2.35 lira çok önemsiz ve ben bunu takmayacak kadar zenginim.
DIIITTT..
Tabi ki ne kasada cıngar çıkardım, ne de ürünü geri verdim. Çünkü 2.35 lira çok önemli; belli ürünlerde %30, %40 ve %50 indirimin “Büyük İndirim” olduğu bir yerde, belli ürünlerde %50'den fazla bir kazıklanma da yanlış anlamıyorsam “Büyük Kazıklanma” oluyor, ve ben bunu sonuç olarak bir yaptırımı olmayacak iade işlemiyle geçiştiremeyecek kadar duyarlıyım.


Kasada ödemeyi yapıp emin olmak için tekrar reyona baktım. Evet barkodları karşılaştırınca farklı, ama resimden de görebilirsiniz, ne isimden anlamak mümkün, ne de bulunduğu yerden. Etrafta 6.50'lik etiket de yok.
Orada çalışan kadına söyledim hemen. O da indirim dönemi Gratis çalışanı bıkkınlığı ile “ya evet hep müşteriler değiştiriyor” dedi. Bir an empatiyle yaklaşıp “tabi o da haklı” diyecektim, sonra bir daha baktım. Pedlerin hepsi düzgün, zaten saat daha 11–12 civarları… Yani ne talan edilmiş bir durum var, ne pedlerin yeri karışmış gibi, ne etiketler yamuk… Hak verir gibi kafamı sallayıp döndükten hemen sonra kadına bir daha dönüp:
-Ya çok pardon, tam olarak anlayamadım, müşteriler çıkarıp etiketlerin yerlerini mi değiştiriyor? Bir gelip bakın burası oldukça düzgün ve sadece yanlış yerleştirme var gibi… (İstesem elimi sokup çıkaramam oradan, nasıl bir psikopatlık, meraktan da soruyorum)
-Evet biz düzeltemiyoruz karıştırıyorlar hep, diyor, ve düzeltmeden bırakıyor.
…
Bunun Gratis’in bir pazarlama tekniği olduğunu düşünmeye başlıyorum, yok o kadar olmaz diyorum, bir yandan da onlar adına çok utanıyorum. Bu arada çalışana zerre kötü his uyanmadı içimde. Bu tamamen kötü pazarlama, müşteri ilişkisine saygı göstermeyen bir şirket vizyonu vs. Çalışanın bireysel olarak yapabileceği hiçbir şey yok.
Benim açıldığından beri sevdiğim, muadilleriyle kıyaslayıp “yok yok daha iyi” dediğim yerdi Gratis.
O kadar ki, indirim sonrası mağaza talan olduğunda perişan olmuş satış elemanına üzülüp, yapılan saçmalıkları bile hoş görüyoruz, bu sanırım yalnızca bana olmuyor.
Üzülür, empati yapıp hak verirsiniz. Daha önce de bir deneme ürününü bulamayıp, müşterilerin hep çaldığından dert yanmıştı biri. Bugün yazıyı yazmadan biraz baktım, o kadar çok insan aynı şeylerden bahsetmiş ki.
Çalışanlarla konuşunca hep bu algıyı fark ediyorsunuz. Kötü müşteri, pis müşteri, hırsız müşteri… Vardır, doğrudur. Ama hazır böyle bir algı varken, etiketin de yerini değiştiren müşteri? Pahalı etiketleri evine götüren, diğer müşterileri de kazıklayan müşteri?
Yok… Ben bu konuda nasıl çalışanları suçlamıyorsam, bir şekilde içinde bulunduğum grup olan “müşterileri” de suçlamaktan vaz geçtim. Hele ki bu kadar kısa sürede büyüyen bir zincirin, kendini büyüten “müşteri”ye böyle yüklenmesi; çalışan-müşteri dinamiğini böyle kurması kurumsal bir hata. Ve ciddi bir hata.
Düşük fiyatlı ürünler satmak, kurumun da “ucuz” olmasını gerektirmiyor.
Ben bireysel olarak bana olmasa da, müşterisine bu saygısızlıkları yapan bu kurumu kınıyorum. Pek gitmeyi de düşünmüyorum. Zaten her yer benzeri mağaza dolu.
Fiyatı uygun ne görsem altındaki etiketle barkodu karşılaştırmak zorunda kaldığım, bunu yapacak enerjimin olmadığı ilk günde de, yani bildiğin zayıf bulduğu anda bana %50 oranında kazık atan yer olarak kalacak aklımda.
Size de tavsiyem, güzel bakın etikete, gratiste.