İmzalamadan önce 2 kere düşün!

Hepimiz kendimize özgü olan, başkasında bulunamayan bazı özelliklere sahibiz. Bunlardan ilk akla geleni parmak izlerimiz. Artık telefonlarımızın kilidini bile parmak izlerimiz ile açıyoruz. Bir diğeri ise gözlerimizdeki retina izleri. Tüm insanların gözlerini tarayacak olursak eğer, içlerinden herhangi birisinin diğeri ile aynı olması imkansız. Parmak izi ve göz bebeklerimiz bize özgü olan doğuştan özelliklerimiz. Bunların yanında, bize özgü fakat sonradan edindiğimiz şeyler de var. Bunun da ilk akla geleni ise imzalarımız.


Günlük hayatımızda bir şeyi kabul ettiğimizi, onayladığımızı belgelemek için sık sık imza atıyoruz. Ya da canımız sıkıldığında hepimizin yaptığı ilk şey önümüzdeki kağıda onlarca kere imzamızı atmak. Peki ben bir şeyler karalıyım da bu benim imzam olsun fikri kimin aklına nasıl geldi? İlk olarak anlamına bakalım isterseniz. İmzalamak fiili Arapça kökenli ve geçmişe mal etmek anlamına geliyor. Belki siz de hatırlıyorsunuzdur, büyüklerimiz önceden imza yerine kağıtlara parmak basıyordu. Tanımını ve bunu göz önüne alırsak, imzanın çok da eski bir şey olmadığı düşüncesine varabiliriz. Ama imzanın hikayesi çok daha önceye dayanıyor. İlk defa 35.000 yıl önce insanların mağara duvarlarına çizdikleri av resimlerinin altına kendilerine özgü semboller çizerek o çizimin kendine ait olduğunu belirtmek için imzaladıklarını görüyoruz. Biraz daha yakın tarihe gelelim, imzaya en çok önem gösterilen coğrafyalardan birisi de aslında bizim topraklarımız; Türkiye Coğrafyası.

Osmanlıdaki tuğra çizimleri yani padişahların imzaları o dönemde çok büyük öneme sahipti. İmparatorluk süresince her padişahın kendi tuğrası, yani 36 padişaha ait 36 tuğra vardı. Tuğraların git gide kompleksleştiğini ve daha önemli bir kavram haline geldiğini de söyleyebiliriz. Padişahlar yayınladıkları fermanlarda, yaptırdıkları binaların girişlerinde, pek çok eserlerinde bu tuğraları kullanılıyordu.


Bu tuğralar çok karmaşık fakat günümüzde bizim imzalarımız daha basit şekildeler ve bu imzalar insana özgü dedik fakat taklit edilmesi çok kolay gibi duruyor. Sonuçta kalemi alıp bir şeyler karalıyoruz. Peki gerçekten birisinin imzasını tam anlamıyla taklit etmek mümkün mü?

Bir imzaya bakıp 20–30 kere karalayıp denesek aynısını atabilirmişiz gibi geliyor. Ama işin aslı pek öyle değil. Diyelim ki sizin imzanızı birisi bu şekilde taklit edip yerinize bir belgeyi birebir imzaladı ve bir suç işledi. Bu suç ortaya çıkıp sizden hesap sorulduğunda, ilk görüşte imza size ait gibi gözükse de imzanın aslında size ait olmadığını kanıtlamanız gerekiyor. Tüm dünyada emniyet birimlerinde şöyle bir uygulama var; imzanızı boş kağıda 50–60 kere tekrar tekrar atıyorsunuz ve bu imza örneklerinden bir veri elde ediliyor. Bu veri nasıl bir veri? Sizin elinizin titreşimleri, el kaslarınızın ezbere olduğu hareketler, kağıda uyguladığınız baskı, şiddet gibi bilgileri içeriyor. Sahte imzanın bu veri ile eşleşip eşleşmediğine göre gerçek ortaya çıkabiliyor. Yani ilk görünüşte imzalarımız taklit edilebilir gibi gözükse de, çizdiğimiz her çizgi aslında çok daha fazla veri içeriyor.


