İnternetin doğurup, internetin öldürdüğü kahraman : Aaron Swartz
Bir profil yazısıyla daha karşınızdayım. Maalesef ki bugün okuyacağınız yazı içerisinde herhangi bir komedi unsuru içermiyor. Çünkü bugün konuşmak, anlatmak istediğim adam, aslında belki de son yılların en büyük trajedisinin baş kahramanı. Aaron’ı eminim çok kez duydunuz, en azından ben öyle umuyorum. İsmiyle hitap ediyorum, çünkü aramızda sadece 1 yaş var ve o hep 26'sında kalacak. Buna sebep olan her şeye küfretme hakkını kendimde ve ona hayran milyonlarca insanda saklı tutuyorum. Tıpkı Jack Dorsey’i anlattığım yazıda olduğu gibi, bu yazı da konusu olan adam hakkında CV bilgilerini oldukça geri planda tutacak.
Aaron’ı 2013 ocağında kaybettik. Evet, bir dünya vatandaşı olarak, onun gibi bir adamı hepimiz kaybettik. Ocak 11'de birlikte yaşadığı sevgilisi, iş yerinden geldikten sonra onu sabah öperken gördüğü kıyafetlerle siyah tişörtü ve kahverengi kadife pantolonuyla kendini asmış halde buldu. Acil’i aradığında yaşadığı şok o kadar büyük ve çığlıkları o kadar yüksekti ki, acil servis adresi birden çok kez sormak zorunda kaldı.


Bu modern zaman dahisi, ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek isteyen genç adamı intahara sürükleyen şey neydi?
Bunu anlamak için insan Aaron’ı daha iyi tanımak gerekiyor.
1986 doğumlu Aaron Chicago’da doğdu ve okula orada başladı. Babasının bir yazılım firması vardı, okumayı 3 yaşında kendi kendine öğrendi. Bilgisayarın bu kadar içine doğmuş bir çocuğun; yazılım konusunda bu kadar yetenekli olmasına şaşırmıyoruz. Daha 13 yaşındayken aldığı ArsDigita ödülü, 14'ünde RSS’e katılımcı olması bunların ufak göstergeleri sadece.
Onu, Steve Jobs, Bill Gates gibi diğer dahilerden farklı kılan temel şey “dünyayı daha güzel bir yer yapma” arzusundaki samimiyetiydi. Çok kolay bir şekilde kişisel servete sahip olabilecek Aaron, bunu defalarca tepti. Stanford’daki ilk senesinin sonunda bölümünü Sosyoloji ile değiştirdi. Bu sırada Y Combinator’da bulunan startup’ı Infogami, reddit’le birleşiyor ve Aaron reddit’in 3 kurucusundan biri oluyordu.
Reddit, Wired’ın sahipleri tarafından satın alındıktan 1 sene sonra Aaron ofis hayatından o kadar tiksinmişti ki, kendini kovdurdu. Avrupa’ya bir konferansa gidip döndükten sonra bir hafta kadar San Francisco’daki ofise gitmedi. Döndüğünde müdürü onunla çalışmak istemediğini söylediğinde Aaron’ın yüzü gülüyordu.
Creative Commons ekibine metadata danışmanı olarak dahil oldu. Fikri mülkiyet hakları uzunca bir süredir Aaron’ın kafayı bozduğu bir konuydu.
Amerika’daki mahkeme sonuçları elektronik hale getirilmiş ve normalde insanların ücretsiz olarak ulaşabileceği halka açık dökümanlar, sayfası 8 cent olarak ücretlendirilip halka sunuluyordu. Aaron PACER adı verilen bu sistemdeki bir açıktan faydalanarak milyonlarca sayfalık dökümanı indirip halka açtı. Devletle ilk mücadelesi de PACER hareketinin sonunda başladı. Aaron bu olay için cezalandırılmadı, zira dökümanların yasal olarak halka açık olması gerekiyordu. Fakat o yıllarda FBI, bir çok kez hactivist hareketlerden acı çektiği için Aaron’ı potansiyel hedef olarak belirliyordu.
Aaron, bilgiye erişimin temel insan hakkı olduğunu düşünüyordu. Tam da bu yüzden bilgi sahipliğinin şirketleşmesini ve parayla satılıyor oluşunu içine sindiremiyordu. Harvard Safra Research Lab’da çalışırken, MIT’ye açık olan JSTOR akademik makale havuzundan makaleler indirmeye başladı. Yazdığı script çok kısa bir sürede MIT güvenlik birimleri tarafından farkedildi ve Aaron’ın IP’si bloklandı. Aaron bunu aşmak için bir netbook ile MIT’nin IT odasına sızdı, kablo ile bağlanarak kaldığı yerden makaleleri indirmeye başladı. Polis tarafından suç üstü yakalandı. Ve mahkemede 1 milyon$ ceza ve 35 yıl hapis üzerinden yargılandı.


