Girişimcilik düşmanı KPSS!


Hep düşünürüm, gençler üniversite bitince neden KPSS’ye girmek ister? Cevabını gerçekten tam olarak bilmiyorum. Eğitim basamaklarını sırasıyla atlayan bir genç 18 yaşında liseyi bitirir ve hemen üniversiteyi kazanırsa 22 yaşında üniversite mezunu olarak ülkenin işgücüne katılmak üzere başvurulara başlar. Evet, benim aslında sorum da burada başlıyor. Neden iş bulmak için ilk kapı olarak hemen devletin kapısı akla geliyor? Bu sorumda elbetteki topluma hizmeti aşkla ve şevkle isteyen belli bazı meslek gruplarını yani öğretmenlik, doktorluk vb. gibi meslekleri ayrı tutuyorum. Ama eğer ki ben zaten bir iş bulamam, en garanti meslek devlet kapısıdır gibi bir düşünce içindeyseniz çok ciddi bir yanılgı içindesiniz.

Şöyle düşünün, günümüzdeki yeni kanunlarla birlikte artık emekli olma yaşı 65'e yükseldi. Eğerki yaşınız henüz 22 ise ve 65 yaşına kadar çalışmak zorundaysanız, basit bir matematik ile 65–22=43 yıl çalışacaksınız. Hadi 40 yıl diyelim! Önünüzdeki 40 yıl boyunca dışarıdaki başka hiçbir fırsatı değerlendirmeye fırsat bile bulamadan gençliğinizin baharında ve en verimli bir anında KPSS’ye girip hele kazanıp bir de yerleşirseniz neler kaçırdığınızın gerçekten farkında mısınız?

Hayatıma yön veren kırılma noktasını anlatayım. Hatta bu kırılma noktasından çıkardığım sonucu da önceden yazayım:

“Hayatınızın erken dönemlerinde, hayatınızı garantiye almışsanız birçok fırsatı kaçırırsınız!.”

Üniversiteyi yeni bitirmiştim, ortalamam 80.6 ve dereceyle mezun olmuştum. Yan dal matematik de bitmişti ve hatta 2 ders daha alsam fizik yan dal da bitiyordu ama vakit yoktu, günde sadece 24 saat vardı — hala öyle ☺ — . Hem astronomiye olan ilgimden hem de Astronomi Topluluğu başkanlığı yaptığımdan dolayı çevredeki insanları da tanıyordum. Astronomide elbetteki devam etmek istiyordum ve o zaman yapmam gereken başvuru için eksik kalan sadece ALES sınavına girmekti ve o da o sıralar açıkçası kolay geliyordu.

Ancak içimde bir tarif edilemez bir endişe vardı: Ya ALES’ten iyi puan yapar da kabul edilirsem ve gelecekte oluşabilecek fırsatlara kapımı önceden kapatırsam diye düşünüyordum. Çünkü yurtdışına çıkmak istiyordum ve eğitimime orada devam etmek istiyordum. Ama yinede ALES sınavının parasını yatırdım, biraz da eski sorulara falan baktım, hazır hissediyordum.

Sınavdan 1 gün önce bir arkadaşım geldi, bana: “yarın piknik var, gelir misin” diye sordu. Ben de “yarın ALES sınavı var” dedim. Sonra “sen bilirsin” dedi.

Evet, gayet güzel bir piknikti ☺ ve elimdeki yüksek lisans fırsatını böylece tamamen itmiştim. Aslında o gün gerçekten elimde başka hiçbir seçenek de yoktu, ama sadece idealim vardı, Cambridge’de radyoastronomi alanında doktora yapmak istiyordum ve sonunda NASA’da çalışmayı hayal ediyordum. Bu kapıyı kapattıktan sonra birkaç ay süren bir araştırma süreciyle beraber yazın sonunda İngiltere’ye IELTS sınavı için dil kursuna gittim. İngilizcem iyiydi ama bu şekilde Türkiye’den çıktım. 1 sene İngiltere’de kalırken hem Master için üniversitelere başvurdum, hem de ingilizcemi daha da geliştirdim. Her ne kadar hiçbir zaman Cambridge’e giremesem de ama buradan sonra Hollanda’dan kabul aldım ve devamı böylece geldi.

Söylemeye çalıştığım şey, bazı kararları almak zordur, hele ki o anda başka seçenek görünmüyorsa en risksiz ve garanti seçeneğe yönelmek gayet doğaldır. Ama Dünya’da o kadar çok fırsatlar var ki, hele ki bu fırsatlar sadece ve sadece gençken elde edilebiliyorken, 22 yaşında yani gençliğinin en taze baharında bir devlet mesleğine girip, belki esas seveceği çok daha güzel bir mesleği aramak varken bunu insanın kendi eliyle tepmesi bana hızlı ve belki de çok kötü bir seçim olarak geliyor. Çünkü insan belli riskleri ancak gençken alabiliyor, zaman ilerledikçe hayatın diğer gerçekleri her riski almak için birkaç kez daha düşündürüyor. Örneğin evlendikten sonra artık büyük kararları eşinizle beraber almak zorundasınız. Ya da çocuğunuz olduktan sonra onun okulunu ve arkadaş çevresini düşünmek zorundasınız.

Çok genç yaşlarda KPSS’ye girenlere bence bir kez daha düşünün derim, gençliğinizin baharında bugün sizi belki biraz daha zorlayacak ama sonrasında daha güzel bir gelecek getirecek bir fırsatı gerçekten elinizin tersiyle tepmek istiyor musunuz? Dünya o kadar büyük ki, her yerde fırsatlar uçuşuyor, ama öte yandan dünya o kadar küçük ki, dünyanın öteki yakasında bile olsa bir şekilde gidip o fırsatı kovalayabiliyorsunuz. Ve o fırsat sizi sadece kısa bir süre bekliyor, sonra uçup gidiyor!…

Dr. Umut Yıldız (NASA/JPL-Caltech)

NOT: Bu blog yazısındaki düşünceler tamamen kendi düşüncelerimdir ve NASA, Jet Propulsion Laboratory veya Caltech’i bağlamaz.

NOTE: The opinions expressed in this blogpost are my own and do not necessarily represent the policy or opinions of NASA, the Jet Propulsion Laboratory, or Caltech.