Hemingway kadar iyi yazamıyor musunuz? Üzülmeyin.

Hemingway Uygulamasına göre Hemingway de kendisi kadar iyi değil.


Şu an çalıştığım yerde içerik editörlüğü / yazarlığı yapmaya başlamadan önce yazdıklarım kısa hikayeler, kişisel blogum için öyküler, kıyılarda köşelerde özenle saklayıp, bir tuhaf ruh halinde yok ettiğim denemelerden ibaretti. Hayatımı kazanmak için yazmak hem bilmediğim hem de bana kendimi şanslı hissettiren bir başlangıç oldu. Fakat sandığım kadar kolay olmadı. Aslına bakarsanız hala da değil.

İşe başladığımda öğrenmem gereken çok şey olduğunu biliyordum. Teknik kısımları vardı; Google’ın arama motoru hizmetinin, aslında olduğu şeyin yüzde biri bile olmadığını fark etmemle birlikte başlayan süreçte, içeriğin hazırlanmasından sunumuna kadar dikkat edilmesi ve süreçte uygulanması gereken şeylere giderek daha aşina oldum. Neyse ki internet bunlar hakkında okumalar yapabileceğim kaynaklarla dolu, hem konuda bilirkişi olarak nitelendirilebilecek pek çok içerikçiye ulaşmak da zor değil.

Fakat kendi başıma halletmem gereken bir kısım vardı.

Bir gün koordinatörüm bir toplantı sırasında yazılarımı biraz sadeleştirmemi istedi. Ne demek istediğini tam olarak anlamamıştım; web sitesinin kullanıcı profili, onların yabancı dil seviyeleri, internet kullanıcısının genel okuma eğilimleri hakkında uzun uzun konuşmuştuk öncesinde ve ben yazarken bunlara da dikkat ediyordum.

En azından ettiğimi sanıyordum.

Ta ki birbirine üç bağlaç ile bağlanmış 23 küsur kelimelik cümleleri, edilgenlerin havada uçuştuğu paragrafları, “bu daha şık” diyerek kullandığım, üniversiteye hazırlık sınavı zamanından aklımda kalan fakat günlük hayatımda asla kullanmadığım sıfatlarla dolu betimlemeleri görene kadar.

Ertesi gün koordinatörümden bir mail aldım, başlığı “The Hemingway App” idi. Hemingway’in yazmak üzerine tavsiyelerine aşinaydım, kitaplarını okumuştum, tarzı hakkında söyleyebileceğim birkaç cümle vardı, üniversitede bir dönem dersini almıştım. Bu maili almamın sebebi olsa olsa benim sözde sade yazılarım olabilirdi.

Hemingway Uygulaması, yazılarınızı analiz edip sadeleşmesi gereken kısımları, zarfları, fiilleri ve daha basitini kullanabileceğiniz kelimeleri ve cümle yapılarını gösteren bir uygulama. Hatta yazınızın toplamdaki okunabilirliğini de ölçüp size söylüyor. Adından mütevellit, çıkış noktası Hemingway’in yazma stili ve yazmak hakkında söyledikleri; “Kısa cümleler yaz. Her zaman kısa bir cümleyle başla”, “Sıfatların aşırı kullanımdan kaçın; özellikle de “harika, büyük, muhteşem, inanılmaz” gibi sıra dışı durumları söyleyenlerinden.”

Dürüst olmak gerekirse, kendi yazılarımı uygulamada analiz etme cesaretini gösteremedim. Almam gereken mesajı almıştım, bundan sonra yapmam gereken, ilgi çekici bir başlık ararken geçirdiğim, anahtar kelime istatistiklerini kovaladığım zamanı, belki de daha fazlasını kendi yazdıklarımı sadeleştirmek için harcayacaktım; “For sale: baby shoes, never worn.” (Satılık: bebek ayakkabıları, hiç kullanılmamış)” aklımdan bir an olsun çıkmayacaktı.

