Görsel Kaynağı: The Verge

Sanal gerçeklik çağında habercilik: İzlemek yerine ‘orada olmak’

‘‘Son protestolarla ilgili gelişmeleri haber bültenlerinden izlemek yerine eylemcilerin arasında yürüyebilmek ister miydiniz?’’

Ocak’ın 23'ünde, Vice News’ün ‘virtual reality’ yani sanal gerçeklik teknolojisiyle yaptığı ilk haberini tanıttığı yazı, bu cümle ile başlıyordu. 13 Aralık 2014'te New York’ta on binlerce gösterici, ABD polisinin siyahlara yönelik orantısız güç kullanımını protesto etmek için Washington Square Park’ta toplanmıştı. Gazeteci Alice Speri de alandaydı. 360 derece kayıt cihazı ile birlikte, ellerindeki pankart ve dövizlerle Broadway’i trafiğe kapatan eylemcileri takip ediyordu. Amerika merkezli uluslararası dijital haber organizasyonun, yönetmen Spike Jonze ve Chris Milk ile işbirliğiyle, sanal gerçeklik teknolojisini kullanarak yaptığı ilk haber bu oldu: ‘Milyonlar Yürüyor

İzleyene alan üzerinde hareket imkânı tanıyan ve orada olma hissini deneyimleten haberin mimarlarından Spike Jonze, sanal gerçeklik teknolojisinin gazetecilik alanında kullanılmasından duyduğu heyecanı şöyle ifade etmişti:

‘‘Orada, olayların gerçekleştiği yerin tam ortasında olma deneyimi yaratmak bizi heyecanlandırıyor.’’
Vice News muhabiri Alice Speri, 13 Aralık 2014'te New York’ta polis şiddetini protesto eden eylemcilerin arasında.

Sanal gerçeklik, gazetecilikte ‘bir sonraki büyük adım’ mı?

BBC ve The New York Times da ilk kez 2015'te sanal gerçeklik teknolojisini habercilikte kullandı. BBC, Eylül 2015'te Manş Denizi kıyısındaki Calais’deki mültecileri görüntüledi. BBC editörü Zillah Watson’a göre bu haber, ‘sanal gerçeklik çağında gazeteciliğin nasıl şekillenebileceğini’ göstermesi açısından çok önemliydi.

Sanal gerçekliğin haberciler için ne ifade ettiğiyle ilgili gazeteciler arasındaki fikir ayrılıkları, The New York Times’ın Kasım 2015'te yayınladığı ‘‘Yerinden Edilenler’’ haberiyle ortaya çıktı. Lübnan, Güney Sudan ve Ukrayna’da büyüyen üç sığınmacı çocuğun hikâyelerini konu alan 11 dakikalık haber için gazete, 1 milyonu aşkın abonesine Google’ın kartondan sanal gerçeklik setlerinden dağıttı.

The Washington Post’un 2014'te emekli olan eski yazı işleri sorumlusu Robert Kaiser, The New York Times’ın okur temsilcisi Margaret Sullivan’a gönderdiği ‘şikayet mektubunda’ bu haberin gazetecilik ilkeleriyle uyuşmadığını savundu ve ekledi: ‘‘The Times; çoğunlukla fotoğrafçıların, kameramanların hilelerine, aldatmacılarına dayanacak bir sürecin simsarlığını yapıyor.’’

‘Haberlerimiz sanal olarak değil, tamamen gerçek olmalı’

Görsel Kayağı: Nieman Lab

Amerikan Ulusal Devlet Radyosu NPR’ın haber direktörü Mike Oreskes, The New York Times’ın sanal gerçeklik teknolojisi kullanılarak hazırlanan ‘Yerinden Edilenlerhaberi üzerine ekibine gönderdiği ders niteliğindeki notta şöyle yazdı:

