Projeleriniz Kapsamında Akademisyenlerden Nasıl Hizmet Alabilirsiniz? — 1. Bölüm

Ulusal veya Avrupa Birliği tarafından finanse edilen hibe programlarında, sunulan proje önerileri değerlendirilirken “proje kapsamında üniversite veya araştırma kurumlarından sağlanacak katkı” da göz önüne alınır ve bu konuda bir işbirliği yapılacağı ön görülmüş (hatta ön sözleşme vs sunulmuşsa) ise ilgili projenin destek alma şansı bariz ölçüde artış gösterir.

Bu doğrultuda girişimci ve işletmeler, kimi zaman projelerinin destek alma şansını artırmak çoğunlukla da proje kapsamındaki Ar-Ge ve diğer rutin mühendislik çalışmaları esnasında ortaya çıkabilecek teknolojik darboğazları aşabilmek adına üniversitelerde görevli akademisyenlerden danışmanlık desteği almak istemektedir.

Ancak bir takım yasal mevzuatlar gereği bir akademisyenden hizmet almak, herhangi bir kişi veya kurumdan hizmet almaktan çok farklıdır. Zaten bu yazıyı hazırlamamın temel amacı da bu farklılıkları ifade etmek ve bir akademisyenden danışmanlık hizmeti alabilmek için neler yapılması gereğini anlatmaktır.

Başlamadan evvel şunu söylemem gerekli; bu yazı daha çok Ar-Ge hibe fonları özelinde olacak, dolayısıyla genel olarak Akademisyenlerin Ar-Ge projelerine katılım süreçlerine değineceğim.

İster kendi öz kaynaklarınızla finanse ettiğiniz proje olsun ister bir kurumdan (TÜBİTAK, KOSGEB, Kalkınma Ajansı vb) alınan hibe desteği ile gerçekleştirilen proje olsun; bir akademisyenden danışmanlık desteği alıyorsanız bu süreç “Kontratlı Ar-Ge” sürecidir.

Ülkemiz üniversitelerinde görevli akademisyenler 2547 sayılı yükseköğretim kanununa tabidir. Bu kanun gereği akademisyenlerin işletmeler tarafından Kontratlı Ar-Ge Süreçlerine dahil olabilmesi için öncelikle ilgili öğretim elemanı için bağlı bulunduğu fakülte, dekanlık veya rektörlükten izin alınması gerekmektedir. Devamında ise, bahsi geçen akademisyenin verecekleri hizmete karşılık üniversite veya ilgili üniversite birimlerinde fatura oluşturularak bu hizmetin resmileştirilmesi gerekmektedir.

Kontratlı Ar-Ge Süreçlerine dahil olabilmesi için öncelikle ilgili öğretim elemanı için bağlı bulunduğu fakülte, dekanlık veya rektörlükten izin alınması gerekmektedir. Devamında ise, bahsi geçen akademisyenin verecekleri hizmete karşılık üniversite veya ilgili üniversite birimlerinde fatura oluşturularak bu hizmetin resmileştirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda ifade ettiğim adımları gerçekleştirebilmek yani bir akademisyenden danışmanlık hizmeti alabilmek için uygulanabilecek iki ana strateji vardır:

- Döner Sermaye aracılığıyla hizmet alma

- 4691 Sayılı yasadan (Teknopark kanunu) faydalanarak hizmet alma.

1) Döner Sermaye Aracılığıyla Hizmet Alma:

Döner sermaye, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet kalitesini artırması için ihtiyaç duyulan mal ve diğer hizmetleri alabilmesi ve verebilmesi için kurumlar bazında ilgili kanunla izin verilen kurum içi ticari etkinliklere verilen genel addır. (Kaynak: Wikipedia)

Döner Sermaye Sistemi çok basit şekilde çalışır:

- Girişimci veya işletme, üniversitelerin Döner Sermaye İşletmesine başvuru yaparak ilgili akademisyenden hizmet almak istediklerine dair talepte bulunurlar.

- Gelen talebe uygun olarak akademisyen tarafından ilgili kişiye / kuruluşa hizmet sağlanır.

- Hizmetin karşılığı olan tutar, Döner Sermaye İşletmesi tarafından hizmeti alan girişimci veya işletmeye fatura edilir.

- Hizmeti alan taraf, ödemeyi yapar.

Dışarıdan bakıldığında Döner Sermaye sisteminin çok basit bir işleyişe sahip olduğu düşünülebilir ama aslında kazın ayağı öyle değil.

