Hey İnternet, Bana İlham Vermeye Çalışmayı Bırak

fotoğraf: jessica zollman

İnsanlar aşırı derecede olumlu ve dünyaya karşı, başka bir şeyle kıyaslanamayacak bu neşeli eğilimde olduklarında sanırım benim keyfim kaçıyor. Ortalıkta size ilham vermeye çalışan ama nihayetinde insan olduğunuz için sizi kendinizden utandıran bir sürü şey var. Şunları söylemek benim için kolay olurdu:

“Her işte vardır bir hayır!”

“Hayat bir serüven!”

“Aşk her sorunu çözer!”

“Mutluluk bir tercihtir!”

Bu sözleri söylemesi kolay. Düşünmesi kolay. Kolay, kolay, kolay. Ama, hayat gerçekleştiğinde bunların anlamı çekilip gidiyor.

Çok fazla sayıda gecemi daha pozitif, daha mutlu, daha iyi, daha güçlü olamadığım için utanarak geçirdim. Pozitiflikle kafa yapmış insanlara bakıp nerede hata yaptığımı merak ederdim. Dünyadan neden bu kadar çok etkileniyordum? Neden her gün bana bir macera gibi gelmiyordu? Bu insanlar fatura ödemek zorunda değil miydi, rahatsız edici sohbetleri olmuyor muydu, bazen baş ağrısıyla veya bir şikayetle uyanmıyorlar mıydı? Neden insanlık deneyiminden bu kadar etkilenmiş görünen tek kişi bendim?

Artık ilham almak istemiyorum. İlham ucuz. Kolay. Süslü. Kimsenin gerçekleştiremeyeceği vaatlerle doldurulmuş.

Anlaşıldığımı hissetmek istiyorum. Duyulduğumu hissetmek istiyorum. Tuhaf, çarpık ve karanlık düşüncelerim, korkularım ve duygularım bana özgü değilmiş gibi hissetmek istiyorum. Bulutlar kadar yumuşacık — ve bir o kadar hafif — sözler edebilmesi için, yaşantımı hükümsüz kılacak birilerine ihtiyacım yok. Sert, gerçek ve katkısız olanı istiyorum ve sanki böyle bir şey başlarına hiç gelmemiş gibi davranan insanlar yerine bir şeyleri berbat eden insanları görmeyi yeğlerim.

Daha iyi, daha büyük ve daha mutlu bir yaşam için bana ilham vermeye çalışan insanlardan bıktım. Bırakın var olayım. Bırakın elime yüzüme bulaştırayım. Bırakın uzun, karanlık tünelin sonundaki ışık parçasını bulayım. Bırakın kendi sorunlarımı kendim çözeyim. Diyorum ki: Bu dünyada daha az sahte ilhama ve daha fazla gerçekliğe ihtiyacımız var. Daha az kıyamete. Daha az sahte mutluluğa. Daha fazla gerçek şeylere. Daha az vaaz vermeye. Daha fazla hikaye anlatmaya. Daha az nasihate. Daha fazla birliğe.

Keşke insanlar hayatımı mükemmelleştirmeye çalışmayı bıraksa. Herkes sihirli mutluluk hapını satıyor. Neden her zaman böylesine mutlu yaşamak zorundayım? YAŞAYABİLİR MİYİM?

Günün her anında gülümsemiyorsunuz diye kendinizi düzeltmek zorunda olmadığınızı bilmenizi istiyorum. Bazen müteşekkir olacağınız çok az şey vardır ve bu normal. Bazen, dünyadan ve kendinizden çok daha fazlasını isterken, sahip olduklarınızla mutlu olacak enerjiyi kendinizde toplamak zordur. Bu normal. Sinirli olmak, karanlık ve tuhaf olmak ve her an bir olumluluk toparcığı olmamak normal. Bazen sıkılmak ve mutluluğun biraz sıkıcı olduğunu — çünkü biraz öyle gibi — düşünmek kabul edilebilir. Bazen karamsar, üzgün ve dalgın olmak ve sorunları bir kadeh şarap veya pizza ile veya iyi bir seks ile çözmek ne bileyim ama her şeyi çözmüş olmamak, hiçbir yanıtı olmamak, sanki şey gibi, hiçbir şeyin bir anlamı yok gibi düşünmek normal.

Ayaklarınızın altındaki zemin sallanıyor gibi hissetmek sorun değil. Sorun değil çünkü herşey geçici. Bir gün ayağınız kayabilir, başka bir gün dünyanın zirvesinde olabilirsiniz. Göz açıp kapayıncaya kadar her şey değişebilir. İnsan olmanın ilacı kendilerdeymiş gibi davranan bu sahte satışçılar cidden devrelerimi yakıyor. Bütün sundukları, her şeyi çözmüş olmadığınız için utanç duymanıza neden olmak. Sizin istek dolu deneyiminizi satıp üstüne utanç ekliyorlar.

Sadece söz verin bana, utanacağınız son şey insan olma deneyiminde olduğunuz konum olsun. Utançtan iyi hiçbir şey çıkmaz. Bu işleyebileceğiniz en düşük titreşimsel alanla ilgili. Utançtan ve utanmanıza neden olan herkesten ve her şeyden kaçının. Hepsini enerji alanınızdan atın gitsin. Utanç sizi motive etmeyecek. Enerjinizi tüketecek.

Kendinize verebileceğiniz tek bir söz varsa, o da şu olsun: Kendi eşsiz insanlık deneyimimden utanmama izin vermeyeceğim. Pozitiflik saçmalığını unutun: Verdiğiniz bu söz, bu mantra, bu ruhsal durum hayatımızı değiştirebilecek asıl şeydir. Dünyanın utanmak için bize verdiği o kadar nedeni düşündüğümüzde, korkup utancın arkasına sığınmayan bir kişi kahramandır. Utanç duygusundan feragat etmek bir radikal direniş hareketidir. Kendiniz olun. Gerçekten var olmak. Ne özgürlük.


Bu yazıyı beğendiyseniz, Önermekten çekinmeyin. Aynı zamanda Facebook sayfamı beğenebilir ve beni Twitter’da takip edebilirsiniz.