Medyanın Kara Deliği

Oldukça uzun bir yazı oldu, sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. 
Ödülü: Bilgi ve Analiz

Gazeteciliğin içine doğmak bir lütuf ise ben lütfa fazlasıyla mazhar oldum diyebilirim. Rahmetli dayım bir gazeteciydi. Dedem ise emekli bir pilot olmasına rağmen yeni bir gazetenin kuruluşunda aktif rol almış daha sonra da gazetecilik yapmak yerine içindeki küçük bir market dükkanını işletmeyi tercih etmişti.

Sanırım ilk torun olduğum için daha okula bile başlamadığım yaşlarımda dedemin elimden tutup beni gazete binasına götürdüğü günleri hâlâ hatırlıyorum. Bâb-ı Âli’nin kokusunu ve ruhunu daha okuma yazmaya başlamadığım günlerde duymuştum.

Gazete binası Yenibosna’ya taşındığında yazı işleri müdürü dayımın yanına pek gidemesem bile fütursuzca gazete binasının koridorlarına koşup oynardım. Köşe yazarları, muhabirler, karikatüristler; “Ali abinin torunun gelmiş” diyerek beni gözetirdi, bana ufak ufak işlerini anlatırdı.

Benim kuşağımdan teleks makinesinin ne olduğunu bilmek bir yana adını bile duyan azdır. Ben delikli şeritleriyle oynamayı çok severdim.

80'li yılalrdan kalma bir teleks makinası

Aradan yıllar geçti, dedemle gittiğim Bâb-ı Âli ile kaderim bir yazılmış ki 7 yıl boyunca Cağaloğlu Anadolu Lisesinde ortaokul ve liseyi okudum.

Elektronik, bilgisayar, uzay ve robotlara olan merakım nedeniyle İTÜ Uzay Mühendisliği’nden mezun oldum. Derken ne olduysa bu yıllarda oldu. Çocukluğumun tatlı hatıraları olarak kalacağını düşündüğüm medya sektörünün tatlı koridorları ile yollarım tekrar kesişti.

Mesleğinin inceliklerini yıllarca editör büyüklerinin zılgıtını yiyerek kazanan ve köşe yazarlığının hayalini kuran pek çok gazetecinin aksine ben kariyerime köşe yazıları yazarak başladım.

Hikayenin bundan sonrasını başka bir yazıya havale ederek aradan geçen 20 yıla yakın süreçte medya sektörünün içinde haftalık, aylık dergilerde, günlük bir gazetede ve internet yayıncılığı içinde önemli tecrübeler kazandım. Artık bu girizgâh ile yazımızın ana konusuna da hazırız zira anlatacaklarım bu deneyimin gözünden süzülen kişisel bir değerlendirmedir.

Bir Yıldızın Yaşamı

Bir yıldız belli bir yaşam döngüsü sonunda belli nitelikleri sağlıyorsa kendi içine çökmeye başlar. Çekim gücü öylesine kuvvetlidir ki kendi ışığı bile ondan kaçamaz ve çekimine kapılan her türlü maddeyi yutar. Bu yüzden bilim adamları bu tarz yıldızlara Kara Delik adını verir.

Facebook ile ilk olarak 2000'li yıllarda üniversitede öğrenci iken tanışmıştım. o dönemlerde hakkında bildiğim tek şey ABD’deki çeşitli üniversite öğrencilerinin üye olabildiği kapalı bir iletişim sitesi olduğuydu.

İlk günlerinde o zamanki adı ile thefacebook

Facebook’a ilk üye olduğumda benden istediği şey Hotmail, Yahoo hesaplarıma bağlamaktı. Amacı arkadaşlarıma davet göndermek veya zaten üye olanları arkadaş listeme eklemekti.

Yıllar içinde Facebook büyüdü, büyüdü ve büyüdü.

Yıllar içinde Facebook’un üye sayısındaki artış (milyon kişi) — 2016 1. Çeyreğinde 1 milyar 654 milyon üyesi var.

Sayfalar ve Trafik

Facebook sayfalarını ve gruplarını duyurdu. İnternetin yayıncılığın geleceği olduğunu düşünen pek çok yayın kuruluşu kendi web sitelerini zaten oluşturmuştu. Facebook sayfaları tam aradıkları şeydi. Milyonlarca insan onları beğenecek, zaten belli bir mecrada toplanmış olan bu insanlara ulaşmak kolaylaşacak ve web sitelerine trafik akacaktı. Öyle de oldu…

The New York Times’ın Facebook sayfası. 11.3 milyon takipçisi bulunuyor.

Pek çok yayın Facebook üzerinden her ay milyonlarca tık aldı ve almaya devam ediyor. Bu durumu gören pek çok bireysel girişimci Facebook üzerinde “X’i Seven Y kişiyiz” benzeri sayfalar kurarak önce buralarda hayranları topladılar sonrasında ise bu gruplarındaki hayranların tıklarını yayıncılara pazarladılar. Bu düzen değişmedi ve işlemeye devam ediyor. Facebook elbette bunların farkında.

Bu Esnada Mobil Devrim Geldi

Artık herkesin elinde akıllı bir telefon var. İçinde Facebook uygulaması yüklü olmayan bir tanesini bulmanın pek imkanı yok. Yeni nesil sabah uyandığında ilk iş olarak Facebook akışına göz atıyor. Düşünsenize bizim neslimizde (70'lerin sonu 80'lerin başı) bilgisayarın düğmesine basmak, açılmasını beklemek, modemin internete bağlanması, tarayıcının açılması, Facebook’a login olmak gerekiyordu. Artık hiç biri yok. Facebook küçük bir ekranda ve sabah uykunuzdan kalkar kalmaz zaten sizi bekliyor.

