İK’nın Görevi Tarlada Robot mu Yetiştirmek ?

#Dinleyin

İş hayatına yavaştan kök salmaya başlamış biri olarak çok da uzak olmayan bir iki yıl öncesine gidiyorum. Ozamandan beri yaptığım sayısız mülakatlar hakkında fikirlerimin olgunlaştığını düşünüyorum.

Her yeni mezun gibi okulun kapısından çıkar çıkmaz şirketler kol açmış sizi bekliyor sanıyorsunuz ama gelip diyorlar ki o iş öyle olmuyor canım 🤔

İstanbul’da okurken favorilere attığım çoğu şirketle bir şekilde görüşmeyi başarmıştım. Hepsinde umutla görüşmeye gidiyor ve umutla evime dönüyordum. Fakat bir süre sonra İK departmanlarını çözmeye başladım. O iş gercekten öyle olmuyordu. Hatırlatma maili attığınız anda utancından yerin dibine girip oradan 3 ay çıkmayanını da gördüm , görüşmeyi unutup “ay sory sory beklerseniz eğer geliyorum hemen sory” diyeni de. İnsana saygı gösteren İK çalışanlarına her zaman saygı duydum ve bunu ofiste hep iyi ilişki kurarak kendilerine gösterdim. İnsana ve işlerine saygı göstermeye devam etsinler. Fakat artık artniyet derecesine varan İK çalışanları ihmallerinin iş arayanlarda ne tür bir etki yaptığından bahsetmek istiyorum. Beklemek hiç de kolay değildir. Özellikle de ihmalden kaynaklanıyorsa.

Bilgilendirme ya da onun yokluğu :

İK personelleri sanıyor ki bu çocukların görüştüğü tek şirket biziz. Bizim keyfimizi beklesinler. O iş öyle olmuyor canım 😏 Borsada hisse senedi sepeti yapar gibi aynı anda birçok mülakat sürecini planlıyoruz. Bu durumda en çok ihtiyacımız olan şey bilgilendirilmek. Zamanında gelişmelerle ilgili haber almaktan bahsediyorum. Zor bir şey değil nihayetinde. Fakat yıl olmuş 2016 mail adresimi yanlış yazıp bana mail ulaştıramayanlar da var. İsmimi ve mail adresimi söylerken ilk söylediğim şeydir. Adımda “R” yok. Bunun daha eğlenceli bir yolunu da buldum. Bende geri vites yok diyeceğim ama önce işin Türkçe’sini çözmemiz gerekiyor. Yani bilgilendirmek isteyen az bir kitle var ve onlarda mail adresimi yanlış yazıyor. En büyük sorunun bu olduğunu düşünüyorum.

Mülakat Sürecinde Kullanılan Teknikler :

Bu konuda genelde yaptığım görüşmelerde tanışma ve iş detaylarını konuşmak dışında kullanılan mülakat tekniklerinden bahsediyorum. Assesment süreçlerinin teknik yanı hakkında bilgim sınırlı. İK’cı arkadaşlar teknik açıdan bu mülakatta toplanan verilerin sonuçlara nasıl dönüştüğünü aktaracaklardır. Yapılan bu testlerdan asla şikayetçi değilim. Adayı analiz edebilmenin en güzel yollarından biri.

Görüşmeye Farklı Açıdan Bakamamak :

İK yetkililerinin yaptığı bir diğer büyük hata görüşmeden sadece şirket adına sonuç çıkarmak. Görüşmeye sadece bu açıdan yaklaşmak yeni fikirleri tamamen öldürüyor. Öğlen yemeklerinde bile iş konuşmak kadar yanlış. Adayın hayata bakış açısından öğrenebilecekleri çok şey var. Olaya farklı kişilerle tanışmak açısından baktığımızda inanılmaz bir zenginlik sözkonusu. İstediğim şey “10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun ?” gibi saçmalıklar da değil. Bu sorunun hedefle bir alakası yok. Kısıtlamayla bir alakası var. 10 yıl sonra senaryolarımdan ikincisini filme aktarıyor olacağım dediğimde “hmmm şirketimizde çalışacağınız pozisyonla pek bir alakası yok ama” diye cevap alıyorsam bu sizin pozisyona bir robot yerleştirmeye çalıştığınızın yüzünüze yansımasıdır. Dinleyin. Sadece ne yaptığını değil. Ne yapacağını. Şirketinize kazandıracağınız çok şey var.


Görüşmeler, üniversite etkinlikleri sadece şirket propagandalarına dönüştüğü an artık konuşacak hiçbir şey kalmıyor. Üniversitede birçok şirketin kariyer günlerine katıldım. Bu toplantılar elbette birebir görüşmeye uygun değil. Şirket kültürünü aktarmakta çok faydası var ve İK yetkilileri açısından temelde ve yetişmek üzere olan kitleyi veritabanına alma faydası var. Burada şirketleri tanımak farklı bir deneyim oluyor. Fakat ilk defa kulüp işi yaptıktan sonra ve bu zirvelerin sadece kulüp başkanlarını işe almaktan ibaret olduğunu görünce Türk işi bir saçmalık olduğunu da anladım. Şirketleri tanımakta size bir faydası oluyor fakat okuduğunuz okulun da size hiçbir faydası olmaması alınan verimi burada noktalıyor. Birçok insanın imrendiği üniversiteler bile staj zorunluluğunu kaldırarak şirketlerin sizi staja almalarını engelliyor. Tek yolu kaçak olarak staj yapmak fakat bu birçok şirkette imkansız. Üniversiteler de aldığım işletme eğitiminde deneyimin, stajın, iş hayatının öğrenilmesinden daha çok matematikteki ağır diferansiyel eğitimine önem verince ortaya tam bir saçmalık çıkıyor. Evet 3. dereceden diferansiyellerle hayatımdaki her probleme çözüm bulabiliyorum. İK birimleri önce en temel konuları çözmeli. Kısacası olumsuz dönüşü bile yapmayan bir İK biriminden bir adım bile fazlasını beklemeye gerek yok.