Sizin Kaç Arkadaşınız Var?

Arkadaşlıkları, mülkiyetler gibi görüyoruz. Biriyle arkadaş olmuşsak, onunla bozuşana dek hep arkadaş kalacağımızı sanıyoruz. Tıpkı satın aldığımız bir ürüne elden çıkarana kadar sahip olacağımız gibi.

Pek de öyle değil aslında. Bir düşünün. Bir zamanlar arkadaş olduğunuz, bugüne kadar hiç bozuşmadığınız, şimdi adını duysanız hakkında en az 5 dakika konuşabileceğiniz kaç kişi var? Çook, değil mi? Peki kaçının şu aralar neler yaptıklarını tam manasıyla biliyorsunuz?

Hayır, aldıkları nefesi bilmeniz gerekmiyor elbette. Nefes alıp almadıklarını bilmeniz yeter. Bir de oturdukları şehri… Bir de nerede çalıştıklarını… Eğitimlerini… Medeni hallerini… Çocuk vaziyetlerini… Herkesin bildiği, “Aaa sen bilmiyor musun” denilecek büyük olaylarını… En mutlu anlarını… En acı zamanlarını…

Ne oldu? Liste azalmaya mı başladı yoksa. E “arkadaş” demiştik, hani TDK’da anlamı “Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri” yazan o mainstream kelime. “Yaren”, “Yoldaş”… Haklarında bu kadarını bilmek gerekmez mi? Instagram’da paylaştıkları tatil fotoğraflarından insanın her hali bilinmiyor muymuş yoksa? Ne acı.

Fazla sıkıştırmadan söyleyeyim. Sandığınız kadar çok kişiyle arkadaş değilsiniz. Bir çoğunu yolda kaybettiniz. Hem de aranızda hiç bir sıkıntı olmadan. Bu sizin suçunuz değil. Çoğunlukla karşınızdakinin de suçu değil. Hayat sizi ayrı düşürdü. Küçükken arkadaş ortamında babanızın “Eee neler yapıyorsun?” diye sorduğunu duyunca kıs kıs gülerdiniz, arkadaşının neler yaptığını bilmemesine şaşarak. 3 B’de okurken hayat anlaşılabilir derecede basitti çünkü. Arkadaşlıklar da… Şimdi onunla aynı durumdasınız. Aklınıza kazınan “arkadaş” kavramı hiç değişmedi, arkadaş oldunuz ve bozuşana kadar arkadaş kalacaksınız. Ama siz değiştiniz, arkadaşınız değişti ve dünya değişti.

Haberiniz bile olmadan şehir değiştiren, ülke değiştiren, hatta dünya değiştiren, daha siz evlendiğini bilmeden “boyunuzca” çocukları olan nice arkadaşınız var. Sizi hala “lisedeki çilli çocuk”, “okuldaki can dostu”, “mahalle takımının kalecisi” olarak hatırlayan, sorsalar 5 dakika o halinizi anlatabilecek, hala öyle kaldığınızı sanan “arkadaşlarınız” olduğu gibi.

Bundan böyle ya sözlükteki ikinci anlamına* alın o kelimeyi. Veya kolayca söylemeyi bırakın.

Her tanıdığınız, arkadaşınız olmadığı gibi, bir zamanlar arkadaşınız olan herkes de hala arkadaşınız değil. Bir çok defter sessiz sedasız karşılıklı kapandı.

“Bilmemek”, arkadaşlığa dahil değil.


* Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.