Küçük Prens Üzerine Notlar
2015 itibariyle telif hakkı koruması sona eren Küçük Prens’in onlarca yeni çevirisi ve baskısı piyasaya çıktı. Bu baskılarla beraber hangi çevirinin daha iyi olduğu yönünde tartışmalar da aldı yürüdü. Bu tartışmalar içerisindeki en çarpıcı iddialar bana göre Mesele dergisinde yayınlanan Osman Akınhay’a ait şu makalede yer alanlar. ( makaleyi okumanızı tavsiye ederim )
Bu makaleyi okuduktan sonra elimde olan bir kaç kitabı karşılaştırmaya çalıştım. Karşılaştırdıkça ve araştırdıkça da bir çok farklılık keşfettim. Burada bu farklılıkları ( Osman Akınhay’ın bahsettikleri ve daha önce defalarca konuşulmuş olan “Türk diktatör” ile bağlantılı olanlar dışındakileri ) aktarmaya çalışacağım.
İncelenecek Baskılar
Kitapları tanıtmakla uğraşmak yerine, kitapların kendilerini tanıtmaları için ilgili sayfalarının fotoğraflarını paylaşıyorum.
1) Can Çocuk — Cemal Süreya & Tomris Uyar

2) Hece — Fahrettin Arslan

3) Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp

4) Mavibulut — Sumru Ağıryürüyen

5) Mavibulut — Fatih Erdoğan

Fransızcadan çeviri ile İngilizce çeviriden çeviri arasındaki farkların incelenmesi
Yaptığım incelemede, Mavibulut — Erdoğan çevirisi içerisinde “Gallimard baskısı” ( 1946 yılında Fransa’daki ilk baskıyı yapan ve hala yapmakta olan yayıncı ) ibaresi yer alsa da çevirinin hangi dilden yapıldığı hakkında bir şey yazılmadığını fark ettim.
Karşılaştırma sonucunda da Mavibulut — Erdoğan çevirisinin Fransızca aslından değil de İngilizce çevirilerden çevrildiğini anladım.
Aslında bunu anlamak için Fatih Erdoğan’ın hangi dilleri bildiğine bakmak yeterli ( İleri düzeyde İngilizce ve orta düzeyde Almanca ) olur ve aşağıdakileri yazmama gerek kalmazdı. Ama sizin de elinizdeki kitabın hangi dilden Türkçe’ye çevrildiğini anlamanıza yardımcı olabilmek için gerekli ipuçlarını aşağıda sıralamak istiyorum.
İpuçlarından önce şu bilgiyi paylaşmamda fayda var.
Küçük Prens ilk basımı, 1943 yılında Newyork’a Reynal & Hitchcock yayınevi tarafından Fransızca ve İngilizce, iki farklı versiyon olarak yapılıyor. Bu baskılardan İngilizce olan Katherine Woods tarafından İngilizceye çevriliyor. Kitabın Fransa’daki baskısı ise 1946 yılında yazarın vefatından sonra Gallimard yayınevi tarafından yapılıyor. Bu nedenle çoğu kişi tarafından 1943 yılında, henüz yazar hayattayken yapılan Katherine Woods çevirisi diğer çevirilerden daha çok değer görüyor.
A) Bölüm 1 — Yaşanmış mı? Gerçek mi ?
Anlatıcı, altı yaşındayken gördüğü, içerisinde balta girmemiş ormanları anlatan bir kitaptan bahseder.
Bu kitabın adı:
Özgün: Histoires Vécues
Google: Yaşam Öyküleri
Can — Süreya — Uyar: Yaşanmış Öyküler
Hece — Arslan: Yaşanmış Öyküler
