
İçerik 5.0: Gerçek Deneyime Para Ödeme Zamanı!
Malum yaz geliyor, minik bir tatil yapalım diye Google’da aramalara başladım. O da ne? Google’da 1. sayfa resmen Ankara AŞTİ’ye dönmüş. Her bir link “geeeel abla geeel!” “vallahi en ucuzu bizde!” “süper tatil inanılmaz iyi üf çok iyi” diye bağıran fırsat siteleriyle dolu.
Bir de gerçekten iyi mi kötü mü belli değil. Booking.com’daki yorumlar da yalan zaten. Eniştesinin adına hesap açabilen, kendi butik otelinin sayfasına yorum yazdırıyor.
— — — — — -
Anladığım kadarıyla, bu sörç encin optimizeyşın denen olayı keşfettik keşfedeli, mertlik bozuldu. Tatil sektörü başta olmak üzere, moda, yemek gibi konuları araştırmak için 50. sayfaya gider olduk.
Biraz geriye gidip, “kullanıcıların ürettiği içerik” denilen bu meretin, Türkiye’deki gelişimini inceleyelim.
“Hallaç Pamuğu”
İçerik 1.0 (2000–2004)

İnternette her şeyin her yerde olduğu, adam gibi arama motorunun olmadığı, kullanıcıların da ne arayacaklarını bilmedikleri zamanlar. Icq var, Hotmail’in chat odaları var, Mynet, Superonline gibi mecralarda chat odaları var, forumlar var. Her yer umutsuz_asik69 dolu. İnternetten biriyle tanışsan ailen panik yapar. Kimsenin adı sanı belli değil, babası ne iş yapıyormuş bilemiyorsun tabii. Düzgün ve spesifik bir içerik üretiminden çok, aklımızdaki her şeyi forumlarda, tanımadığımız insanlara sorduğumuz yıllar. Bu yıllarda bir forumda soru sorduğunuz zaman, gerçekten ürünü / deneyimi yaşamış kişiler, “gerçek insanlar” cevap verirdi. “Reklam yapıyor / gerçek kullanıcı değil” hissiyatı yaşamazdık.
SLM. ASL? 19/M/SEN NERESİ İSTERSEN ORASI
İçerik 2.0 (2004–2008)

Ekşisözlük 6. Nesil yazarlarının alınmaya başladığı dönem diye tanımlıyorum hep ben bu dönemi. İnternetin okur-yazar kesiminin Ekşisözlük’te yardırdığı, yavaştan bloggerların peydah olduğu dönem olarak da tanımlayabiliriz. Forumlar hala çok aktif kullanılıyor. Sosyal ağlar ortaya çıkmış, mesela sosyomat var (2006’ydı sanırım.) 80630, Yonja, Alternatip var. İnternette “ilgi alanlarımız” üzerinden birbirimize yürüdüğümüz o güzel yıllar. Kızın profiline bakıyorsun “Pink Floyd” yazıyor, hoop yürü. Fotoğraflar hep webcam’den filan çekiliyor tabii, rezalet ötesi. Ve hala adam gibi “internet reklamcılığı” yok ortada. Minik minik bir şeyler çıkıyor, bannerlar filan var tabii, bloggerlara tanıtım yazısı yazdırıyoruz mail atıp ulaşarak. Çok net hatırlıyorum, bir ajansta çalışıyordum (2007’de) ve gerilla kampanyanın içine “İnternette 10 mecrada (forum, blog) yazı yazdırma” şartı da eklenmişti. Kısacası bugünlerin pis içeriklerinin temelini o zamanlar atmaya başladık.
“Geldi Gelecek”
İçerik 3.0 (2008–2009)

İlk “blog ödülleri” yılı…2008. Çok net hatırlıyorum o yılı. Burak Bayburtlu, Mehmet Subaşı, Gökçen Karan, Kudra, Tunç Kılınç, Yicit… Bu güzel içerik üreticisi insanların popi olmasıyla birlikte, bloggerların para kazanmaya başladığı dönem geldi. Yukarıda saydığım insanların bir kısmı şuanda bilinen reklam ajanslarının sahibi hatta.
“PARA VİR, ÇOK PARA VİR!”
İçerik 4.0 (2009–2011)

Buraya 2 senelik bir aralık koydum. Çünkü bu 2 senede ne olduysa bloggerlar delice paralar kazanmaya, kampanyalar yapmaya, fenomenler çıkmaya başladı. Parasını bastıran yemek bloggerlarıyla etkinlik yapıyor, moda bloggerlarıyla çekimlere gidiyor. Resmen 10 yaşındaki çocuklar “anne ben doktor olucam”dan, “anne ben blogger olucam”a döndü. İşte içerik üreticilerinin iyi/kötü ayırmadan, sadece para kazanmak için içerik ürettiği o dönem, bu dönem. Hele o yemek bloggerları, moda bloggerları filan kan emecek sivrisineğin hazırlanması gibi hareketler çekiyorlar. İlk defa 2009'da bir “Twitter Fenomeni”nin, tweet başına sekiz bin lira aldığını duydum. Helalleri hoş olsun, ne güzel de kazandılar markalardan paraları. Misss. Ama bu arada “kullanıcı tarafından üretilen gerçek içerik” kavramının sonlarına da geldik sayın seyirciler.
“CILK!”
İçerik 4.5 (2011–2016)
Son 5 yılda çok şey değişse de, bu “cılk”ı tek kategoriye koyabilirim diye düşünüyorum.

SEO ile birlikte zaten karanlık tarafa sürüklenen içerik üretimi, bir de bundan para kazananların artmasıyla birlikte iyice saçmaladı. Artık hangisi gerçek içerik, hangisi gerçek deneyim, hangi içerik üreticisi gerçekten o tatile çıktı da, o makyaj malzemesini kullandı da beğenip yazıyor anlayamıyorum. En son bir arkadaşım, bir tur şirketinde “içerik yöneticisi” olarak çalışıyordu. “Gitmediğim tatiller hakkında önerilerde bulunmaktan sıkıldım” diyerek istifa etti.
İçerik 5.0
SORU: “Gerçek Deneyime Para Öder misiniz?”
Şimdi başa dönelim, hiç tanımadığım, gerçekten “romantik hafta sonu deneyimi” yaşamış, Antalya / Fethiye civarlarında bir butik otelde kalmış, sakin, huzurlu bir tatil geçirmiş ve bunu belgeleyebilen birine para ödeyip, deneyimini dinlemek istiyorum. Nerede yemek yemiş? Hangi otelin kahvaltısı iyi? Google’da aramaya gerek kalmadan, booking.com’da yüzlerce yorumu okumadan, mecraların sürekli birbirinden aşırdığı “Fethiye’de görmeniz gereken 10 yer” haberlerine maruz kalmadan…
Aylık 5 dolar ödemeye hazırım. Siz hazır mısınız? Hazırsanız, ne kadar ödersiniz?