Google Çalışma Kültüründen Öğreneceklerimiz

Google Amsterdam Ofisi

Google çalışanlarının sahip oldukları şahane çalışma koşulları hakkında hepimiz kabataslak bir şeyler biliyoruz. Yazacağım bir makale için araştırma yaparken ve hâliyle fikir uçuşmalarımla beraber o yazıdan bu yazıya atlarken kendimi bir anda Google’ın çalışma kültürünü incelerken buldum. Detaylı inceledikçe gördüm ki, bu çalışma kültüründen öğrenecek pek çok şeyimiz var. Belki bu bilgileri biraz analiz etmek, gerek işveren gerek çalışan olarak hepimizin bir parça işine yarayacaktır.

Az Efor, Maksimum Konfor: Googleplex olarak anılan Google kampüsü içerisinde hibrid arabalardan, bisikletlere; en son teknolojiyle donatılmış spor salonlarından, meditasyon alanlarına; kuaförden, kuru temizlemeciye kadar her şey var. Bir Google çalışanı (nam-ı diğer “Googler”lar) günde üç kez “gurme” yemek yiyebiliyor ve ara öğünlerde de atıştırmalıklara en fazla 45 metre sonra ulaşabiliyor. Tabii bütün bunların ücretsiz olduğunu söylemeye gerek yok.

Kampüste sürekli doktorlar var. Dolayısıyla bir Googler rahatsızlığında doktor arayarak zaman kaybetmiyor. Hukuki sorunla karşılaşan çalışanların her zaman ücretsiz danışabilecekleri avukatları da var. Amaç, Googlerların yiyecek, ulaşım, sağlık, vb ihtiyaçları için en az eforu sarf ederek maksimum konforu elde etmelerini olanaklı kılmak. Bu ihtiyaçlarının en tatminkar şekilde karşılanması sayesinde Googler, kampüs dışına çıkmak ve üretken olabileceği saatleri trafikte, muayenehanede, ulaşım araçlarında veya restoran ararken geçirmek zorunda kalmıyor.

Fiziksel Özgürlükle Yaratıcılık Arasındaki Bağlantı: Bir Googler, çalışmak için ofise gelmek zorunda da değil. Zaten buna yönelik bir denetim de yok. Aynı şekilde kıyafete yönelik bir kısıtlama da yok. Fiziksel özgürlüğün yaratıcılığın önünü açtığına inanılıyor. Google’ın çalışanlarında teşvik ettiği bir şey var: O da herkesin gün içerisindeki zamanının %20'sini sadece kendi fikirleri üzerinde düşünmeye ayırması. Nitekim, yeni fikirlerin çok büyük bölümü de bu %20'lik zaman dilimlerinden çıkıyor.

Mutluluğun da Denetimi Olur muymuş Demeyin: Kampüs içerisinde tek amaçları Googlerların mutluluğunu ve üretkenliğinin devamını sağlamak olan gözlemciler, koçlar var. Bu aslında kulağa hoş gelen ama bir anlamda da baskı oluşturabilecek bir mekanizma. Google yıllardır bunu uyguluyorsa, vardır bir bildiği demek lazım.

İşin Bütün Sırrı İnsan Kaynakları Politikasında Yatıyor: Google’ın en fazla iş başvurusu alan şirketler arasında olduğunu hep duyuyoruz. Rakam düşünülenden de fazla. Google’da dakika başına düşen başvuru sayısı 5 imiş. Günde yaklaşık 6 bin 800 başvuru alıyor.

Google insan kaynaklarının işleyişinin pek çok açıdan ilham verici olduğunu söylemek mümkün:

  • Mülakat: Ön elemeleri geçen başvuru sahipleri ile yapılan mülakatlarda “analitik olarak zor bulduğunuz bir problemi nasıl çözdüğünüzü anlatın” gibi davranışsal inceleme soruları yöneltiliyor. Mesela bu soruyla amaçlanan, hem kişinin gerçek hayattaki bir sorunla nasıl mücadele ettiğini görmek hem de hangi problemleri “zor” olarak nitelendirdiğini tespit etmek.
  • Çalışanı işe almak kadar, işte tutmak önemli: Google’ın insan kaynakları politikası en iyileri seçmek ve işe almak kadar, seçilenleri işte tutabilmek üzerine kurulu. Dolayısıyla çalışanların hem mutluluk düzeylerini hem de performanlarını artırmak için yeni yöntemler deneniyor. İşte bunlardan bazıları:

Öğle Yemeğinde Tanışın, Kaynaşın: Google, çalışanlarına bütün ana ve ara öğün yemekleri ücretsiz sağlıyor. Öğle yemeklerinden alınabilecek faydayı maksimize etmek için de çeşitli çalışmalar yapıyor. Örneğin, öğle yemeği kuyruğunda beklemek için ideal süre 3–4 dakika olarak belirlenmiş. Daha fazlası zaman kaybı, 3–4 dakikadan daha azı da yeni kişilerle tanışmak için yetersiz bir süre olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla, çalışanların öngörülen süre kadar kuyrukta beklemeleri sağlanıyor. Ayrıca Googlerların farklı kişilerle tanışabilmeleri için yemek masalarının uzun, çok kişilik masalar olmasına dikkat ediliyor.

Google’da Anne Olmak Ayrı Bir Keyif: Google, işten ayrılan kadın sayısının erkeklere oranla iki kat daha fazla olduğunu tespit etmiş. Özellikle doğum nedeniyle işten ayrılan kadın sayısı fazla olunca 12 haftalık ücretli doğum izni süresini 5 aylık ücretli izne yükseltmiş. Bunun sonucunda da işten ayrılma oranında yarı yarıya düşüş yaşanmış.

Bir Sıcak Merhaba Çok mu? Yeni işe başlayan bir Google çalışanına (nam-ı diğer Noogler), müdürünün gelip, “aynı takımdayız, birlikte çalışacağız, tanıştığımıza çok memnun oldum” demesi takip eden 9 aylık sürede Noogler’ın verimliliğini %15 oranında artıyormuş.

Google İsviçre Ofisi

Konferans Salonu mu, Kabin mi Daha Yaratıcı Yapar? Çalışanlarda yaratıcılığı artırmak bakımından kabinlerin toplantı salonlarından daha etkin olduğu tespit edilmiş. Google’ın yaratıcılığı teşvik etmek için en önem verdiği konu iş ortamında doğal görüş ayrılıklarının oluşması için zemin hazırlamak. Dolayısıyla informal buluşmaların, planlanmış, ciddi toplantılara ve buluşmalara göre çalışanları daha üretken kıldığı düşünülüyor.

Kampüs içinde ayrıca girip şekerleme yapabileceğiniz kabinler, yüzme havuzu, masaj salonları, masa tenisi, bilardo masası, koşu bantları, spor ekipmanları da var. Uysal, uyumlu evcil hayvanınızı da işe beraberinizde götürebiliyorsunuz.

Birkaçından ilham alsak bize yeter de artar bile… Siz ne dersiniz?