Bir akademisyenin, Kontratlı Ar-Ge başta olmak üzere üniversite dışındaki bir faaliyet kapsamında Döner Sermaye aracılığıyla verdiği hizmet karşılığında hak ettiği tutar üzerinden bir takım kanuni ve vergi kesintileri yapılır. Bahsi geçen kesintiler şunlardır:

- Hazine Payı

- Dekanlık Payı

- Rektörlük Payı

- Bilimsel Araştırma Proje Payı

- Gelir Vergisi

Yukarıdaki 5 ana kesinti kalemini topladığımızda; bir akademisyenin eline, döner sermaye üzerinden hizmet verdiğinde hak ettiği tutarın maksimum %46’sı geçmektedir. Buna ek olarak gelir vergisi dilimi uygulaması (daha çok gelirden daha çok kesinti) gereğince hizmet karşılığı ortaya çıkan hak ediş miktarı arttıkça, akademisyenin alabileceği tutar da azalacaktır.

Son dönemlerde Sanayi Bakanlığı tarafından Döner Sermaye Sistemindeki kesinti miktarlarının azaltılması ve akademisyenin elde edeceği tutarın %85’e yükseltilmesi için bir takım çalışmalar yapıldığı biliniyor ama henüz resmileşen bir karar yok. Dolayısıyla benim yazdıklarım hala geçerli.

Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki; şayet akademisyenden hizmet alınacak konu “Ar-Ge faaliyetleri” dışında ise (örneğin test, analiz, fizibilite raporu vs) Döner Sermaye dışında bir kanaldan hizmet alma şansınız bulunmamaktadır.

2) 4691 Sayılı Yasadan (Teknopark Kanunu) Faydalanarak Hizmet Alma

Daha önce hem 4691 sayılı yasa hem de Teknopark kavramına kısa değinmiştim. Bu kanunda yer alan

“Kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite personelinden bölgede yer alan faaliyetlerde araştırmacı ve idari personel olarak hizmetine ihtiyaç duyulanlar, çalıştıkları kuruluşların izni ile sürekli veya yarı zamanlı olarak çalıştırılabilirler. Yarı zamanlı görev alan öğretim üyesi, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi ve uzmanların bu hizmetleri karşılığı elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye kapsamı dışında tutulur. Sürekli olarak istihdam edilecek personele kurumlarınca aylıksız izin verilir ve kadroları ile ilişkileri devam eder.”

maddesi gereği akademisyenler, Ar-Ge temelli faaliyetler kapsamında döner sermayeden bağımsız olarak ve “Gelir vergisi ve diğer kanuni kesintiler olmaksızın” girişimci ve işletmelere danışmanlık hizmeti verebilirler.

Bahsi geçen yönetmeliğe uygun olarak 4691 sayılı gereği bir akademisyenden hizmet alımı yapılmak istenildiğinde ilk atılması gereken adım;

“danışmanlık talep edilecek hizmet konusunun yer aldığı projenin Ar-Ge niteliği olduğunun kanıtlanarak 4691 sayının yasanın gerekliliğine uygunluğunun belirlenmesidir”.

Bu doğrultuda; şayet TÜBİTAK (1512, 1501, 1507, 1509, 1511), KOSGEB (Ar-Ge İnovasyon), Sanayi Bakanlığı (Teknogirişim), Kalkınma Ajansı ve Avrupa Birliği gibi kurumlarca destekli bir projeniz var ve bu proje kapsamında bir akademisyenden hizmet almak istiyorsanız işiniz çok kolay. Zaten bu programlardan destek alarak projenizin Ar-Ge niteliğini kanıtlamış oluyorsunuz.

Eğer yukarıda bahsettiğim şekilde herhangi bir destek programından faydalanmadan, tamamen kendi özkaynaklarınızla finanse ettiğiniz bir proje kapsamında hizmet almak istiyorsanız

a) Teknopark şirketiyseniz bağlı olduğunuz teknopark yönetimine başvurup projenizin Ar-Ge niteliğinin değerlendirilmesini talep edebilirsiniz.

ya da

b) Teknopark şirketi değilseniz; teknopark sınırları içerisinde faaliyet gösteren herhangi bir şirket veya Teknoloji Transfer ofisleri aracılığıyla ilgili teknopark yönetimine projenizi sunup Ar-Ge niteliğinin değerlendirilmesini talep edebilirsiniz.

Projenizin Ar-Ge niteliği; teknopark yönetimi tarafından oluşturulan ve en az 2 akademisyenin yer aldığı komite tarafından değerlendirilir ve oy birliği veya oy çokluğuyla projenizle ilgili karar alınır.

Eğer bu karar olumlu olursa süreç şu şekilde işler:

-Projenizde size hizmet verecek akademisyen için ilgili dekanlık, fakülte veya rektörlükten görevlendirme yazısı alınır,

-Gelen talebe uygun olarak akademisyen tarafından tarafınıza hizmet sağlanır.

-Hizmetin karşılığı olan tutar, Teknopark şirketi / Teknoloji transfer ofisi tarafından size fatura edilir ve sizde ödemeyi yaparsınız veya teknoparktaki şirketiniz üzerinden hizmet aldıysanız doğrudan akademisyene ödemeyi gerçekleştirirsiniz.

Bir sonraki yazımda destek programları özelinde akademisyenlerden nasıl hizmet alınabileceğine dair detayları paylaşıyor olacağım.

Sevgiler.