Saçmalama Tabi Ki Kendimi Seviyorum

Her günümüze bir amaçla başlıyoruz. Bu amacı gerçekleştirmek için çok çalışırken önemli bir şeyi unutuyoruz, kendimizi…
Bugün bu satışı yapmam lazım. Değiştir. Bugün toplantıya iyi hazırlanmam lazım. Değiştir. Excel’i tamamlamazsam ne yaparım? Değiştir. Sunum bitmek zorunda. Değiştir. Sınava çalışmak için son günüm.
Bunlardan bir kısmı veya hepsi veya hiçbiri ama benzerleri günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkıyor. Evet hepimizin hedefleri var (ve olmalı), bu hedeflere ulaşmak için çok çalışmamız gerekiyor. Çünkü herkes çok çalışmaya hazır ve hedeflere ulaşmak kolay değil. Bilgi çağı sağolsun artık bilmek yetmiyor, çok çalışmak zorundayız. Ama bu zorunlulukların arasında kendimizi unutuveriyoruz.
Çoğumuz güne telefonlarımıza bakarak başlıyoruz. Uyandın. Alarmı kapattın ve telefona bakmaya devam ediyorsun. Hem de yataktan kalkmadan. Biliyorum yapıyorsun. Kimimiz maillerine bakıyor, kimi mesajlara, kimi de sosyal medyaya… Bunu yapmak alışkanlık oldu. Alışkanlıklar oluşunca anlamlarını kaybetmeye başlarlar. O yüzden arada bir ne anlama geldiklerini kendimize hatırlatmamız gerekir.
Peki uyandığında ilk iş olarak telefona bakmak ne demek? Senin önceliğin kendin değilsin, dış dünyadan gelen haberler demek. Komik kedi videoları senden daha değerli demek. Türkiye’de veya Dünya’da ne yaşandığı senden daha önemli demek. Borsadaki kriz senden daha değerli demek. Dün gece en sevdiğin TV programında sen yattıktan sonra neler yaşandığı senden daha önemli demek. Gerçekten böyle mi peki? Sen dışında her şey senden daha mı değerli?
İşimizde başarılı olabilmek için, arkadaşlarımıza daha iyi birer arkadaş olabilmemiz için, sevdiğimize sevgimizi gösterebilmemiz için, hayatımız hakkında sağlıklı kararlar verip bunları uygulayabilmemiz için önce kendimize değer vermemiz gerekir. Kendiniz sizin için değerli değilse başka hiçbir şey değerli olamaz. Hayatınızın sonuna kadar sizinle birlikte olması garanti olan yalnızca bir şey var, kendiniz. “O zaman hep kendimizi düşünelim. Kendi iyiliğimiz için diğerlerini kıralım. Yeter ki biz iyi olalım. İyi dedin Sarp’çım. Güle güle.” dediniz mi gerçekten? Bahsettiğim şey bu değil. Biliyorum anladınız. Bizim değer verdiğimiz şeyler bizi tanımlayan şeylerdir. Ama bizi, bizden daha iyi hiçbir şey tanımlayamaz.
Sabah güne başlarken kendinle vakit geçirmek yerine telefonunla vakit geçiriyorsan, sahip olmadığın her şey senden daha önemli demektir. Günün en heyecan verici saati sabah saatidir benim için. Yeni bir gün başlamıştır. Önceki gün yaşanan kötü şeylerin izi kapanmaya başlamıştır. Veya alabileceğin güzel haberler için yeni bir fırsat doğmuştur. Bu zamanı kendinle değil de başka bir şeyle harcamamalısın. Kendine biraz değer vermelisin. “Peki ben sabah kalktım. Kendimle nasıl vakit geçireceğim? Duvardan kendime top mu sektireyim ne yapayım?”. Bu sorunun bir cevabı yok. Bu sorunun sonsuz cevabı var. Ben sabah kalkınca ilk iş meditasyon yapıyorum sonra da günlük yazıyorum. Kendimi dinlemek beni sakinleştiriyor ve bana iyi geliyor. Sen meditasyon sevmiyor musun? Çok mu “Amerikan işi” geliyor? O zaman pencereyi açıp temiz havayla beraber çay iç. Sabah çay midene iyi gelmiyor mu? Kahve iç. Ya da çık dışarı bir temiz hava al. Ama yeter ki kendin için güzel bir şey yap. Emin ol çalışmaya başladığında bütün işlerini yetiştirmek için ve kedi videoları izlemek için çok vaktin olacak. Dünya’da bütün insanlara eşit verilen bir şey var, zaman. Ve kimileri bizimle aynı zamanda öyle işler yapabiliyorlar ki ben burada yazmaya utanırım. Bu yazıyı okuyabiliyorsan sahip olduğun bir sürü ayrıcalıkla doğdun demektir. Bunların farkına var ve şükret. Bunlar elindeyken tadını çıkar. Unutma, sen değerlisin.
Madem zaman bu kadar önemli, öyleyse ondan biraz da kendine ayır. Ben bütün insanların, ayrı ayrı bu Dünya’ya bir şeyler katmak için doğduklarına inanırım. Bizi, bu Dünya’ya katabileceğin şeylerden, kendine değer vermediğin için mahrum bırakma.
Beğendiyseniz o minik kalp işaretine basarak paylaşmanız bana çok şey ifade eder :)
Ve bana sosyal medya hesaplarımdan sürekli ulaşabilirsiniz.