Agora — Kayaalp: Yaşanmış Hikayeler
Mavibulut — Ağıryürüyen: Yaşanmış Öyküler
Mavibulut — Erdoğan: Gerçek Öyküler
Görüldüğü üzere Mavibulut — Erdoğan çeviri diğer çevirilerden farklı olarak “gerçek” kelimesini kullanmış.
Bu şekil kullanımı İngilizce çevirilerde görüyoruz.
Katherine Woods: “True Stories from Nature”
Irene Testot-Ferry: “True Stories”
Fatih Erdoğan da sanırım bu çevirilerden çevirmiş.
Büyük olasılıkla sizdeki kitaplarda “Doğadan Gerçek Hikayeler” şeklinde çeviriler de olabilir.
B) Bölüm 4 — Dost mu? Koyun mu ?
Anlatıcı, hikayeye peri masallarındaki gibi başlamayı çok isterdim diyerek bir örnek giriş yapar.
Bu giriş:
Özgün: “Il était une fois un petit prince qui habitait une planète à peine plus grande que lui, et qui avait besoin d’un ami…”
Google: “Bir zamanlar kendini daha neredeyse hiç büyük bir gezegende yaşayan küçük prens ve kim bir dosta ihtiyaç…”
Can — Süreya — Uyar: “Evvel zaman içinde bir Küçük Prens varmış. Kendinden bir parmak büyük bir gezegende oturur, hep bir arkadaş ararmış…”
Hece — Arslan: “ Evvel zaman içinde bir Küçük Prens varmış. Bu Küçük Prens boyundan azıcık büyük bir gezegencikte yaşarmış. Küçük Prens’in hiç arkadaşı yokmuş…”
Agora — Kayaalp: “Bir varmış bir yokmuş, kendisinden biraz büyük bir gezegende oturan ve arkadaşa ihtiyacı olan küçük bir prens varmış…”
Mavibulut — Ağıryürüyen: “Bir varmış bir yokmuş… Bir zamanlar, neredeyse boyu kadar bir gezegende, bir Küçük Prens yaşarmış,” derdim o zaman. “… ve bu Küçük Prens, bir dostu olsun istermiş hep.”
Mavibulut — Erdoğan: “Bir zamanlar kendisinden birazcık daha büyük bir gezegende yaşayan küçük bir prens varmış. Bu prens bir koyun istiyormuş…”
Kelimelerin yerleri, cümle yapıları, noktalama işaretleri, büyük küçük harf kullanımları ve ufak anlam kaymalarını bir yana bırakırsak Mavibulut — Erdoğan çevirisinin diğerlerinden çok büyük bir farkla “arkadaş” yerine “koyun” kelimesini kullandığını görüyoruz.
Bu kullanım, Katherine Woods çevirisinde “ Once upon a time there was a little prince who lived on a planet that was scarcely any bigger than himself, and who had need of a sheep…” şeklinde karşımıza çıkıyor.
Erdoğan yani Woods, “Koyun” yazarak, bir “arkadaş”a ihtiyaç duymanın hüzünlü hissini silmiş metinden. Oysa küçük prensin hikayesi neredeyse tamamen bir arkadaşa olan ihtiyacıyla ilgili.
C) Bölüm 6 — Gizli mi? — “.” mı ? “…” mı ?
Altıncı bölüm giriş cümlesi şöyle;
Özgün: Ah! petit prince, j’ai compris, peu à peu, ainsi, ta petite vie mélancolique.
Google: Ah! Küçük prens, ben, azar azar küçük mutsuz hayatını anladım.
Can — Süreya — Uyar: Ah Küçük Prens’im! Senin o üzüntü dolu küçük hayatını yavaş yavaş anladım böylece.