Facebook’un Dönüşümü

Arkadaşlarınızı bulmak ve onlar ile iletişime geçmek üzerine yoluna çıkan Facebook bu gün farklı bir şeye dönüştü ve dönüşümü de devam ediyor. Akıllı telefonunuzda Facebook hesabınızı açtığınız anda bir akış sizi karşılıyor.

  • X milyon kişinin beğendiği, Y bin tane yorum almış bir video
  • Arkadaşınızın beğendiği bir haber
  • Bir mobil uygulama reklamı → Diğerleri için sağa kaydırabilirsiniz
  • Beğendiğiniz bir sayfanın yaptığı paylaşım
  • Facebook’un size önerdiği bir içerik
  • Minik yıldırım ikonu ile bir haber daha (hadi üstüne tıklayalım)

Ne mi oldu? Hiç bir siteye gitmediniz, bir anda sağ taraftan bir katman ekrana kayarak geldi ve işte haberin içeriği orada. Okudunuz ve kapattınız.

Facebook Instant Articles’a Hoş Geldiniz

Facebook Instant Articles’ı 12 Nisan 2016 tarihinde tüm yayıncılar için kullanıma açtı. Oldukça basit bir mantığı var. Facebook yayıncılara diyor ki “Hani senin bir web siten ve içeriklerin var ya! Hah işte onu bana öyle web linki olarak verme. Benim Instant Articles adında servisim için bir veri standardım var. O veri standardı ile bir sayfa hazırla bana o sayfanın yerini söyle. Bak seni ne kadar ünlü yapacağım!

Facebook Instant Articles işleyiş videosu

Facebook’un istediğini yaparsanız gerçekleşen işlev çok basit. Facebook o kişiyi sizin sitenize göndermek yerine okuduğu veriyi kendi uygulaması içinde çat diye görüntülüyor. Şimdilik bu özel sayfalara Google Analytics takip kodunuzu koyabiliyor ve kendi reklamlarınızı “Facebook’un belirlediği sınırlar dahilinde” görüntülebiliyorsunuz.

Facebook’un Çekim Gücü

Medya kanallarının yapabileceği hiç bir şey yok. Yıllardır Facebook’un o tatlı beğeni butonlarına olan ibadetlerinin, Facebook sayfalarına yaptıkları yatırımın o tatlı mahşer günü artık gerçekleşiyor.

Mobil devrimde yaptığı akıllıca satın almalar ile Facebook bütün çeşme başlarını tuttu. Öncelikle elbette kendi mobil uygulaması sonrasında Instagram, WhatsApp…

Ölmekte olan bir yıldızın çekim gücü gibi hem tüketicileri hem de onların tükettiği her şeyi kendine çeken Facebook medya sektörünün kara deliğine dönüşüyor. Artık kuralları medya şirketleri değil Facebook belirliyor. İki sene içinde “Artık Google Analytics koduna izin vermiyorum, reklamlar da sadece benim kendi ağım üzerinden dönecek” derse kim hayır diyebilir?

Üstelik hikaye burada da bitmiyor. Facebook arama işinde Google ile baş edemeyeceğini gördü. Zaten her şeyin kendi platformu üzerinde olup bitmesini isterken neden bütün interneti tarayıp insanları oraya yönlendirecek bir uğraşa girsin ki? Daha akıllıca bir şey yapıyor; Yapay Zeka ile kullanıcılarını tanıyor.

Facebook her bir beğeniniz, yorumunuz, paylaşımınız, fotoğrafınızdan sizi annenizden bile iyi tanıyor. Daha siz istemeden size en çok beğeneceğiniz videoyu, gündemin en popüler haberini, aramayı düşünme ihtimaliniz olan her şeyi gösteriyor. Kara Delik kendisinden kurtulmanıza izin vermiyor.

Gelecek bir kaç yıl içinde kişisel asistanların da her yerden mantar gibi fışkırması ile artık bakmaya ve yazmaya bile gerek kalmayacak. Facebook ile konuşur hale geleceksiniz.

Bu Hikâyenin Sonu

Peki, ne olacak? Gazeteci yine gazeteci, mecra yine mecra, herkes işini yapacak ve Facebook da çok cici bir kanal olacak :)

Naif bir iyi niyetli düşünce ve tüketici için çok doğru ama medya kanalları tarafında olacak şey yüzlerce yıllık geçmişi olan kocaman medya şirketleri teker teker facebook.com/kocaman_medya_sirketi haline dönüşecek. Tüketiciler Facebook mobil uygulamasından içeriğe ulaşırken kesme işareti (slah /) sonrasını farketmeyecek.

Peki hikâye burada bitiyor mu? Bu hikâyenin üç aşağı beş yukarı sonunu böyle görüyorum. Bunca yıldır herkesin içine yakıt attığı bu kara delikten pek kaçış ihtimali yok ama hikâyenin başka yüzleri ile devamı da var.

Geleneksel medya mecraları (ki internet siteleri de artık bunun bir parçası), PR, şirketler ve tüketiciler dörtgeninde bazı kurallar yeniden yazılıyor. Bunu başka bir yazımda ele alıp anlatacağım.

Peki, sizce bu hikâyenin sonu nasıl olacak? Medyanın Kara Deliğinden kaçış mümkün mü?