Siyasi Karikatür Çizmek Neredeyse Uğrunda Ölmeye Değer


Dört siyasi karikatürist ve iki polisin de içinde bulunduğu 10 ekip üyesinin katledildiği Paris’teki Charlie Hebdo gazetesi ofisinde dün gerçekleşen olay gibi bir olay o kadar çeşitli tepki ortaya çıkarıyor ki, bu tepkileri seçip ayıklamak zor.
Kişisel bir bağlantınız varsa önce bu gelir.
Benim var.
Birkaç yıl önce kurbanlardan birinin de içlerinde bulunduğu bir grup Charlie Hebdo karikatüristiyle, karikatüristlerin ve hayranlarının bir araya geldiği dünyadaki en büyük etkinlik olan Fransa’nın Angoulême şehrindeki karikatür festivalinde tanışmıştım. Fransızca konuşabilen bir Amerikan karikatürist olduğumdan — kısmen de çalışmalarımı beğendikleri için — bilmediğim bir sebepten yaptığım şeyler deniz aşırı ülkelere iyi ulaşıyor gibi görünüyor — onlar bana ulaşmıştı. Karikatüristlerin yaptığı şeyi yaptık: sarhoş olduk, editörlerimizden yakındık, ücret bilgilerini de içeren ticari sırlar paylaştık.
Fransa’da yaşasaydım, burada çalışmak isterdim.
Fransız meslektaşlarım, bana sıradan bir karikatüristen daha çok kendilerine güveniyorlarmış ve kendini beğenmişlermiş gibi geldi. Daha eski ve muhterem Le Canard Enchainée’nin aksine Charlie Hebdo’da karikatürler merkezde, metin değil. Gazetenin mali sorunlar yaşadığı zamanlar oldu ancak yine de Fransızlar, karikatürleri sevdikleri için onu ayakta tutmaya devam ettiler.
İşte Fransa grafik hicve bu kadar değer veriyor:
Dün Paris’te; California, Texas ve New York eyaletlerindeki gazetelerde çalışan toplam tam zamanlı, kadrolu siyasi karikatürcü sayısından fazlası öldürüldü.
Dün Paris’te, bütün Amerikan dergi ve sitelerinde tam zamanlı çalışan kadrolu karikatürüstlerin toplamından daha fazla karikatürist öldürüldü.
Charlie Hebdo sanatçıları, sınırları zorlamaya izin vermekle kalmayıp bunu yapmaya teşvik eden bir yerde çalıştıklarını biliyorlardı. Ofisleri bombalandıktan sonra bile seslerini alçaltmadılar.
Fazla ücret almıyorlardı ama eğleniyorlardı. O adamlar kadar punk rock’çı yazılı basıncılarla tanışmam, eski Spy dergisindeydi.
Kesinlikle, bu tavrın kendilerinden sonra da devam etmelerini isterlerdi.
Sonra da “bana da olabilirdi” tepkisi gelir.
Bütün siayasi karikatüristler tehditler alır. Özelikle 11 Eylül saldırılarından sonra bir bombayla beni havaya uçurmak, bütün ailemin boğazlarını kesmek, bana tecavüz etmek ve ne olduğu belirsiz boykot kampanyaları ile geçimime engel olmak isteyen insanlar oldu. (Bu sonuncusu neredeyse amacına ulaştı.)
En ürkütücüsü, arayan kimliğinin ekranda görünmesi konusunda öylesine dikkatsiz ve/veya önemsemez olan bir New York polis memurundan, bir komiserden geldi.
Şikayet etmek için kimi arayacaktım? Polisleri mi?
Bildiğim kadarıyla, şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığı çalışmanın içeriği yüzünden hiçbir editoryal karikatürist öldürülmedi ancak her şeyin bir ilki vardır. Başka ülkelerde siyasi karikatüristler acımasızca dövüldü ve öldürüldü. Burada, Amerika Birleşik Devletleri’nde toksözlü bir radyo programcısının öldürülmesi siyasi cinayetlerin sadece başka yerlerde gerçekleşen bir şey olmadığını hatırlatıyor.
Her siyasi karikatürist, ifade özgürlüğünü kullanmak için risk alır.