Hece — Arslan: Ah, Küçük Prens! İşte böyle, yavaş yavaş öğrendim senin hüzünlü küçük hayatını.
Agora — Kayaalp: Ah küçük prens, böylece, yavaş yavaş o hüzünlü küçük yaşantını anlıyorum.
Mavibulut — Ağıryürüyen: Ah, Küçük Prens! Kısa ve hüzünlü hayatını işte böyle, yavaş yavaş anladım.
Mavibulut — Erdoğan: Ah, küçük prens! Her an biraz daha anlıyorum o kısa ve hüzünlü geçmişinin gizlerini…
Mavibulut — Erdoğan çevirisinde diğer çevirilerde ve özgün metinde bulunmayan “giz” kelimesinin cümleye eklendiği görülüyor.
Bu ekleme de Katherine Woods çevirisinde “ Bit by bit I came to understand the secrets of your sad little life… ” olarak karşımıza çıkıyor.
( Küçük prensin, “arkadaş” yerine “koyun” istediğini düşünen çevirmen için hüzünlü yaşantısını anlamak zorlaşmış ve “gizli” kalmış olabilir! )
Bu bölümdeki bir diğer ayırt edici ipucu da cümle sonundaki noktalama işaretlerinde kendini gösteriyor.
Fransızca asıl metinde cümle “.” ile biterken İngilizce Katherine Woods ve onun çevirisi olan Mavibulut — Erdoğan çevirisinde ise “…” ile bitiyor.
D) Bölüm 25 — Aramalı mı? Bakmalı mı ?
Küçük prens “bir bahçede beş bin gül yetiştirip yine de aradıklarını” bulamayan insanlar için bir öğüt veriyor.
Özgün: Mais les yeux sont aveugles. Il faut chercher avec le cœur.
Google: Ama gözleri kör. Bir kalp ile bakmak gerekir.
Can — Süreya — Uyar: Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreği ile baktığı zaman gerçeği görebilir…
Hece — Arslan: Gözler kördür. Kalp ile aramalı.
Agora — Kayaalp: Ama gözler kördür. Yürekle aramak gerekir.
Mavibulut — Ağıryürüyen: Ama gözler gerçeği göremez ki. Yüreği ile aramalı insan.
Mavibulut — Erdoğan: Ama gözler kör. Yüreğiyle bakmalı insan.
( Burada “gerçek” gibi eklenti kelimeler olsa da bu konuya zaten Osman Akınhay değindiğinden girmiyorum.)
Yukarıda görülen çeviri farklılıkların “chercher” kelimesine verilen anlamdan kaynaklandığı anlaşılıyor. Google cümle olarak çeviri yaptığında bu kelime için “bakmak” derken kelime tek başına çevrildiğinde “aramak” diyor.
Fransızca bilmediğimden bunun bir deyim olup olmadığını çıkaramıyorum. Ancak sanal ortamda okuduğun kaynaklar bu kelimenin “bakmak” (look) anlamında değil “bakınmak” (look for) yani “aramak” anlamına karşılık geldiğini söylüyor.
“Aramak” insanların aradıklarını bulamaması durumuna da tam karşılık geliyor.
Bu kısım Katherine Woods çevirisinde “But the eyes are blind. One must look with the heart” şeklinde yer alıyor. Mavibulut — Erdoğan çevirisi de bununla örtüşüyor.
Sonuç olarak incelediğim kitaplardan Mavibulut — Erdoğan çevirisinin, her ne kadar künyesinde “1946 Gallimard baskısı” ibaresi yer alsa da, “1943 Reynal & Hitchcock — Katherine Woods” çevirisi dikkate alınarak hazırlandığı anlaşılıyor.