Şimdi biraz detaya inelim. Bu imzalar bize ne anlatıyor? Siz bir imza atarken aslında o imza ile farkına varmadan çoğu bilgiyi de o kağıda çiziyorsunuz. Nasıl mı? Grafoloji, yani yazı bilimi kişilerin imzasından o kişinin karakterinin özelliklerine kadar ortaya çıkarabiliyor. Peki nasıl oluyor bu?

  • Eğer normal el yazınız ile imzanızı karşılaştırdığınızda imzanızda kullandığınız harfler ve genel satır yüksekliği, el yazınızdan küçükse bu alçak gönüllü birisi olduğunuza işaret ediyor. Tam tersi olursa da biraz kibir barındırdığınız söylenebilir.
  • İmzanızın ilk harfi çok büyük şekilde, devamı küçük kıvrımlı karalama şeklinde ise bu sürekli kontrolün sizde olmasından zevk duyduğunuzu, sürekli fark edilen bir kişi olmak istediğinizi gösteriyor.
  • İmzanız el yazınıza çok benziyor, isminizi el yazısı ile yazmanızdan ibaret ise, kendini ön plana çıkarmaktan daha çok bütünlüğe, tamamlayıcılığa önem verdiğiniz gösteriyor.
Prenses Diana’nın el yazısına bitişik konumdaki imzası
  • İmzanızın şekli kadar konumu da çok önemli. Örneğin prenseslerin el yazılarına hiç bir boşluk bırakmadan direk satır altına imza atlamaları kendilerini halktan biri gibi göstermek istediklerini ifade ediyor. Tam tersi imzasını 2–3 satır aşağıya dikkat çekecek şekilde atan liderler ise diktatörlüğe daha yakın isimler olduğu görülmüş.
  • Harflerin yazımı incelendiğinde t,ş,i gibi noktalı ve çizgili harflerin yazımı daha net şekilde tepki ölçümü gibi işliyor. Örneğin ‘t’ harfinin çizgisi sert bir baskıyla, aniden çizilmiş gibiyse o imzanın çabuk parlayıp sert tepkiler veren insanlara ait olduğunu işaret ediyor.
  • Eğimli harfleri kullanılan açılarda karakterinize direkt olarak belli eden bir gösterge. Örneğin 90 derecelik açılarla yazıyorsanız bu sizin kurallara dayalı, mekanik ve yeniliklere, değişime karşı direnç gösteren bir karaktere sahip olduğunuzu gösteriyor. Tam tersi şekilde, yuvarlak yapanlar ise değişime kolay ayak uyduran, organik bir karaktere sahip.
  • Bazı insanlar imzalarının sonuna baskın bir şekilde nokta koyuyorlar. Bu süreçte insanların imzalarını kontrol edip gözden geçirildiği fark edilmiş. Bunun da kontrolcü bir karaktere işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Bu analizleri birkaç ünlü kişinin imzası üzerinde yapalım;

John F. Kennedy

El yazısı ile imzasını karşılaştırdığımızda, satır yüksekliklerinin hemen hemen benzer olduğunu görüyoruz. Bu alçak gönüllü bir kişi olduğunu gösteriyor. Son ‘y’ harfinin bir zırha benziyor olması da dış dünya ile kendisi arasında korumacı bir ilişki kurduğuna işaret ediyor. İlk harfin büyük, devamının kıvrımlar şeklinde olması kontrolün kendisinde ve fark edilen bir karakter olmak istediğinin göstergesi. Bu analizler sonucunda imzasının gerçekten de John F. Kennedy’nin karakterini yansıttığını söyleyebiliriz. (John F. Kennedy’nin hayatı ve ölümü hakkındaki yazımı da okuyabilirsiniz.)

