Kapak Toplarken Yolda Gördüklerim

Toplu taşıma çok kullandığım için gideceğim işe ve gezmeye çıktığımda yürüyerek çok vakit geçiriyorum. Uzun yıllardır durum böyle olduğundan zamanla yürürken etrafı daha detaylı incelemeye başladım. Dikkatimi çeken en önemli elementler ise metal meşrubat kapakları oldu.

KAMU SPOTU

Öncelikle, pis bir toplum olduğumuzu söylemem gerek. Özellikle sokak aralarında elimize ne geçtiyse atmışız. Pet şişeler, kapaklar, karton ve plastik ambalajlar vs. Çocuklarımız için bırakacağımız Dünyayı düşünürken gırtlağımıza kadar battığımız politik bakış açısından biraz olsun uzaklaşmalı ve doğayı da bir nebze olsun düşünmeliyiz.


İçecek kapaklarının markalar için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Vaat edilen faydanın ve yaşatılacak deneyimin başlangıç noktası kapaklar. Alışkanlıklardan, fiyattan, dış ambalaj tasarımından yakalanan müşteri ürün ile ilk gerçek temasını kapağı açarken yaşıyor. Belki bir çoğumuz dikkat etmiyor fakat kapaklar marka hakkında çok fazla şey yansıtıyor.

Şu an için elimde 32 adet kapak var. Özellikle gazoz markalarından bir kısmını hiç görmemiştim. Şahsen içlerinden en çok hoşuma giden Kozel oldu.

Gazoz markaları demişken, Anadolu’da hemen hemen her ilde oraya özgü bir gazoz üreticisi olur. Bu markaların son dönemde bir atılım içerisinde olduklarını görüyorum. Özellikle Niğde Gazozun yakaladığı başarı diğerlerinin de iştahını kabartmışa benziyor. Darısı Bağlar Gazoza…

İlgili haber:

Anadolu’da yerel gazozları keşfedebileceğiniz bir e-ticaret sites.


En sevdiğim kapak Kozel demiştim ve merak edip araştırdım. Biranın amblemi 1. Dünya savaşından sonra marka sahibinin akıldı kalıcı bir isim bulma merakına dayanıyor. O dönemler siyah bira “Billy Goat” diye anıldığı için bira ismi direk bunun Çekçe karşılığı olan Kozel ismiyle lanse edilmiş. Amblem ise o dönem şehirde bulunan Fransız ressam Velke Popoviç’in gösterilen konukseverlik karşısında verdiği bir hediye olmuş. O tarihten itibaren biranın ismi “Velkopopovicky Kozel” olarak anılmış.


Markaların piyasa araştırmaları için yüksek miktarda harcama yaptıkları bilinen bir durum. Belirli lokasyonlar arasında ben bu araştırmayı yapmış bulundum. Önce kendi gözlemlerim, ardından bulabildiğim en güncel bilgileri paylaşacağım.

Gördüklerim:

İnsanlarımızın en çok tükettiği içecekler ve markalar:

  • Maden suyu(Sırma)
  • Limonata(Uludağ)
  • Bira(Efes ve Tuborg)

Yukarıdaki 3 çeşit içerisinde en dengeli dağılım aslında Bira’da. Efes ve Tuborg öne çıksada Bomonti kapağıda az görmedim değil. Ancak maden suyu ve hele limonatada Sırma-Uludağ ezici şekilde üstün. Gördüğüm 10 kapaktan 4'ü Uludağ, 3'ü Sırma geri kalanda diğer meşrubatlara ait diyebilirim.

Yukarıda bahsetmiş olsam da Gazoza tekrar gelmek istiyorum. Anadolu’da kafelerde ve evlerde yerel gazoz markaları alışkanlıklardan ötürü çok tüketilse de büyük şehirlerde sanırım durum biraz daha farklı. Gazlı içecekler daha çok yemeğin yanında tüketildiği için restoranlarda (özellikle şişeler) yer alıyor. Niğde gazosun başarısının altında yatan etkende bu olabilir. Gazozu masalardan alıp günlük yaşantıda tüketilebilecek bir içecek haline getirdiler.

Özellikle bira kapaklarının bir çoğu çevir aç kapak. Bu sebeple toplanan kapaklar hasarsız. Özellikle sahil ve şehrin müsait yerlerinde alkollü içecek tüketenler için bu çok önemli bir özellik. Efes ile rekabette Tuborg’un artısıda bu olabilir. Çekip açılan kapaklar tüketiciler için büyük bir kolaylık sağlıyor. Maden suyu ve gazoz üreticileri bu konuya yönelebilirler.

Öğrendiklerim

Sokakta elde ettiğim bilgilerin yansımasını ekonomi haberlerinde de görebiliyorum. Limonatada pazarı sunduğu kalite ile adeta yeniden tanımlayan ve domine eden Uludağ Limonataya Coca Cola’nın talip olduğu konuşuluyor. Cappy limonata ile istediği noktaya ulaşamayan firma Uludağ ile güçlerini birleştirme niyetinde.

Maden suyunda ise üretimin 2015 yılında %11 artmış ve 2016 yılında kişi başına 12 litre maden suyu tüketimi ön görülmekte. Ayrıca önümüzdeki 5 yıl içerisinde pazar daha da genişleyecek ve kişi başına tüketim miktarı 20 litreye çıkacak. -Kaynak-

Alkolde ise durum biraz daha karmaşık. Bu alanda uygulanan vergi ve satış yasakları tüketicilerin kararlarını etkiliyor. Yayınlanan istatistikler Türkiye’de 2015 yılında alkollü içki tüketiminin 1 milyar 41 milyon litre seviyesinde gerçekleştiğini söylüyor. Bu aslında 2014 yılına göre yüzde 3.2 düşüş demek. Ancak viski ve şarap tüketiminde artış olması şaşırtıcı. Bunun bir sebebi tüketicilerin litre hesabı yaptığında daha hesaplı olan ürünlere yönelmesi olabilir (hele ki şarap..).

Bira tüketicilerinin ise davranışlarında değişiklik olduğunu söyleyebiliriz. Gelen her zamdan sonra fiyatlarını revize etmek durumunda kalan mekanlara daha çok para kaptırmak istemeyen kesim sahil kenarlarına kaçarak “seyyar” tüketime yöneldi. En azından yerdeki kapakların artışını ben buna bağlıyorum.

İlgili haber:


Aslında bir içecek firmasının en üst düzey yöneticisi bile oturduğu, vakit geçirdiği lokasyonları pilot bölge olarak belirleyip ürünlerin ne kadar ve nasıl tüketildiğini gözlemleyebilir. Sokağa çıkın, aradığınız cevapları bulacaksınız.