Not: “1946 Gallimard baskısı” ibaresinin adı geçen baskının dilini ( fransızca ) de kapsayıp kapsamadığı, yoksa sadece baskı düzenini mi ifade ettiği konusunda kesin bir bilgim yok. Aşağıda baskılar konusunda ayrı bir inceleme yapacağım.
E) Bölüm 4 — İlk kez mi? Tek bir kez mi ?
Küçük prensin asteroidinin bulunuş hikayesi anlatılırken şöyle deniliyor.
Özgün: Cet astéroïde n’a été aperçu qu’une fois au télescope, en 1909, par un astronome turc.
Google: Bu asteroid yalnızca bir kez bir Türk gökbilimci tarafından 1909 yılında teleskopla görülmüştür.
Can — Süreya — Uyar: Bu gezegeni bir zamanlar teleskopla ilk kez gören biri olmuş: 1909′da bir Türk gökbilimci.
Hece — Arslan: Bu gezegencik teleskopla, sadece tek bir kere, 1909 da, bir Türk astronomi bilgini tarafından görülmüştü.
Agora — Kayaalp: Bu asteroid, 1909 yılında bir Türk gökbilimci tarafından sadece tek bir kez gözlemlenebilmiş.
Mavibulut — Ağıryürüyen: Bu asteroid yalnızca bir kere, o da 1909′da, bir Türk gökbilimcinin teleskopuna yakalanmıştı.
Mavibulut — Erdoğan: Bu asteroidi ilk kez 1909 yılında bir Türk gökbilimcin teleskopla gözlem yaparken görmüş.
Katherine Woods: This asteroid has only once been seen through the telescope.
Görüldüğü üzere Woods çevirisi de dahil hepsi “yalnızca tek bir kez” dese de Can — Süreya — Uyar ve Mavibulut — Erdoğan çevirileri “ilk kez” diyor.
”Yalnızca tek bir kez” görüldüğünü bilmek, küçük prensin B-612′den geldiğini düşünen ( bilen değil ) pilotun, küçük prens gittikten sonra bu asteroidi neden teleskopla kontrol etmediği gibi bir çok soruya ışık tutuyor.
1943 Amerika ve 1946 Fransa baskıları arasındaki farklar dikkate alınarak Türkiye baskılarının incelenmesi
1946 yılında Fransa’da yapılan ilk baskı sırasında, yayıncının elinde Exupéry’in sulu boya resimleri bulunmadığından başka bir çizere aslına sağdık kalarak yeni sulu boya kopyalar yaptırılmış. Ayrıca bu ilk Fransız baskısında ( Editions Gallimard, 1946, texte et illustrations. ) sayfa düzeni de biraz değişmiş ve bazı yazım hataları da yapılmış. İlerleyen baskılarda bu farklılıklar yavaş yavaş düzeltilmiş ve 1999 yılında, ilk Amerika baskısı ve tabi ki yazarın istekleri ile daha çok örtüşür hale getirilmiş. ( Editions Gallimard, 1999, pour la présente édition )
Bu bölümde elime bulunan Türkçe baskıların yapısal olarak hangi ilk baskıları örneklediğini inceleyeceğim.
A) Küçük Prensin En İyi Resmi
1946 yılında yayınlanan ilk Fransa baskısındaki resimler başka bir çizer tarafından yapılan kopyalar olduğundan farklılıklar ortaya çıkmış. En belirgin fark ise yazarın “küçük prensin en iyi resmi” dediği resimde olmuş. Bu fark 1999 baskısında düzeltilmiş.

