KIRIK HAYATLARI ONARIM DÜKKANI

Genç kız kapıdan içeriye ürkek adımlarla girdi. Etrafına şöyle bir bakındı. Bildiği dükkanlardan çok farklı bir yere girdiğini daha içeriye adım atar atmaz hissetmişti. Uzun, ince bir yerdi burası. Duvarları aynalarla kaplıydı ve hiç raf yoktu, sadece en uç kısımda geniş bir tezgah, tezgahın gerisinde bir adam duruyordu. Kendisiyle göz temasını kaybetmediği halde hiçbir harekette bulunmamıştı. Ona doğru yaklaştı.

“Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine geldim.” diyecek cesareti bulmuştu kendinde.

Adam ilk kez o zaman gülümseyerek “Kesinlikle doğru yerdesiniz.” dedi. “ Ne için buradasınız? Aşk acısı, ağır hastalık, ölüm, hayatta başarısızlık…hangisi?”

“Sevgilimden ayrıldım. Dört yıllık bir ilişkimiz vardı. Üniversite aşkı… Birdenbire ayrılmak istediğini söyledi, başka biri de yokmuş dediğine göre. Sıkılmış; bunalmış. İlişkinin kendisine bir şey katmadığını, sorunun bende değil, kendisinde olduğunu söyledi.” Bütün bunları aniden hiç tanımadığı birine bu kadar kolayca söyleyivermesine şaşırmıştı. Adam, sanki genç kızın aklından geçenleri okumuş gibi:

“Şaşkınlığınız normal, bu dükkanın havasından mı bilmem, her gelenin dili çözülür birdenbire. Önemli olan sizin neye ihtiyacınız olduğuna karar verebilmek. Bunu da ancak konuşarak bulabiliriz. Çeşitli hizmetlerimiz var; size en uygun olanını mutlaka bulacağız.”

“Ben gerçekten kırık bir kalbi nasıl tamir edebileceğinizi merak ediyorum. Arkadaşımın söylediğine göre bunu sizden daha iyi yapabilecek kimse yokmuş.”

“Mucize yaratmıyorum aslında, acının boyutunu bildikten sonrası çok kolay. Siz bile nasıl düzeldiğine şaşıracaksınız.”

“Ben — ben gerçekten ne hissettiğimi tam olarak bilemiyorum. Aşkı bir daha yaşayabilecek miyim? Onu geri mi istiyorum? Hiçbir fikrim yok.”

“Bakın, burayı sıradan fal veya büyü dükkanlarıyla karıştırmayın. Geri istediğiniz biri için yardımcı olamam; burada kalpleri ve ruhları tamir ediyoruz; onarımdan sonra ne yapacağınız size kalmış. Ama bazı farklı müşterilerimiz de olmuyor değil. Mesela tamir için gelen ancak acı çekmeye devam etmek isteyenler için geçen seneden beri “mazoşist ruhlar” paketimiz var. Genellikle birinci evre olan inkar dönemini atlatamayan kişiler bunlar. Biz de o dönemi rahat geçirmelerini sağlamak amacıyla böyle bir hizmet sunmayı düşündük.”

“Ben daha fazla acı çekmek istemiyorum.”

“Ayrılalı ne kadar oldu?”

“Yaklaşık altı ay.”

“O zaman ilk üç evreyi atlatmış gibi duruyorsunuz. İkinci evredekilere genellikle “yüksek gerilim” hizmetimizi öneririz. İçlerindeki öfkeyi ancak bu yolla atabiliyorlar. Üçüncü evrede olanlar için ise “olsa dükkan senin” paketimiz var. Pazarlık aşamasında olanlar için ideal çözümler sunuyoruz. Ama dediğim gibi, siz bu evreleri geçmiş gibisiniz, bu nedenle “bu da gelir, bu da geçer” tam size göre. Hem de bu sıralar indirimde, fiyatı oldukça uygun.”

“Nasıl bir şey bu? Deneyebilir miyim?”

“Maalesef ne deneme ne de satın aldıktan sonra iade mümkün. Şirket politikamız bu yönde, karşılıklı güven ilişkisine dayalı bir anlayışımız var. Size ihtiyacınız olmayan bir şeyi satmamız mümkün değil. Ama bazen, çok çok nadir olarak böyle durumlarla karşılaşabiliyoruz. O zaman hatamızı düzeltmek adına, elbette değişim söz konusu. Ancak kullanıcı hataları ne yazık ki bu kapsamda değil.”

“Madem iade şansım yok, o zaman acele karar vermeyeyim. Başka hangi hizmetleriniz var acaba?”

“Bunlar haricinde bir de son evreye özel “emme basma tulumba” paketimiz var. Kabullenme aşamasını rahat geçirmeniz için her şeyi düşündük. Zaten “bu da gelir, bu da geçer”den sonra bunu mutlaka öneriyoruz, tamamlayıcı olarak.”

“Kafam çok karıştı; bir broşür ya da katalog tarzı bir şeyiniz var mı, sonra incelesem?”

“Ne yazık ki içerik hakkında bilgi veremiyoruz, kişiye özel hazırlanıyor hepsi. Ayrıca unutmadan; satış sonrası hizmetimiz de mevcut. Eğer bütün uygulamaları alırsanız “küllerimden doğdum”a bedava sahip oluyorsunuz. Arkadaşlarınıza tavsiye etmeniz ve paylaşmanız durumunda da bir sonraki acınızda bütün paketler üzerinden yüzde yirmi indiriminiz oluyor.”

“Bir sonraki acım derken, kalıcı bir iyileşme olmuyor mu yani?”

“Hanımefendi, yaşadığınız sürece bu döngü hep olacak.” dedi adam, sesi gittikçe hafiflerken derinlerde bir yerde. “Bu sizin ilk ciddi acınız herhalde, merak etmeyin, alışacaksınız…”

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Gözde Sayınsoy’s story.