Osman Gazi Köprüsü Bize Ne Kazandıracak?

Osman Gazi Köprüsü
Osman Gazi Köprüsü’nün inşaatı 3 sene gibi kısa bir sürede tamamlandı ve 2016 Ramazan Bayramı öncesi kullanıma açıldı. Her ne kadar bayram tatili süresince ücretsiz olsa da Osman Gazi Köprüsü’yle alakalı hepinizin aklını kurcalayan bir nokta var: 89 TL’lik geçiş ücreti ve devletin işletmeci firmaya verdiği günlük 40.000 araçlık geçiş garantisi.

Osman Gazi Köprüsü Dünya'nın en büyük 4, Avrupa'nın en büyük 2. asma köprüsü ünvanını taşıyor. İzmit Körfezi’nin en dar yerine (Dilovası-Hersek arasına) inşa edilen bu köprünün uzunluğu 2.682 metre.

Osman Gazi Köprüsü Genel Bilgileri

Yapımında yaklaşık 8 bin personelin, 1500 iş makinesinin çalıştığı; 4 milyar TL maliyetli bu mühendislik harikası yapının beni rahatsız eden taraflarından bahsetmek istiyorum.

Öncelikle Osman Gazi Köprüsü’nün İstanbul-İzmir otoyol ihalesi kapsamında yap-işlet-devlet modeli ile ihale edildiğini belirtelim. Yani devlet bu köprünün inşaatına herhangi bir bedel ödemedi. İnşaata ait bütün maliyetler ihaleyi alan firma tarafından karşılandı. Tabi bu yatırımın karşılığı olarak, sözleşme tarihinden itibaren(2013) 22 yıl boyunca bu yollardan elde edilecek bütün geçiş ücretleri de girişimci(!) firmaya bırakıldı.

Aslında devletin kasasından ücret çıkmadan köprülere, otoyollara sahip olması son derece faydalı bir yapı gibi görünüyor lakin bu faydalı yapıyı biz vatandaşlara zehir eden 2 husus var;

  • Devletin girişimci(!) firmaya yıllık 14.6 milyon(günlük yaklaşık olarak 40.000) araç geçeceğine garanti vermesi ve eğer geçmezse aradaki farkı ben size öderim demesi.
  • Arabanızla İzmit Körfezi’ni dolandığınızda ortalama 15–20 TL yakıt tüketmenize rağmen Osman Gazi Köprüsü’nde 1. sınıf araçlar için bile 89 TL gibi bir astronomik rakam belirlenmiş olması.

Bu 2 husus üzerinden kaba bir matematik yaptığınızda ortaya çıkan rahatsız edici kazancı görebiliyorsunuz.

89 TL (Geçiş ücreti ) x 40.000 (Günlük araç garantisi) = 3.5 milyon TL

Girişimci(!) firma günlük 3.5 milyon TL gelir getiren bu köprü ile yılda yaklaşık 1.3 milyar TL gelir elde ediyor. 2035 yılına kadar köprünün gelirini alacağına göre 19 sene boyunca toplamda yaklaşık 25 milyar TL almayı garantiledi.

Yani 4 milyar TL’ye mâl edilen köprü en az 25 milyar TL’ye bu millete satılmış durumda. (En az diyorum çünkü otomobil için 89 TL olan geçiş ücreti kamyonlar için 250 TL’den fazla.)

Osman Gazi Köprüsü

Devletin verdiği araç garantisi sayesinde vatandaşlar olarak biz köprüyü pahalı bulup geçmesek bile bizim ödediğimiz vergilerle 20 sene içerisinde girişimci(!) firmaya 15-20 milyar TL arasında kâr ettirilecek.


İhaleye daha geçiş açıdan bakabilmek adına köprünün ülkeye sağladığı benzin ithalat azalışını da hesaplamak lazım.

Bir aracın 100 km’de ortalama 6 litre yakıt tükettiğini düşünürsek İzmit Körfezi’ni(80 km) dolaşan bir araç fazladan 5 litre yakıt tüketecektir. 1 litre benzinin devlete maliyeti yaklaşık 1.5 TL’dir ben buna 2 TL diyorum yani her araç için 10 TL benzin parası ülke olarak cebimizde kalıyor.

Devletin garanti ettiği rakam üzerinden kabaca bir matematik yaparsak;

10 TL (Yakıt kârı) x 40.000 (Günlük araç garantisi) = 400 bin TL (günlük yakıt tasarrufu)

Yılda yaklaşık 150 milyon, 20 yıllık süreçte ise en az 3 milyar TL gibi bir bedelin cebimizde kaldığını görüyoruz. (En az diyorum çünkü kamyonların tükettikleri yakıtlar çok daha fazla.)

Bütün bu hesapları göz önüne aldığımızda millet olarak 20 senede 3 milyar TL ödememek için 25 milyar TL ödemeyi göze almış olduğumuzu görüyorum.


Yaşadığım ülkede gelişmiş yollar, tüneller, köprüler görmek beni son derece mutlu etse de bu yapıların çevreyi ve ekolojik sistemi hiçe sayılarak inşa edilmesi, halkın gelir düzeyinden bağımsız geçiş ücretlerine sahip olması ve toplumsal gelişmenin sadece bu yapılarla olacağına inanılmasını doğru bulmuyorum.

Esen kalın.