Kişisel Menkıbe

Entre-pire
Feb 14, 2017 · 5 min read

Kendi Kişisel Menkıbesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür.

Image for post
Image for post

Paulo Coelho’nun fenomen kitabı Simyacı’yı okuyanlar bilir. Yazar hikaye kitabından ziyade bir kılavuz ortaya çıkarmış. Kişisel menkıbe şeklinde çevrilen kavram uğruna kahramanın nelerden vazgeçtiğini, ne tür sıkıntılara göğüs gerdiğini her geçen sayfa daha bir iştahla okuyup, mutluluğun aslında çok yakınımızda olmasına rağmen, ciddi bedeller ödemeden erişemeyeceğimizi (acı gerçek, her yerde söylemezler) öğreniyoruz.

Açıkçası kitabı daha küçük yaşlarda okumadığım için pişman oldum. Okuduktan sonra ise hayatın anlamını sorgulamaktansa, girişimcilik ile örtüşen noktaları tespit etmek istedim. Çünkü, girişimciliği başlı başına bir “kişisel menkıbe” olarak görüyorum. Öyle ya, çoğu geceler uykusuz kalıp basit bir iş olsa dahi en iyi şekilde tamamlamaya uğraşır, hafta sonu bira-mısır-kanka üçgeninden kendinizi dışlayıp adlarını unuttuğunuz yatırımcılara sunum hazırlama telaşına düşersiniz. Gösterdiğiniz bu gayret ve sabır “kişisel menkıbe”nize duyduğunuz bağlılıktan ileri gelmektedir.

Bu olgu, kitapta hazineyi bulmak olarak belirtilmiş. Bizler için ise bu hazine hayatımızın çeşitli evrelerine göre farklılıklar gösterebiliyor (Bkz. Başarıyı tanımlamada yaşanan başarısızlık). Girişimci veya çalışan olduğumuzu var sayarsak, daha fazla kullanıcıya erişmek, daha fazla yatırım almak, güzel bir değerleme ile çıkış yapmak ya da daha çabuk terfi alıp yerimizi sağlamlaştırmak olgun bir birey için makul kişisel menkıbeler sayılabilir. Bu bağlamda, kitaptan ilgimi çeken kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendi menkıbenize dört elle sarılmanız dileğiyle…

… “Hazineleri, seller toprağın altından çıkartır, yine seller toprağa gömer.” dedi yaşlı adam. “Hazinen hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsan, sürünün onda birini bana vereceksin.”

“Hazinenin onda biri yetmez miydi?”

Yaşlı adam hayal kırıklığına uğrar gibi oldu.

“Henüz sahip olmadığın bir şeyi vaat ederek gidecek olursan, onu ele geçirme arzunu yitirirsin.”

Girişimciliğe yeni adım atmış birisi için çok anlam ifade etmeyebilir. “Kardeşim sen yap şu siteyi sana %10! Yetmedi mi? Hadi 5 daha verelim.” Ağızdan bir çırpıda çıkan, hiç bir temeli olmayan bu sözler emin olun kimse tarafından artık yenmiyor. Henüz elinizde olmayan, hatta daha kötüsü ulaşacağınızın garantisi bile olmayan bir sermayeden paydaşlara bol keseden dağıtmak zamanla işi ele alış şeklinizi değiştirecektir.

Çözüm: Bağı, bahçeyi ipotekletip kredi çekin. Dağıtacak bir şeyleriniz olsun.

“Ama, sizden bir ricada bulunacağım,” diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip, sonra bu kaşığa iki damla sıvı yağ koymuş. “Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.”

Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.

“Güzel” demiş bilge, “Peki, yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?”

Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.

“Öyleyse git, evrenin harikalarını tanı.” demiş ona bilge. “Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.”

İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş.

Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini tüm ayrıntılarıyla anlatmış. “Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sormuş bilge.

Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

“Peki” demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, “Sana verebileceğim tek öğüt . var.
Mutluluğun gizi dünyanın tüm harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan…

Bırakın işi gücü, basit gündelik işlerimizin peşinden koştururken dahi sevdiklerimizi ve bizden yardım isteyen insanları göz ardı edebiliyoruz. Ancak başarılarımızdan aldığımız keyif onlarla beraberken daha güzel değil midir? Hayatımızın en verimli yıllarını gözümüzü bürüyen başarı hırsına kurban edip, yapılan ihmalkarlıklar tüm başarı hikayemizi bir çöp haline getiriyor. Yatırım turlarında son dakika golü kovalarken, hayatın güzelliklerini ıska geçmeyiniz.