‘‘Gazeteciliğin kendisi kadar eski olan; yeni teknolojileri hikâye anlatıcılığının hizmetinde kullanma geleneğini sürdürmekten gurur duyduklarını yazmışlar. [The New York Times editörü Jake Silverstein] Bravo! Gazetecilik kadar eski olan bir gelenek daha var. O da gazeteciliğin kendisi. Gazetecilik bir disiplindir. Biz; roman yazarlarının, film yapımcılarının kullanmakta özgür oldukları araçların avantajlarından faydalanmıyoruz. Onlar, kurmaca hikâyelerini anlatırken gerçeklik çizgisinin dışına çıkmakta özgürler. Fakat okurlarımızın/dinleyenlerimizin haberlerimizin doğruluğuna duydukları güveni korumak istiyorsak, bizler direksiyonumuzu hayâl çizgisinden olabildiğince uzakta tutmak zorundayız. [The New York Times’ın] sanal gerçeklik denemesinin detaylarına çalışmakla birlikte, çabalarını alkışlamalıyız, hatta onlara imrenmeliyiz. Bizim açımızdan burada iki sorun var. Birincisi; bu teknolojinin isminde geçtiği gibi bizim haberlerimiz sanal olarak gerçek olamaz, tamamen gerçek olmak zorundalar. Bilgisayar ile uyumlulaştırma süreci, kullanıcıların aklında fotoğraf editörlerinin tam kontrolünde gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir şüphe bırakmamalı. Bu da bizi, muhtemelen bugünün günlük operasyonlarıyla daha çok ilişkili olan ikinci soruna götürüyor. Gazetecilikte yeni biçimler keşfetmek zorundayız. Fakat bu biçimleri denerken; yeni teknolojilerin neler yapmamıza imkân tanıyacağıyla ilgili duyduğumuz heyecanın, gazetecilik standartlarından kopuş yaşamamıza neden olmamasına dikkat etmek zorundayız.’’

‘Gazeteciliğin pratiğinde önemli değişiklikler yaratacak’

Columbia Gazetecilik Okulu TOW Merkezi’nin Kasım 2015'te yayımladığı 72 sayfalık ‘Sanal Gerçeklik Gazeteciliği’ adlı rapor; teknolojinin habercilik alanında kullanımıyla ilgili gazeteciler için bir rehber niteliği taşıyor.

Fotoğraf: Tow Center

Rapora göre; sanal gerçeklik seti üreten teknoloji firmaları arasındaki rekabetin kızışması, bu teknolojiden faydalanılarak tüketilebilecek içeriğe duyulan ihtiyacın son zamanlarda daha çok hissedilmesine yol açtı. Özellikle Google ve Facebook gibi internet devlerinin medya organizasyonlarını haberlerinde, ‘Silikon vadisinin bir sonraki talih kuşu olarak nitelendirilen sanal gerçeklik teknolojisini’ kullanmaları yönünde teşvik ettikleri biliniyor.

Akademisyenlerin, sanal gerçeklik uzmanlarının ve film yapımcılarının birlikte hazırladığı raporda, bu teknolojinin gazeteciler için ne ifade ettiği sorgulanıyor. Bir vaka incelemesine de yer verilen raporda, sanal gerçeklik teknolojisi kullanılarak yapılacak bir haber için ne tür ekip ve ekipmanlar gerektiği ayrıntılı bir şekilde işleniyor.
Sanal gerçeklik, gazeteciliğe radikal bir hikâye anlatıcılığı formu sunuyor. Raporda; yeni kameralar, çekim teknikleri, redakte süreçleri, izleme altyapısı ve yeni bir interaktif seviye vaat eden teknolojinin gazeteciliğin yapılış şeklini kökünden değiştirebileceğinin altı çiziliyor.

Vice News, BBC, The Associated Press, Fusion ve The New York Times gibi haber organizasyonları, sanal gerçeklik teknolojisi üzerine çalışan ekiplerini oluşturmuş durumda. Bu, önümüzdeki günlerde daha fazla sanal gerçeklik haberciliği örnekleri göreceğimiz anlamına geliyor. Bu haberler üzerinden ‘etik tartışmaları’ da yürümeye devam edecektir. 2016'da teknoloji şirketleri ile birlikte haber organizasyonları ve sosyal medya platformlarının bu alanda çok daha sıkı bir rekabete girişeceklerini söylemek şimdiden mümkün.

Bu blog yazısı, 9 Aralık 2015'te Al Jazeera’de yayımlanmıştır.