Keskin dilli ve dik kafalı çalışmalarımızın bir çok insanı çok kızdırdığını ve insanların çok fazla silaha sahip olduğu bir ülkede yaşadığımızı biliyoruz. İster, asgari ücretle çalışan bir güvenlik görevlisi tarafından korunan bir gazete ofisinde çalışın ya da, her geçen gün yaygınlaştığı gibi, kendi evinizde çalışın, karikatürünüzü arkadaşlarınıza, bloga veya bir yayına iletmek için “gönder” butnonuna tıkladığınızda her zaman ölümden bir tetiğe dokunmak kadar uzaktasınızdır.
Bu beni dün yaşanan korkunç olaya verdiğim tepkinin büyük resmine getiriyor:
Karikatürler güçlü.
Yazmayı kötülemek gibi olmasın(özellikle kendim de çok yazdığımdan) ama karikatürler, düz yazıya göre okuyuculardan, hem olumlu hem olumsuz, çok daha fazla karşılık alıyor. Karikatür yayınlayan, özellikle siyasi karikatür yayınlayan, siteler karikatürlerin kelimelerden o kadar fazla trafik alması karşısında şaşkına dönüyorlar. Karikatürlerim gereğinden fazla okunduğu için iki kez gazetelerdeki işimden çıkarıldım — editörler diğer içeriklerinin gölge altında kalabileceğinden endişe duyuyorlardı.
Bu türle ilgilenen bilim adamları ve analistler, karikatürlerin duygusal bir tepki ortaya çıkarmakta bu kadar etkili olmalarını sağlayan şeyin tam olarak ne olduğunu dile getirmeye çalıştılar ama ben bunun, aldatıcı derecede basit görünen bir sanat türünün büyük sert bir darbeyi içine sığdırabilme gerçeği olduğunu düşünüyorum. Özellikle siyasi karikatür formatında, alelade birkaç sanatsal çizim ve birkaç iğneleyici söz okuyucunun uzun süredir bağlı kaldığı siyasi inançlarını, ulusuna bağlılığını ve hatta Tanrı’ya inancını sorgulamaya yeter.
Bu, bazı insanları çılgına çeviriyor.
Dün Charlie Hebdo ofisini işgal eden silahlı adamların ve o adamlara bunu yapmasını emreden adamları motive eden öfkeyi düşünün. Henüz kesin olarak söylemek için erken ama radikal İslamcı olduklarını söylemek uygun bir tahmin olurdu. Onlara sormak istiyorum: inancınız ne kadar zayıf ki, ne kadar kötü birer Müslamansınız ki Photoshop’ta renklendirilmiş, kağıt üzerindeki mürekkep için kendinizi masum insanların öldürecek kadar küçültmeye izin veriyorsunuz. Bir bakıma onlar; Danimarkalıların yaptığı Muhammet karikatürleri yüzünden büyük elçilikleri bombalanmasına ve The New Yorker’ın yavan ama tartışmalı kapaklarına yapılan sürekli tekrar eden hakaretkere neden olan, Brooklyn’den bir NYPD komiserini Irak’ın işgaliyle ilgili karikatürümü okuduktan sonra beni aramaya iten aynı hastalığın, karikatür sıyırması sendromunun kurbanlarıydı.
Siyasi karikatürler, Amerika Birleşik Devletleri’nde hiç saygı görmüyor. NPR’dan Eleanor Beardsley’in Charlie Hebdo’yu iğrenç ve zevksiz diye nitelediğini duyduğumda bunu düşünüyordum. (Umarım ki öyledir, zevkliyse komik olmaz.) Hayatını kaybeden gazeticilerin cesetleri hala sıcakken, doğru olmamasını bir kenera bırakın, söylenecek bir şey miydi bu. Ama onlar karikatüristti ve bu yüzden, mesela — genellikle kelimelerle çalışan — The Onion’da yaşanabilecek benzer bir olayda gösterilecek nezakete değmezler.
Ama önemli değil. Siyasi karikatür iyi bir kazanç sağlamayabilir, hatta hiçbir kazanç sağlamayabilir ve medyanın ileri gelenleri onu istedikleri kadar görmezden gelebilir. Ama önemli.
Neredeyse uğrunda ölmeye değecek kadar.
The Los Angeles Times için yazılmıştır.