İş Hayatına Yeni Başlayanlar İçin:
5 adımda Mobbing’i Anlama ve Kaçınma Sanatı

Türkiye’de her şeyi bilen, akıl sahibi olmadan fikir sahibi olan, muhtemelen ukala ve kendini en iyi yerlere layık gören yeni mezunlara sahibiz. Haklısınız. Aynı zamanda bu yeni mezunların neredeyse hepsi bir şekilde en iyi yerlere gelmek istiyor, çalıştığı herhangi bir firmada asla kişisel hakarete maruz kalamıyor, cevabını yapıştırıyor ve yetmezmiş gibi size tavsiye vermeye de kalkışıyor. Aman tanrım, ne kadar küstahça ve kendini bilmez hareketler…

Gelin biraz daha yakından bakalım. Acaba son on yıl onlar için nasıl geçti?

Kendini bilmez, ukala ve herkesi aşağılayan bu yeni mezunlar muhtemelen son on yıldır tek bir sınavın baskısına maruz kaldı. Bazıları bir sınavın içerisinde beş tanesine birden. Üniversiteye yerleşti. Okuduğu süre içerisinde akademisyenlerinin aşağılamasıyla karşılaştı. Devlette ise aldığı puan ile aşağılayan, özelde ise ailesinin maddi durumuyla onu yargılayan, bir birey olarak her iki yerde de onları kabul etmeyen, ciddiye almayan ‘öğretim’ görevlileri ile tanıştılar. Sonra ne oldu? Mezuniyetin kokusunu erken alanlar, devamlı bir yerde staj yapma ihtiyacını hissetti. Stajyer olarak aşağılandı. Daha çok okumaya başladı. Daha çok gözlenmeye başladı. Daha çok araştırmaya da başladı. İş ilanlarına bakmaya başlayanlar her seferinde aynısını gördü:

‘Saygın üniversitelerden mezun olan/okuyan adaylar’

Peki ne demekti bu saygın üniversitelerden mezun olan ya da okuyan adaylar? Kafalar epey karıştı değil mi? Saygınlık para ile mi yoksa kazandığı bir puanla mı satın alınırdı? Devlette okuyanlar çaresizliği öğrendiler, onların okuduğu üniversiteler belki de saygın değildi. İş bulabilirlerse, buldukları şey ile yetinmeyi öğrendiler. Öbür yandan, saygın üniversitelerde okuyan/mezun olanlar ise bu havaya çabuk kapıldı. Mezun olduktan sonra binlerce Lira kazanabileceğini söyleyen eğitimcilerden ders aldı. Kendine ise çok az şey kattı.

Peki ya diplomadan sonra?

CV ne yaptığınızı ifade ediyor. Ne yapmadığınız da önemli. Her işe başlayan ne yapmak istediğini bilebilir mi? Yıllardır hayatlarını garantiye etmek için oyun saatlerini kitaplarla geçiren bir nesil artık gerçeği gördükten sonra onları kandırmanıza izin verir mi? Vermez. Ne düşünüyorsa söylemesi gerektiğini bilir. Kişisel buhranların arkasına asla saklanmaz ve özel hayatlarının acısını asla sizden çıkarmaz.

  1. Yeni mezunların ne yapmak istemediğini bilir ve bunu söylemekten çekinmez.

Mobbing 1:

Yeni mezunun kurduğu her cümle ile alay etme, mümkünse dolaylı olarak rencide edeceği harekette bulunma.

Bunu söylememekten çekinmemeleri, yöneticiyle ilk çatışmasına zemin hazırlar. Ortalama 6 yıl yönetici olmak için çalışmış, bunu 6. yılında elde etmiş bir yönetici bunu duyduğunda kesinlikle yeni mezunumuzla dalga geçer. Stajyerinin/elemanının yüzüne söyleyecek kadar dürüst, ne de kendi hayatı için bunu yapamamış olmanın pişmanlığını duyar. Onu ukala olmakta suçlar. İş arkadaşlarını da buna teşvik ettiği için herhangi bir utanç duymaz.

2. Olan sosyal hayatını paylaşmaktan çekinmez, yalnız ve özgür olmak ister.

Mobbing 2:

Şirket DNA’sına uygun olmamakla suçlanma

İş çıkışında yapacak bir planı olan bu ‘junior’larımız için gecenin 10'unda atılacak bir mail her zaman vardır. Çünkü onların en büyük suçu, tek başına yaşamaları, bekar olmaları ve iş dışında ayıracakları bir odak noktaları bulunmasıdır. Onların arkadaşlarıyla yediği keyifli bir yemeğin başından kaldırıp kursakta bıraktırmak kurumların bekasından daha değerli olamaz.

Yöneticisi/çalışma arkadaşları onu kurum aidiyeti olmamakla suçlar.

3. İş yerinde onu orada mutlu edemiyor ve kötü davranıyorsanız, gider.

Mobbing 3:

Senin için bir pozisyon açıldı, bu işi yapabilen çok insan var. İş hayatına yeni başladığın için sana verdiğimiz her işi yapmak zorundasın.