Lary Page (Bilmeyenler için; Google’ın kurucu ortaklarından birisi kendisi)

Tam kapanmamış, üstü açık şekilde çizilen ‘a’ harfinden düşüncelerini, duygularını insanlarla paylaşmaya eğilimli olduğunu çıkarabiliriz. İlk harflerin büyük harf olması ise öz saygı dediğimiz kavrama önem verdiğini gösteriyor.

Mark Zuckerberg

Her harfi yazmak yerine her kelimeden iki harfi kullanması kendine ait bilgilerinin gizliliğine önem verdiğini gösteriyor. Her harfin büyük harfle yazılması ise kendisine olan güvenini ön plana çıkarıyor.

Obama

Baş harfler harici diğer harflerin ufak karalama gibi gözükmesi, hızlı düşünen birisi olduğuna, çok sert açılar kullanmaması ılımlı bir görüş yapısına sahip olduğuna işaret ediyor. İnternette karşılaştığım bir analizde ‘O’ harfine gizlenmiş olan ‘b’ harfi uzaktan bakıldığında bir karınca yansıması gibi gözüktüğü ve bunu Obama’nın azmini yansıttığı yazılmış. Bu bana biraz uç bir yorum gibi geldi ama gerçekten yazıldığı gibi de karınca ile azim mesajı verilmek istenmiş olabilir :)

Donald Trump

Bu imzayı yorumlamak gördüğünüz gibi çok zor değil :) Belirli bir ritim çok açık net şekilde görülmekte ve bu ritim Trump’ın meşhur inatçılığına işaret ediyor. Sert açılar ise değişime kapalı bir insan olduğuna yani mekanik bir karaktere işaret ediyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası

Bu imzanın hikayesi biraz ilgi çekici. Bu imza Atatürk’ün kendisi tarafından tasarlanmış bir imza değil. Savaşlar döneminden sonra Atatürk yeni imzası için Ermeni yazı bilimcisi Hagop Varham Çerçiyan’dan imza tasarlanmasını istiyor ve yazı bilimci 5 tane imza önerisi sunuyor. Atatürk’ün 5 öneri içinden seçmiş olduğu bu imzada, sondaki tüm imzayı kapsayan kıvrım, korumacı ve güvenci bir karakteri yansıttığını söyleyebiliriz. Tüm ‘t’ harflerinin çizgisinin tek parça, yani yekpare olması onun tamamlayıcı ve bütünleyici karakterini göstermektedir. Keskin açılar kullanmak yerine yumuşak açılar kullanılması da ılımlı karakterini yansıtmaktadır.

Bu görmüş olduğunuz imzanın kime ait olduğun söylemeyeceğim, sizden tahmin etmenizi isteyeceğim. İmzanın sahibi, eşiyle birlikte intihar etmeye karar verip, bir odaya kendilerini kapattıktan sonra sırayla siyanür içip silahla kendisini vuran ve isteği üzerine cesedi bombaların neden olduğu bir çukurda yakılmasını isteyen birisi. İmzaya baktığımızda bu tarz bir hikayesi olan birine ait olmasına şaşırmadık desek yalan olur. Tahminlerinizi benimle sosyal medya hesaplarım üzerinden paylaşın lütfen :)


Peki bu yorumları göz önünde bulundurursanız, sizin imzanız sizin özelliklerinizi, karakterinizi gerçekten yansıtıyor mu? Fark etmeden siz de imzanızla beraber pek çok bilgiyi kağıda çiziyor musunuz?

Bu yazı, YouTube kanalımdaki ‘İmzalamadan önce 2 kere düşün!’ videosunun yazıya dökülmüş versiyonudur. Bu hikayeyi görsel analizler eşliğinde izlemek için;

Beni YouTube üzerinden de takip etmeyi ve kanalıma abone olmayı da unutmayınız :)