Yine de, aslında üstüne biraz konuşup, muhtemelen bahsini gülerek kapatacağımız şu uygulamanın gerçekten ne olduğunu merak ettim. Gereğinden fazla ciddiye aldığımı da düşündüm. Biraz araştırınca yalnız olmadığımı gördüm.

Bir Hemingway eserinden kısa bir bölümü alıp uygulamada analiz etmek benden önce pek çok kişinin aklına gelmişti tabii. Şu anda konuyla ilgili bir arama yaptığınızda da bir sürü analize, yazıya ulaşabilirsiniz. Fakat içlerinden bir tanesi, Hemingway Uygulamasına göre, Hemingway’in kendisinin, “vasat sayılabilecek, genellikle fazla zarf kullanan ve okunması zor olan” bir yazar olduğunu birden fazla analizle ortaya koymuş.

E.Hemingway’in 1923 tarihli, “My Old Man” isimli öyküsünün ilk paragrafı.

Bu, Hemingway’in kısa hikayelerden oluşan, In Our Time isimli kitabında yer alan My Old Man’in ilk paragrafının uygulamadaki analizi. Sonuca göre, Hemingway’in yazdığı üç cümleden bir tanesi okumak için zor; diğer ikisi ise çok zor. Genel okunabilirliği ise 26. Temel okuma yazma bilgisi bazında değerlendirilen okunabilirlikte ise uygulama tarafından tavsiye edilen derece 10 ve altı.

E.Hemingway’in, 1936 tarihli, “The Snows of Kilimanjaro” isimli öyküsünün birkaç diyalog eksiltilmiş girişi.

Bu da, Hemingway’in 1936 senesinde ilk kez Esquire’da yayınlanmış, The Snows of Kilimanjaro’nun içinden diyalogların eksiltildiği girişi. Cümlelerin ikisi zor okunabilir olarak işaretlenmiş, bir tanesi de çok zor. Uygulama kullanılmamasını tavsiye ettiği halde, bu paragraflarda iki adet de zarf kullanılmış.

Aynı kaynakta For Whom the Bell Tolls ve yine The Snows of Kilimanjaro’dan farklı bölümler incelenmiş. Sonuç pek farklı değil. Buna ek olarak, The Newy Yorker’da ilk yayınlandığında çok fazla paylaşılmış olan Hemingway Takes the Hemingway Test başlıklı yazıda da Hemingway’in A Clean, Well-Lighted Place isimli öyküsünden kısımlar uygulamada test edilmiş ve sonuçlar yine onun okunabilirlikten uzak ve ortalama bir yazar olduğuna işaret ediyor.

Adam ve Ben Long tarafından yaratılan Hemingway Uygulamasının bir takım algoritmik problemleri barındırdığını kanıtlayan testler de yapılmış. Art arda yazılan ve sadece tek bir edattan oluşan bir paragrafla, farklı harf sayısını içeren bir başka edatın yazıldığı bir paragrafın analiz sonuçları birbirinden uzak ve okunabilirlikleri farklı.


Tüm bu sonuçlar uygulamanın çıkış noktası olan, yazarların kendi sadeliğini ve direktliğini ölçebilmesi için dijital bir fırsat yaratmak gibi hoş bir niyetin üstünü örtmese de güvenilirliğine gölge düşürüyor. Alışkanlıklarımızı ve günlük ihtiyaçlarımızı yapmak için mümkün mertebe dijital kolaylıklardan yararlanıyor olsak da, konu yazmak ya da yazılanın fiziksel boyuttaki değerlendirilmesi olduğunda şimdilik kendi öngörümüze güvenmeye devam etmek ya da fikirlerini önemsediğimiz birine konuyu danışmak daha makul gibi görünüyor. Ya da kendimize Hemingway’in yazmak üzerine söylediklerini hatırlattıktan sonra yüksek sesle şunu da tekrar edebiliriz;

“Gerçekten yeteneği olan ve söylemek istediği şeyler hakkında samimiyetle hissettiklerini yazan hiç kimse bu kurallara uyarak kötü bir şey yazamaz.”

Bunu yapmanın, Hemingway Uygulamasından alınan sonuçlardan daha motive edici ve öğretici olacağından eminim.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.