Kendi İşini Yapmak


Kendi işini yapanlara her zaman imrenirim. Ben, kendi motivasyonumu sağlayan, girişimci bir ruha sahip değilim. Kapının bir yerden açılmış olması lazım ki ilerleyebileyim. Herhangi bir şeyi öğrenirken de bireysel öğrenme tercih ettiğim bir yöntem değil.
Oysa girişimciler böyle değil. Hayat arkadaşım, Ruby’yi 1 sene boyunca sadece internette araştırma yapıp, sürekli kendi başına çalışarak öğrendi; örneğin. Gerçekten, girişimci ruhu diye bir olguya inanıyorum. Onlar şartların olgunlaşmasını beklerlerken, aynı zamanda şartları kendi lehine döndürebilecek planlar yapabiliyorlar. Bir süre sonra zamanın geldiğini görüp, kafalarında bekleyen işleri teker teker hayata geçiriyorlar.
Ortak görüşte olduğumuz nokta ise: Kendi işini yapmak zor. Bunu sanırım herkes kabul edecektir. Her sabah, nerede kaldın diyen bir yönetici olmadığı halde saat 8'de masa başında olabilmek hiç kolay bir şey değil. Bunu nasıl sağlıyorsunuz dediğimde, ortak cevapları şu oluyor:
“Eğer hayallerin varsa, kendin çalışarak her gün bu hayale biraz daha katkı sağladığını görüyorsun”.
Aslında çok basit ve doğru.
Ne zaman kurumsal bir şirketten istifa edip, kendi ofisime geçiyorum artık diyen birisini görsem, kendi çocuğummuş gibi gururlanıyorum. İş dünyasına çok büyük bir katkı olduğuna inanıyorum bu insanların.
Geçtiğimiz günlerde yine böyle bir arkadaşımla konuştum. Yakın zamanda ayrılıyormuş. Yorulacaksın dedim, çok yorulacaksın, hazır mısın?
“Yorulacağım ancak, kendi planlarıma göre yaşayacağım. Üstelik benim için işin kalitesi her şeyden önemli.”
Bu, kurumsal dünyanın çok acı başka bir gerçeği aslında. Kimse işin kalitesine odaklı değil. İş olsun da bitsin de.
Kurumlarda çalışanlar, başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için, başkaları tarafından sağlanan motivasyon ile iş hayatlarına devam ediyorlar. Ulaşılamayan havuca doğru anlamsızca koşuyorlar. Yolda düşerseniz, emeklilik sandığı, yemek kartı ve özel sağlık sigortası var. Kalkın ve koşmaya devam edin.
Kendi işini yapmak, bu koşunun bir sonu olduğunu bilmek herşeyden önce. Sonuna gelene kadar hayallerini her gün yeniden, kendi isteklerine göre inşa etmek. Çok yıpranmak, umutsuzluğa kapılmak ama kendi amaçların uğruna heba olmak. Kendi işini yapmak, bir hikaye yazmak bana göre. Hayata bırakabileceğin, eşi benzeri olmayan bir hikaye…
Bu hikayenin tam da en güzel yerinde kesilmemesi için her gün yeni bir şeyler öğrenip, yenilikleri daha hızlı hayata geçirebiliyor kendi işlerini yapanlar. Ortaya çıkan ürün veya hizmetler sizin hayalinizden bir parça olacağı için, müşteri için de farklı bir değerde oluyor.
Ruhunuzu şirkete satmak istiyorsanız, karışamam ancak eğer sizde bu girişimci ruha sahipseniz, artık zamanı getirin. Sizin yeriniz büyük ve gösterişli iş merkezlerinin içi değil.
Keşke azıcık cesaretim olabilseydi, sanırım ben de kendi işimi yapmak isterdim.