Aaron’ın insanlar gözünde gerçek bir kahraman haline gelmesiyse anti — SOPA hareketi ile olmuştu. SOPA(Stop Online Paricy Act) ismi kadar tatlı olmayan bir yasa bütünüydü. Bu yasa aracılığıyla Amerikan hükümeti kendi uygun görmediği takdirde herhangi bir siteyi erişime kapatma yetkisine kavuşuyordu. Ülkemizde ne kadar çırpınsak da Aaron’ın topladığı 300.000 imza kadar etkili olamadık. Aaron, SOPA’nın yasalaşmasına engel oldu.
Yeter. Ne kadar anlatmayacağım desem de bu kadar çok şey başarmış bir adamın yaptıklarını anlatmadan duramıyorum. Ama yeter. Atladığım bir çok şeye rağmen.
Aaron’ı benim için kahraman yapan şey bunlardan çok daha farklı. O, gerçek bir devrim peşindeydi. Bilgi devrimi. Ve bunun sadece teknoloji ile değil, ancak sokakları dahil ettiğinde yapabileceğini biliyordu. iPhone değildi devrim, iPhone’a alamadığımız bilgilerdi. Hayatı boyunca bu samimiyetle çalıştı. Sadece bilgisayarının başında durarak değil, bir kongre üyesinin yanında sadece devletin işleyişini anlayabilmek için staj yaparak mesela. Üstelik bizim dünyamızda sıklıkla görmeye alışık olduğumuz yüksek egodan nasibini almamıştı. Arkadaşları ve kız arkadaşı; Aaron’ın garsonlarla, taksicilerle konuşurken ne kadar utandığını hala röportajlarında anlatıyorlar.
Yine bizim dünyamızda görmeye sıklıkla alışık olduğumuz seksizm, Aaron’ın her fırsatta eleştirdiği bir konuydu. Sektörümüzdeki kadınlara karşı yapılan ayrımcılıktan hep tiksindi ve hikayelerini duyduğumuz “jerk” CEO’lardan hiç olmadı. İnsan oldu.


Defalarca kaçma ve kolay bir hayata sahip olma fırsatı varken o ideallerinin peşinde koşmayı tercih etti. Google’dan defalarca teklif almasına rağmen neden reddettiğini onun ağzından yazıyorum:
Well, I didn’t want to work at Google when I was at Stanford, I thought I should finish school. I didn’t want to work there when I was at Reddit, working at a startup was much more exciting. And now? Well, post-IPO, Google isn’t the same exciting place that it once was. None of the people I’ve spoken to at Google seem to have jobs that strike me as particularly appealing. Interesting, certainly, but not something I can really see spending my 9 to 5 doing for long periods of time.
Uzunca bir süre mide rahatsızlıkları ve beslenme zorluğuyla boğuştu. Özellikle dava sürecinde oldukça mutsuzdu. O dünyada olan her kötü şey yüzünden kendini sorumlu hissedenlerdendi. Şirketinden ayrıldıktan sonra NBA kulübü satın alan patronlardan değil.
Dünyayı değiştirmek. Dünyayı değiştirmek. Dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek. Dünyayı kurtarmak. 2005 yılında yazdığı bir blog yazısından alıntılıyorum:
The other night, when [redacted] asked me why I switched from computer science to sociology, I said it was because Computer Science was hard and I wasn’t really good at it, which really isn’t true at all. The real reason is because I want to save the world. Maybe I didn’t say that because it sounds sort of crazy. (2005)
Hayır. Delilik değildi. Dahilikti. Deli olan bizdik. Deli olan hala biziz. Deli olan hala kendi hırsları peşinde koşan milyarlarca insan. Deli olan hala internet ve bilginin potansiyelini anlayamayan insanlar. Deli olan yıllarca ödüllendirdiği hackerlara rağmen politik baskılar yüzünden Aaron’a sahip çıkmayan MIT. Onu intahara sürükleyen, ve sahip çıkamayan insanlar deli. Deli olan biziz. Biz.
Şimdi en azından onun anısını yaşatmak ve onun gördüklerinin ufacık da olsun bir kısmını insanlara anlatabilmek için dileğim; en azından ülkemizdeki geliştirici etkinliklerinden birini Aaron Swartz adına düzenlemek. Aaron’ı insanlara anlatmak. Bunun için ben elimden gelen ne varsa yapmaya hazırım.
Yazımı Aaron’ın ölümünden sonra ailesinin ve çok sevdiği hocasının yazdıklarıyla sonlandırmak isterim:
“Aaron’s insatiable curiosity, creativity and brilliance; his reflexive empathy and capacity for selfless, boundless love; his refusal to accept injustice as inevitable — these gifts made the world, and our lives, far brighter,” his family said in a statement.
“He was brilliant, and funny. A kid genius. A soul, a conscience, the source of a question I have asked myself a million times: What would Aaron think? That person is gone today, driven to the edge by what a decent society would only call bullying. I get wrong. But I also get proportionality. And if you don’t get both, you don’t deserve to have the power of the United States government behind you.”
PS: Serinin daha önceki yazıları olan Jack Dorsey ve PayPal Mafia’ya linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz. Yine Recommend butonuna tıklamanızı rica edeceğim. Bu yazının ne kadar okunduğunun bana bir getirisi olmasa da Aaron Swartz ile ilgili bir aksiyona dönüşmesi gibi bir sonuca yol açarsa çok mutlu olacağım. Geribildirim için twitter’da @aykutbal üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
Referanslar:
1- http://en.wikipedia.org/wiki/Aaron_Swartz
2- http://blogoscoped.com/archive/2007-05-07-n78.html
3- http://www.suntimes.com/business/17594002-420/aaron-swartz-memorialized-at-service.html#.U_noG7y1ZW0
4- http://boingboing.net/2013/01/12/rip-aaron-swartz.html
5- http://www.newyorker.com/magazine/2013/03/11/requiem-for-a-dream
6- http://www.bostonmagazine.com/news/article/2014/01/02/bob-swartz-losing-aaron/