Pazarlama için yüreğin var mı?

Tazedirekt’in kapanmasından bu yana okumaya ve araştırmaya çok daha fazla zaman ayırabildim. Dün okuduğum bir yazı ise köklü kurumsal bir firmada üst düzey yönetici olan bir arkadaşımla yaptığımız sohbetleri getirdi aklıma.

Yaptığımız sohbetlerde yeni fikirleri tartıştık, tecrübeleri paylaştık, ilham verici konuşmalar yaptık, ve bazı noktalarda güzel fırsatlar olabileceğini konuştuk. Ama işin sahibi olan arkadaşım bunları hayata geçirmesi gereken ekibine “yeterince güvenemiyor”, daha doğrusu onların bunları yapabileceğinden “emin değil”.

Ekip doğru mu?

Eski dünyayı ve eski ekonomiyi çok iyi yöneten ekip bu yeni dünyayı, yeni ekonomiyi bilmiyor. Eski dünyada süperler, harikalar! Olması gereken her şeyi yapıyorlar, ama bu dünyada deneyimsizler.

Ve daha da kötüsü yeni dünyaya geçiş için patronlarına “güven veremiyorlar”.

Bir ofiste olması gereken her şey(?)

Belki de 2006'dan beri hep teknoloji, internet ve mobil sacayağının ortasında olduğum için ilk duyduğumda tuhaf geldi. “Neden ki?” dedim. Ama biraz düşününce, endişelerinde ne kadar da haklı olduğunu anladım.

İstenen değişimlerin hayata geçmesi için yeni ekonomiyi bilen, bu yeni dünyayı anlayan şöyle bir ekip olması gerekiyor:

  • “Ne yaptık?” yerine “Ne yapmalıyız?” diyen
  • “Neleri yapmaya yetkimiz var?” yerine “Pazarda olmak için ne yapmamız gerekiyor?” sorusunu soran
  • “Elimizdeki ekip bu” yerine “O zaman ihtiyacımız olan yetkinliği hemen bulmalıyız” diyen
  • Geçen sene yaptıklarına göre bütçe yapmak yerine yeni şeyleri hayal edip, yapılmayanı yapmak için odaklanan
  • Beyin fırtınası yapıp gelecek haftanın aksiyonları planlamak yerine bugün yapılması gereken, bugünden bile etki yaratabilecek işlerin listesini çıkartan

…böyle bir ekip, bir düşünce yapısı ve bir sistem getirmek kolay mı?

Artık pazar çok hızlı değişiyor! Yapılan işleri, değişimi anlamak bile neredeyse mümkün değil. Biz daha dinamikleri anlayana kadar rüzgar gibi geçip gidiyor.

Kalıplar, modeller, uzun uzun sunumlar değil, hızlı kararlar, rakamlar ve aksiyonlar gerekiyor.

Strateji doğru mu?

Bu son birkaç seneye kadar böyle değildi elbette. Belki de bir çok iş için bile hala böyle değil. Belirli iş tanımları, birkaç “P” ve yıllık yapılacak işlerin düzeni vardı.

Aynı işler, aynı sonuçlar…

Şimdi ise bırakın geçen seneyi, geçen hafta yapılan başarılı bir çalışma, bu hafta “tekrar edildiğinde çalışmayabiliyor bile!” Hemen daha iyisini, daha etkilisini bulmak zorunda pazarlama ekibi.

Önceden sabit bir hedefe atış yapılıyorken, şimdi hareketli bir hedefe doğru koşarken atış yapmaya çalışılıyor!

Evet kaotik, evet zor, evet stresli, ama bu şekilde hareket etmeyen de geride kalmıyor mu zaten? Kaosu yönetebilen, onun dinamiklerini anlayıp ona uygun hareket edebilen, frene basmadan işin gerekliliklerini yerine getirebilenler ayakta kalıyor, rekabette öne çıkabiliyor.

Peki ya buna hazır olmayan, bu dünyayı bilmeyen ekip ne yapabilir? Eğitim programları, deneyim paylaşımları, özel çalışmalar, hepsi faydalı. Ama bunlar hem herkese uygun değil, hem de tek çözüm bu değil…

Birileri illa ki memnun olmayacak, elindeki dünyanın değişmesini istemeyecek, kaosu sevmeyecek, bu değişimin sebeplerini anlamayacak. Ne kadar üzücü olsa da, bu da takımda bazı değişikliklerin olması anlamına geliyor.

Peki bu değişikliği yapacak yürek kimde var?

Takım doğru mu?

Elbette sadece pazarlama değil, İK, satış, operasyon, finans gibi departmanlar da bu değişimden etkileniyor.

İK artık sadece personel giriş/çıkış işlemleri yapan, arada bir de minik organizasyonlar yapan bir departman değil. Şirkete gerekli olan yetenekleri tespit eden, o kişileri bulan, avlayan ve şirkette tutmak için canını dişine takan bir ekip olmalı.

Satış, klasik “tuttuğunu koparan” satış ekibi yerine “tutacak yeni bir şeyler arayan” ekip olmalı.

Üretim / Operasyon, her gün “düne göre daha verimli nasıl olurum?” kafasında hareket etmeli. Yeni yollar keşfetmeli, hatta yaratmalı!

Ancak tüm bu ekiplere göre çok daha büyük bir değişim yaşayan, iş yapış şekli en çok farklılaşan, bu yüzden de en sancılı değişimi geçirmesi gereken ekip ise “pazarlama”.

Pazarlama yürek ister!

Artık pazarlama bir kişinin şovu, parası veya planı ile değil; takım oyunuyla gelen sürekli bir deneme, ölçüm ve iterasyona dayanan bir yolculuk.

Pazarlama belirli bir iş tanımında veya kariyer yolunda ilerleyenlerin değil, bu yolculukta “yolda kalmaya çalışanların” oyunu.

Bugünün pazarlama ekiplerinde çalışmak, 10 sene öncesine göre çok farklı yetkinlikler ve bakış açıları gerektiriyor. Bunların başında da “biraz yürek” gerekiyor…

Var mı tüm bunlar için cesaretiniz?