Girişimci/Ürün Uyumu

Önceki gece, akşam yemeği için küçük bir restorandaydım. Yan masadaki bir konuşmaya kulak misafiri oldum.

(San Francisco’da tam anlamıyla bir kulak misafiri olma macerasına hazırlanın)

Kadının biri arkadaşını, kullanıcıların banner reklam ağındaki asdf fidffj oueritjlfgdjkl erkgjdflkdfkgjgddfkgj [buraya gerçekten sıkıcı teknoloji/reklam konulu şeyler gelecek] toplayacak bir şirket kurmak için ikna etmeye çalışıyordu.

Masalarına atlayıp "TANRI AŞKINA, LÜTFEN KENDİNİZİ KORUYUN" diye bağırmak istedim.

Ben büyük bir reklam ağı kurdum. O şirket için yıllarımı harcadım, 125 çalışanım vardı ve yıllık gelirimiz 100 milyon dolardan fazlaydı.

Ama reklamlar umurumda değildi.

Ah, ama reklamları umursayan insanlar var. Online reklam işinin büyük veri, davranış bilimleri, tasarım ve tüketici psikolojisi gibi çeşitli yönlerine tutkuyla bağlı insanlar var.

Ama ben onlardan biri değildim.

(Birçoğu AdBrite’da çalıştı ve harika insanlar/dı.)

Ama biz girişimcilerin tutkulu olması gerektiğini söylüyorlar. Bir şey inşa etmek, kullanıcılara ulaşmak ve insanların benim ürünümü kullandığını görmek konusunda her zaman tutkulu olduğunu söyleyebilirim.

Ama bu tanım gereği, herhangi bir girişimci herhangi bir şey hakkında tutkulu olabilir.

Aslına bakarsanız, e-posta göndermekle de özellikle ilgili değildim. Ya da "sosyal alışveriş"le. Ya da başarısız internet şirketleri hakkında yazı yazmakla.

Bunlardan bazıları iyi sonuç verdi, bazılarıysa vermedi. Ama hiçbiri beklenen potansiyeli gerçekleştirmedi ya da en büyük rakipleri kadar büyük olamadı.

Reklam teknolojisi konulu konferanslara gitmekten hep korkardım.

Konusunda gerçekten çok iyi olan girişimcilerle vakit geçirdim — ki bunların çoğu şirketlerini benimkinden çok daha iyi rakamlara sattılar.

Bir de benim gibi adamlar vardı, "Ben bir şey yaptım. Şuna bir baksana. " diyen.

Son iki yıldır, müzisyenler için hazırlanmış DistroKid isimli bir servisi yönetiyorum. Müzisyenlere eserlerini iTunes, Spotify ve diğer platformlara koyma konusunda yardımcı oluyoruz. Bu yıl 50.000 sanatçının toplamda 5.000.000 $’dan fazla telif ücreti almasını sağlayacağız ve geçmişteki 1.000.000 $’lık gerçekleşen yıllık ciromuza dışardan yardım almadan ulaşacağız.

Ve insanlar bu servisi seviyor. Bizimle ilgili sevgi dolu tweetlere bir göz atın.

Ve sadece insanlar değil.

Bunu.

Ben de seviyorum.

2007'de ünlü Marc Andreesen “Ürün/Piyasa Uyumu” konusunda yazmıştı. Yaptığın (ve odak noktasına koyduğun, ince ayarını yaptığın ve değiştirdiğin…) şey en sonunda insanlar için faydalı olduysa Ürün/Piyasa Uyumu’nu yakalamışsın demektir.

Chris Dixon Girişimci/Piyasa Uyumu’ndan bahsediyor. Piyasanızı iyi tanımanızın ne kadar önemli olduğunu belirtiyor.

Katılıyorum.

Ama piyasa için — çok iyi bildiğiniz bir piyasa için — mükemmel bir iş çıkarabilirsiniz ve aynı zamanda o piyasa hiç de umrunuzda olmayabilir.

Birçok girişimcinin umurundadır.

Bazı müzisyenlerin şarkıları arasında en çok sevdikleri birini seçemediklerini söylediğini duymuşsunuzdur, çünkü bu çocuklarından birini diğerlerinden üstün görmek gibidir.

Peki ben neden daha önceki şirketlerimden biri için hiç böyle bir şey hissetmedim?

Ürün/Girişimci Uyumu”nun işin başarılı olmasında ne kadar önemli olduğunu şimdi anlıyorum. En azından benim için.

Diğer girişimciler için de bu muhtemelen gayet açıktır.

Evan Williams insanların yazdıklarını yayınlamalarını kolaylaştırmayı seviyor (Blogger, Twitter ve Medium’u kurdu — aynı konuda farklı yaklaşımlar değil mi?). TypeKit’ten Bryan ve Jeff tasarımı seviyorlar. Bir müzisyen olarak ben davul çalma konusuna takmış durumdayım. Müthiş cerrahlar, fizikçiler ve akademisyenler için de aynı durum geçerli.

Ama yine de ben, gidip bir reklam ağı kurdum.

Bu konudan nasıl bir ders alınabileceğini bilmiyorum.

Ancak emin olduğum tek nokta var: Eğer yaptığınız şeye kendinizi tamamen vermezseniz (sadece bir şey yapıyor olduğunuza odaklanmazsanız), oldukça zor günler sizi bekliyor.

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.