“Bugün öyle şeyler yap ki, yarın kendine bunlar için teşekkür et.”

Japonlar neden LinkedIn kullanmıyor?

Tokyo'da bir konferansta olduğunuzu düşünün. Âdetlere göre, tanıştığınız herkesle eğilerek resmi bir şekilde selamlaşıp birbirinize kartvizitlerinizi vermeniz ve bu kartvizitleri cebinize koymadan önce üzerinde yazan her şeyi tamamen okuduğunuzu karşınızdakine belli etmeniz gerekir. Bu çok önemli bir harekettir. Birisi size bunun Japonya’da âdetten olduğunu söylediği için değil, karşınızdakinin kim olduğu hakkında hiçbir fikriniz olmadığı için. Tanıştığınız kişi bildiğiniz kadarıyla Toyota’nın eski CEO’sudur, dolayısıyla emin olmak için tanıştığınız kişiyi daha sonra LinkedIn’den kontrol etmeyi düşünürsünüz.

Topladığınız kartvizitlerle otelinize döner ve isimleri aramaya başlarsınız… ama bulduğunuz şey “hiç sonuç yok”tur.

İki saat sonra, o gün tanıştığınız insanların beşinden Facebook’ta arkadaşlık isteği alırsınız. “Beni neden ekliyorlar?” diye düşünürsünüz. “Özel hayatı profesyonel hayatla karıştırmamak gerektiğini bilmiyorlar mı?”

Bizzat öğrendiğiniz şey Japonların LinkedIn kullanmadığıdır. Facebook kullanırlar. Facebook da, Twitter da Japonya’da deliler gibi popüler ama nedendir bilinmez, LinkedIn olamadı.

Bunun bir nedeni Japonların çoğunun LinkedIn’i nasıl gördüğü olabilir. Birçok insanın aynı şirkette çok uzun süre ya da ömür boyu çalışmayı amaçladığı bir kültürde, LinkedIn sadece iş arama sitelerinden biri olarak görülüyor. Hele bir de LinkedIn profillerini doldurduklarını patronları görecek olursa, bu onlar için kariyer intiharı anlamına geliyor.

Bir başka neden de LinkedIn’in temelde nasıl tasarlandığı olabilir. Kullanıcılara, kariyer başarılarından bahsedebilecekleri boş bir profil (ya da özgeçmiş) verilir. Bu bir problemdir, çünkü Japonlar kendilerini açıkça övmeye pek meyilli değiller. Örneğin bir Amerikalının profilinde “ilk yıl gelirleri 5 milyon dolardan 20 milyon dolara çıkarıp kârı üçe katladım” gibi ifadelere rastlayabilirsiniz. Herhangi bir Japonun kendisinden böyle bahsettiğini çok nadir görebilirsiniz.

Bu demek değildir ki Japonlar hiç övünmüyor. Tabii ki övünüyorlar, ama bunu doğrudan yapmıyorlar. Yaptıkları şeye “kendilerini eleştirir gibi yapıp övünmek” denebilir. Ve LinkedIn ne yaptığınızı doğrudan ortaya koymanızı gerektirirken, Facebook size neleri başardığınızı, kimleri tanıdığınızı ya da hangi projeye dahil olduğunuzu ima etme fırsatı verir. “Kendini eleştirir gibi yapıp övünmek” için olabilecek en uygun araç Facebook’tur.

Burada rol oynayan bir faktör daha var. İnsanlar iş konusunda, kişisel olarak daha çok sevdikleri birini, onlara iş anlamında daha iyi şartlar sunan birine tercih etmeye meyillidir. Japonya’da bu durum fazlasıyla ön planda. İş ilişkileri genellikle yakın ilişkilerin üzerine kurulur; bu yakın ilişkileri kurmak da diğerini yakından tanımak ve onunla bir bağ kurmayı gerektirir. Özel hayatı bir başkasıyla paylaşmak bunun yollarından biridir. Facebook Japonlar için birbirlerinin hayatlarına açılan birer pencere işlevi görür.

Birçok insan, ben de dahil, “Japonya’nın LinkedIn’i”ni oluşturmaya çalıştı, ancak başarısız oldu. “Japonlar profesyonel bir ağa duyulan ihtiyacı görmüyor mu?” diye düşündük. Yanıt evet, görüyorlar, ancak anlayamadığımız şey sözkonusu sosyal ağın zaten Facebook olduğuydu.

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.


Bizi Takip Edin: Twitter | Facebook | Ana Sayfa

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Elife’s story.