Rien

Cahilliğin verdiği mutluluk

Bir insanın ileriyi görme yeteneğini kaybetmesi, gözünü kaybetmesinden daha kötüdür” - Swami Vivekananda

Yaklaşık 230 yıl önce bir Temmuz sabahı, bunaltıcı sıcak, kanalizasyonları kaynatıp, aşk şehrini iğrenç bir koku ile kaplarken, Paris’in Saint-Antoine Caddesi’nin 232 numaralı binası önünde yüzlerce insan toplanmıştı. Bu bina ünlü Bastille Hapishanesi’ydi.

Genelde politik hükümlüleri konuklayan bu hapishanede o sabah yalnızca 7 kişi tutukluydu. Dördü dolandırıcı, ikisi deli ve bir tanesi de babasını kızdıran zengin bir aristokrat. Yani önemli hiç bir kimse yoktu hapishanede… Ama içeride, mahkumlardan bile daha önemli başka birşey vardı: 13 ton barut.

Saat 5 civarı, Bastille’in kapıları 1000 kişi tarafından kırıldı, tutuklular serbest bırakıldı, baruta el koyuldu ve birçok gardiyan ve hapishane müdürü kızgın halk tarafından linç edilerek öldürüldü. İşte bu önemli gün, Fransız Devriminin… daha da önemlisi, Avrupa tarihinin değişmeye başladığı ilk gündü. Bastille Hapishanesi’nde başlayan her şey, tek sözlü, yukarıdan yönetilen tek kollu sistemleri dize getirip; tabandan yönetime ve bireylere güç veren yeni bir sisteme ilk adımdı.

İşte bütün bunlar olurken Paris’de, o zamanın kralı 16. Louis, Versailles Sarayı’nın 700 odasının birinde, sarayının 7,000 penceresinin birinden dışarı bakıp, sonra masasının üzerinde bulunan günlüğüne “rien” yani “hiçbir şey” yazıp, uykuya daldı. Ya da başka bir değişle, uyumaya devam etti.

Acaba bugün… tam şu an, dünyada, ülkemizde, sektörümüzde, mesleğimizde, ya da hayatımızda, ne gibi olaylar oluyor farkına varmadığımız? Acaba şu an, kaç kişi çok iyi bildiğini düşündüğü değerleri, kapıları kırılmaz zannettikleri hapishanelere kilitleyip, gece yatmadan önce günlüklerine “rien” yazıyor!


Okuduğunuz icin teşekkürler. Beni Twitter ve Instagram’da da takip edebilirsiniz.