Seç(e)memenin Gücü

Sınırsız seçenekler dünyası, kararsızlıklarımız ve gittikçe kötüleşen psikolojimiz üzerine.

Seyahat Danışmanlığı yapan yakın bir arkadaşımın ofisine yaptığım ziyaretlerde, tatil almaya gelen insanlar ile ilgili gözlemim şuydu: Tatile giden insanlar mutsuz!

Tatil alırken bu denli mutsuz olunabilir mi?

Cevap basitti aslında. Yılda sadece 2 hafta tatili olan insanlar, binlerce tatil seçeneği arasından kendilerine en uygun olanı bulmak zorundaydılar.

Yurt içi mi olsun, yurt dışı mı? Akdeniz mi, yoksa Ege mi? Butik otel mi olsun, her şey dahil otel mi? Akdeniz otellerinin, hizmet kalitesi iyidir. Ege otellerinin ise doğası harikadır. Egede, Çeşme’ye mi gidelim? Bodrum’a mı? Yoksa Marmaris’e mi? diye başlayan, yeme içme kalitesine, denizine, imkanlarına doğru ilerleyen ve asla sonu gelmeyen sorular silsilesi…

Seçenekler iyidir. Seçenekler, insanı özgürleştirir ve refah seviyesinin yükselmesini sağlar. Tabii, belli bir noktaya kadar.

Binlerce tatil seçeneği arasından birini seçmeniz gerektiğinde, özgürleşmek yerine felç olursunuz. Aynı durum, 500 kanal arasından hangisini izleyeceğinizi seçmek, markette 175 salata sosundan hangisini alacağınıza karar vermek için de geçerlidir. Belli bir noktadan sonra seçenekler bizi özgürleştirmez; bizi duygusal anlamda felç eder.

Ve emin olun, duygusal anlamda felç geçirmiş birinin vereceği kararlar çok daha kötü olacaktır.


Bu benim suçum, daha iyisini seçebilirdim!

Araştırmalar, seçenekler arttıkça klinik depresyon tanısının da aynı oranda arttığını göstermektedir. Çünkü daha fazla seçenek demek, daha fazla sorumluluk demektir.

Seçeneklerinizin sınırlı olduğunu varsayalım:

Yanlış bir seçim yaptığınızda, bu sizin suçunuz değildir. Bu dünyanın suçudur. Size sunulan budur ve siz buna katlanmak zorundasınızdır.

Ne kadar da rahatlatıcı bir düşünce…

Seçeneklerinizin sınırsız olduğunu varsayalım:

Yanlış bir seçim yaptığınızda, bu sizin suçunuzdur. Dünyanın bu konu ile ilgisi yoktur.

Sınırsız seçeneğiniz vardı ve siz yanlış olanı seçtiniz. Tebrikler… Marketteki o kadar peynir çeşidi arasında, kötü kokulu fransız peynirini seçtiniz. Tam bir gerizekalısınız.


Tüm bunların yanı sıra, daha fazla seçenek demek, kendini doğru ifade etmenin de sorumluluğunu üstlenmek demektir.

Tek bir kıyafet seçeneği olduğunda, bu sizin kendinizi ifade etme biçiminiz değildir; ancak 1000 farklı çeşit kıyafet arasından seçim yapmanız gerektiğinde, tarzınızı doğru yansıtacak parçaları bulmalı, onları uygun bir şekilde kombinlemelisiniz.

İyi bir partiye mi katıldığınız veya en iyi arabayı mı aldığınız konusunda emin olamıyorsanız, yetinmeyi öğrenebilirsiniz.

Karar verenler ikiye ayrılır:

  1. Tatminciler: Seçimleri ile yetinen ve kararlarının iyi derecede yeterli olduğuna inananlar.

2. Arttırıcılar: Seçimlerinde her zaman en iyisini arayan ve olabilecek en doğru kararı vermeye çalışanlar.

Araştırmalar, arttırıcıların daha iyi şeylere sahip olduklarını, tatmincilerin ise çok daha mutlu olduklarını göstermektedir.

Arttırıcılar, hangi işin kendileri için en uygun olduğunu, en iyi tatilin ne olduğunu veya hangi kanaldaki programın en iyi olduğunu hesaplarlar ve sonucunda da oldukça başarılı olurlar. Tatminciler ise, en iyi işlere, tatillere sahip olamasalar ya da en iyi kanalı izleyemeseler dahi, arttırıcılara göre çok daha mutludurlar.

En iyi arabalara binilip, en lüks otellerde tatil yapıldığında, muhakeme yeteneği lanetlenir. Daha düşük kalite arabalar veya tatillerin işlevsellik derecesi, mükemmel olsa bile artık asla yeterli değildir. Seçenekler arttıkça, beklentiler yükselir. Beklentiler yükseldikçe, sahip olunan şeylerin kalitesi de yükselmeye başlar; ancak bu durum sonucunda daha iyi mi hissedilir? Orası tartışılır.
Yeterli derecede iyi olanı seçmeye ihtiyacımız var, en iyiyi değil.

Her şeye rağmen iyi bir bilgisayar kullanmaya ihtiyacımız var öyle değil mi?

Peki, muhakeme yeteneğimiz felç geçirmeden nasıl seçim yapabiliriz?

Siz tatminci olun, sahip olduğunuz şeylerin yeterli olduğuna inanın; ancak bir kaç arttırıcı arkadaş edinmeyi ihmal etmeyin.

Laptop mu satın almak istiyorsunuz? Arttırıcı arkadaşınızı arayın, hangi laptopu tavsiye ettiğini sorun ve gidin o laptopu alın. Sizin için mükemmel bir laptop mu olacak? Hayır. Peki, sizin için yeterli derecede iyi bir laptop mu olacak? Kesinlikle.

Kaynaklar:

İşin duayeni Barry Schwartz, The Paradox of Choice: Why More is Less.

TED konuşması, Barry Schwartz, The Paradox of Choice

P.S. Araştırmalar, okurların Recommend ❤ butonuna kararsız kalmadan basmaları gerektiğini gösteriyor.