Dikkatle incelerseniz sadece renklerin değil bazı detayların da ( ör. kılıcın boyu, gömlek çizgisi ) farklı olduğunu görebilirsiniz. Şimdi elimdeki baskılara bakalım.

Resimler incelendiğinde Agorakitaplığı — Kayaalp baskısının, yazarın özgün çizimi yerine 1946 Fransa baskısı için başka bir çizere kopya ettirilen resmi kullandığı anlaşılıyor.
B) Gökbilimcinin Yıldızı ve Asteroid Numarası
1943 Amerika baskısının 16. sayfasında gökbilimci teleskopu ile bir yıldıza bakmaktadır. 1946 Fransa baskısının 18. sayfasında yer alan gökbilimcinin ise yıldızı yoktur.
Aynı bölümde, 1943 Amerika baskısında anlatıcı örnek olarak “asteroid 325″ der ancak 1946 Fransa baskısında “asteroid 3251″ yazılıdır.

Fransa baskısındaki bu farklılıklar 1999 Gallimard baskısında düzeltilmiştir.
Şimdi elimdeki baskılardaki duruma göz atalım.

1) Can Çocuk — Cemal Süreya & Tomris Uyar
Yıldız : Var / Asteroid : 325
1943 Amerika baskı ile aynı
2) Hece — Fahrettin Arslan
Yıldız : Yok / Asteroid : 3251
Elimdeki baskı 2004 yılında ( 1999 da yapılan düzeltmelerden sonra ) yapılmış olmasına rağmen, 1946 Fransa baskısındaki hata ve eksiklikleri barındırıyor.
3) Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp
Yıldız : Yok / Asteroid : 325
Kaynaklar, asteroid numarasındaki farkın 1999 yılına değin devam ettiğini ancak 1999 yılında düzeltildiğini söylüyor. O zaman bu baskı 1999dan sonraki bir baskıyı örnek almış olmalı. Ancak yukarıda gördüğümüz “küçük prensin en iyi resmi” ile “gökbilimcinin yıldızı” hala 1999 öncesi baskılardaki gibi!
4) Mavibulut — Sumru Ağıryürüyen
Yıldız : Var / Asteroid : 325
1943 Amerika baskı ile aynı
5) Mavibulut — Fatih Erdoğan
Yıldız : Yok / Asteroid : 325
Kitabın künyesinde “1999 Gallimard baskısı” ibaresi yer alıyor ve bu baskıda yıldız var. Aynı şekilde Erdoğan’ın çevirisini yaptığı Woods’un 1943 İngilizce baskısında da yıldız var. Ama Mavibulut — Erdoğan baskısında yıldız unutulmuş!
C) Bir Günde Kaç Güneş Batışı İzlemiş?
1943 -1950 yılları arasındaki baskılarda, küçük prensin bir günde tam 44 güneş batışı izlediği yazılıyken 1950 yılından sonraki bazı baskılarda bu sayı 43 olmuş. ( Bu durum biraz karışık çünkü yazarın kendi daktilo kopyalarından birinde de 44 yerine 43 yazdığı bilgisi mevcut ) Elimdeki baskılara bakalım.

1) Can Çocuk — Cemal Süreya & Tomris Uyar : 44
2) Hece — Fahrettin Arslan : 43
3) Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp : 44
4) Mavibulut — Sumru Ağıryürüyen : 44
5) Mavibulut — Fatih Erdoğan : 44
Hece — Fahrettin Arslan baskısında “gökbilimcinin yıldızı” ve “asteroid numarası”nın 1946 Fransa baskısındaki gibi olduğunu görmüştük. “Güneş batışı sayısı” ise 1950 sonraki bazı baskılardaki gibi.
D) Resimlerin Sırası
Kitapları incelerken 8. bölümdeki resimlerin sırasının Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp baskısında diğer baskılardan farklı olduğunu fark ettim. Bununla ilgili yaptığım araştırmada çok sağlam bilgilere ulaşamasam da sanal ortamda bulunan 1943 tarihli bir e-kitap ile aynı sırayı takip ettiğini gördüm. Aşağıda ilgili sayfalarını gösteriyorum.
1) Édition du groupe ( e-kitap )

3) Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp

4) Mavibulut — Sumru Ağıryürüyen

Görüldüğü gibi “1999 Gallimard” baskısını örnek alan Ağıryürüyen baskısında “gülü sulama” resminden sonra “paravan” resmi gelirken Kayaalp baskısında “kaplan” resmi gelmekte.
E) Kuzgun İşareti
1946 Fransa baskısında 20. bölümde yer alan resimde bir baskı izi yer almış. Bu ize “kuzgun izi” diyebileceğimiz bir isim verilmiş. İleride bu baskı hatası düzeltilmiş. Elimdeki kitapların hiç birinde bu hata yer almıyor. Ancak Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp’ın elimdeki baskısında başka bir baskı izi var ki sanki kuzgun yer değiştirmiş gibi =) Belki sizdeki kitaplarda asıl “kuzgun izi” vardır.
1946 Fransa Baskı

Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp

F) Resimlere ve Notlarına Gösterilen Özen
Elimdeki baskıların kaliteleri birbirinden farklılık gösterse de genel olarak Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp baskısı dışındakilerin hepsi daha özenli çalışılmış.
Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp baskısında ise bazı resimler kesilerek basılmış.( filin kafası, kutudaki şişeler vb. )
53. sayfadaki küçük prensin yılan ile karşılaşmasını gösteren resmin altında yazması gereken not ( “Ne garip hayvansın sen,” demiş sonunda, “ bir parmak kadar incesin.” ) ise yazılmamış.

İnceleme Sonucu Oluşan Düşünceler
1) Can Çocuk — Cemal Süreya & Tomris Uyar
Fransızca aslından çevrilmiş ve 1943 baskısındaki yazarın kendi suluboya resimleri tam olarak kullanılmış. Kitap yapısı kendileri tarafından tasarlanmış. Bu bilgilerin çoğu da kitap künyesine yazılmış.
2) Hece — Fahrettin Arslan
Fransızca aslından çevrilmiş. 1943 Amerika baskısındaki yazarın kendi suluboya resimleri kullanılmasına rağmen 1946 Fransa baskısındaki hatalar ( gökbilimcinin yıldızı, asteroidin sayısı, güneşin batış sayısı ) kitaba aktarılmış. Bu özelliği bakımından, kitabın tarihinden izler taşığını için, kitaplığa eklenebilecek bir kitap olarak düşünüyorum.
3) Agorakitaplığı — Erhan Kayaalp
Fransızca aslından çevrilmiş olan bu baskı aynı zamanda “en iyi / doğru” çeviri olduğu iddiasında. ( Osman Akınhay’a ait şu makale okunmalı ) Fransızca bilmesem de bu araştırmayı yaptıkça çevirinin doğruluğuna benim de güvencim arttı.
Ancak “yazarın bizzat kendi kaleminden okutacağı” iddiasının yanında “yazarın bizzat kendisinin çizdiği ve yerlerini tasarladığı” resimlere gerekli önemin verilmemesi baskıya olan güvenimi sarstı.
“küçük prensin güzel resmi”nin yazarın çizimi olmaması
“gökbilimcinin yıldızı”nın ortadan kaybolması
“resimlerin sırası”nın asıl baskıdan farklı olması
“baskı kalitesi”nin düşük olması
“bazı resimlerin kesilmesi ve notlarının yazılmaması”
gibi nedenler çevrinin güzelliğine gölge düşürdü.
Oysa bakın “küçük prensin güzel hikayesi” kitabındaki şu bölümde Exupéry’in resimlere verdiği önem nasıl anlatılıyor.

Aslında bu konu çevirmenle değil de yayıneviyle ve dolayısıyla diğer çevirileri makalesinde uzun uzun eleştirip, kendi baskısını öven Osman Akınhay’la ilgili bir durum sanırım.
İronik değil mi?
4) Mavibulut — Sumru Ağıryürüyen
1946–1999 Gallimard baskılarına göre basılmış ve özgün dilinden çevrilmiş. İncelediğim kitaplar içerisinde en tutarlı ve en kaliteli olanı. Çeviri dili de gayet güzel.
5) Mavibulut — Fatih Erdoğan
1946–1999 Gallimard baskılarına göre basıldığı yazsa da “gökbilimcinin yıldızı” unutulmuş. Çeviri de İngilizce çevirinin çevirisi şeklinde yapılmış. Bu nedenle İngilizce çevirideki hatalar Türkçe’ye de taşınmış.
Son Not:
Acaba küçük prens incelememi görse, benim için “büyük” mü derdi ?
Halil İbrahim Şener
Kaynakça: Sanal ortamda ulaşılan bilgiler, masa üstündeki kitaplar ve bir kitabın da dost edinilebileceğine inanmış arkadaşlar…
Originally published at yirmi3.tumblr.com.