Üçüncü yıl işaretler sana hazinenden ve kişisel menkıbe’nden söz etmeyi sürdürecek. Gece ve gündüz vahada dolaşıp duracaksın ve Fatima, kendisi yüzünden yoluna devam edemediğin için kederli bir kadın olacak. Ama sen, onu sevmeyi sürdüreceksin ve o da seni sevecek. Onun, senden kalmanı istemediğini hatırlayacaksın; çünkü çöl kadını kocasının dönüşünü beklemeyi bilir. Bu yüzden ona kızmayacaksın. Ama, belkide yoluna devam etmen, Fatima’ya olan aşkına daha çok güvenmen gerektiğini düşünerek, çölün kumlarında, hurma ağaçlarının arasında durmadan yürüyeceksin. Çünkü vahada kalma nedenin, aslında bir daha geri dönememe korkundur yalnızca.

… Dördüncü yıl kendilerini dinlemediğin için işaretler yüz çevirecekler sana. Kabile reisleri bu durumu anlayacak ve müşavirlik görevinden azledileceksin. Deve sürüleri ve mal mülk sahibi zengin bir tüccar olacaksın o zaman. Ama bundan sonraki günlerini Kişisel Menkıbeni gerçekleştirmemiş olduğunu ve bunu yapmak için artık vaktin çoktan geçtiğini düşünerek hurmalıkta ve çölde dolaşıp duracaksın.

Çıktığınız girişimcilik serüveninde bir birinden kritik kararlar almanız gerekecektir (tecrübe etmiş kişiler çoktan iç geçirdi). Her seferinde pes etmek, elinizdeki ile yetinip “benden bu kadar!” demek kolayınıza gelebilir. Ancak kişisel menkıbenize ulaşmak için doğru kararı verip bir daha arkanıza bakmama cesaretini gösterebilecek misiniz?

“Yüreğim acı çekmekten korkuyor” dedi bir gece Simyacıya, aysız gökyüzüne bakarlarken.

“Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece, hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez. Çünkü araştırmanın her anı, Tanrı ve Sonsuzluk ile karşılaşma anıdır.”

“Her arama anı bir karşılaşma anıdır” dedi delikanlı yüreğine. Hazinemi aradığım sırada her gün pırıl pırıldı, çünkü her saatin, onu bulma düşünün bir parçası olduğunu biliyordum. Hazinemi ararken yolumun üstünde öylesine güzel şeyler keşfettim ki, bir çoban için olanaksız şeylere girişmek cesaretim olmasaydı bunlara rastlamayı hayal bile edemezdim.”

Üniversite hayatının sadece oturduğumuz sıralarda verilen eğitimden ibaret olmadığını keşke daha öncelerde öğrenseydim. Bu yıllarda yer aldığımız projeler, katıldığımız etkinlikler, koyulduğumuz maceralar yıllar sonra tüm servetinizi dökseniz bir daha geri gelmiyor. Girişimcilik yolunda da aynı kural geçerli. Yaşadığınız başarısızlıklar ve göğüs gerdiğiniz zorluklar bir sonraki işinizi daha iyi yapmanız için sunulmuş fırsatlar. Sadece olaya nasıl baktığınız ile alakalı. Başarısız girişimcilerin de en büyük özelliği bu değil midir? Bunlardan ders çıkarmak ve bir daha ki girişimlerinde aynı hataları tekrarlamamak.

Tabii bu noktada göstereceğimiz azim de çok önemli. Bakın Simyacı bu konuda ne demiş:

“Evrenin ruhu, bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer. Bize karşı kötü duygular beslediği için böyle davranmaz. Düşümüzü gerçekleştirmemizin yanı sıra, ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri de iyice öğrenmemizi ister. Ama insanların çoğunluğu, işte bu anda vazgeçerler. Çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız: vahanın palmiyeleri ufukta görünmüşken susuzluktan ölmek.

Araştırma her zaman acemi talihiyle başlar. Ve her zaman ‘fatihin sınavı’ ile sona erer.”

Yaşam şeklimi değerlendirmem için bende kıvılcımlar çakan bu kitaba dair kendimce öne çıkan noktaları sizlerle paylaşmak istedim. Bakarsınız bir gün her birimizin kişisel menkıbesi yaşadığımız toplumun refahına etki edecek kadar büyüyerek bizleri yurt dışında garson olmaktan kurtarır. Unutmayalım:

“Gerçekten arzu ettiğimiz bir şeyin gerçekleşmesi için tüm evren işbirliği yapar”

Sizlerinde bölümler ve kitap hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum. Herkese iyi günler!

Medium Türkçe

Medium is an open platform where 170 million readers come to find insightful and dynamic thinking. Here, expert and undiscovered voices alike dive into the heart of any topic and bring new ideas to the surface. Learn more

Follow the writers, publications, and topics that matter to you, and you’ll see them on your homepage and in your inbox. Explore

If you have a story to tell, knowledge to share, or a perspective to offer — welcome home. It’s easy and free to post your thinking on any topic. Write on Medium

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store