Yeni mezun olan biri yapabildikleri için birine teşekkür etmemesi gerektiğini bilir. Zaten yapabildiği her iş için yeterince uykusuz kalmış, kahve içmekten tansiyonunu birden fazla kez yükseltmiştir. Hatta bazen dayanamamış, köşelerde ağlamıştır ama yine de devam etmiştir. İşe alınma nedeni olarak açılan kapıların kıymetini bilir fakat kendi yetkinlikleri için kimseden de özür dilemek zorunda değildir.

Sonuç olarak, sizin ona verdiğiniz her işi değil, ona ‘iş tanımına karşılık teklif ettiğiniz maaşın yer aldığı belirsiz/belirli iş sözleşmesi içinde kalan işleri’ yapmak zorundadır. Aynı sizin gibi. İnsan kaynaklarına (eğer varsa) sorduğunuzda, ikinizin de bordrolu çalıştığını öğreneceksiniz.

4. Bilmediklerini söylemekten utanmaz, öğrenememekten utanır.

Mobbing 4:

Hem yeni mezun, her şeyi bilmek zorundadır; hem de hata yapıyorsa bu iş alanında hiçbir zaman devam etmemelidir. Kimse ona bir şey öğretmek zorunda değildir. Bilmediği bir şeyi öğrenemezse de gitmelidir.

Yeni mezunlar, her ne kadar daha önce başka yerlerde staj yapmış olsalar da ilk bordrolu iş deneyimi hepsinden farklıdır. Burada yöneticisi, uyması gereken hiçbir kuraldan bahsetmez. Sınırlarını belirtmez, çünkü ona da ilk işinde kimse öğretmemiş ve o geçmişte bu yüzden çok acı çekmiştir. Neden yeni mezunumuz da bu acıları çekmesin ki? O daha önce böyle piştiği için yeni mezunu da bu süreçten geçsin ister. İş süreci konusunda ona asla güvenmez. Sadece yapmak istemediği işleri emanet eder.

İşi yaparken karşısına çıkabilecek zorlu noktalar konusunda da bilgilendirmez. Oturduğu yerden o işi yapamamasını izlemeyi sever. Bazen biraz ileri gider. İşi yanlış anlatır. Bunu da kendine zarar gelmeyecek şekilde yapar. Saatlerini boş bir işle uğraşmasını izlemeyi bir tık daha sever. İş bitiminde artık gerek kalmadı demeyi sever.

İş hayatı da kurtlar sofrası değil midir zaten?

Uyum sağlayan ayakta kalır der. Uyum sağlaması için ona yol göstermek onun iş tanımına da bu yüzden girmez. Başaramadı mı? Umarım yakında bir performans değerlendirme süreci vardır ve o da bir üstüne onu hiç yaratıcı olmayan, uyum sorunu olan ve bu işe kesinlikle uygun olmadığını belirten bir rapor yazar. Kovulduğuna üzülmez. Ailesi onu o şekilde yöneticisinden farklı olarak öyle yetiştirmemiştir. Sadece öğrenecek kapasitede yoksun olduğunu söylemeleri üzmüştür.

İkilemi hissedebilenler vardır umarım. Umudunu kaybetmesine yol açan, egosundan kanser olacak bir yöneticiyle ilk iş deneyimi buna benzer.

5. Kimsenin ‘business whore’u olmadığını bilir.

Mobbing 5:

Yeni mezun arkadaşlar önce benim kişisel yanımı tatmin etmelidir. Her gün Türk kahvemi yapmalı, herkese ne kadar işimde harika olduğumu belirtmelidir. Ben hata yaparsam, sorumluluğunu almalı, benim yüzümden hata yaparsa da kesinlikle beni karıştırmayacağını bilmelidir.

Sanırım Mobbing konusu içerisinde yeni mezunun karşılaşabileceği en travmatik olay bu olabilir. Böyle yöneticiler/iş arkadaşları genellikle çok sevilirler. Uzun süredir ağında tuttuğu diğer iş arkadaşlarının pes etmesini birçok kez görmüş ve bundan yeterince haz almıştır. En büyük kozu, insanların işlerinden edebileceği püf noktaları büyük bir ustalıkla bilmesidir. Fakat, yeni mezunda bu taktiği işe yaramayacaktır.

Evde annesinin, babasının hizmetçisi olarak yetiştirilmeyen, bu yeni mezunlar ailesinden bile görmediği bu aşağılamayı asla kabul etmeyecektir. Bu psikolojik tacizi sürdüreni ya rencide edecek, ya da resti çekip ayrılırken her şeyi anlatıp öyle gidecektir.

Sonuç olarak,

Kişisel dileğim, herhangi bir şeyde yeni olan birine böyle duygusal savaş açanların gerçekten zamanla azalması. Psikoloji mezunu olarak, özellikle bölümde okurken bile anlama kapasiteleri farklı olan insanların birbirini aşağılamalarını seyrettim. Farklı bir alanda çalışmak isteyen insanların, hevesini kırmak için diğer insanlar ile nasıl bir birlikten güç aldıklarını tattım. Ne gerek var? :) Dünya’nın bir tek CEO’su olmayacağına göre, bir sürü mühendisi, tasarımcısı, pazarlamacısı vb. olacak. Birinin başarmasını bu kadar nefretle izlemeyin. Başardığı için bu kadar kötü davranmayın. Kapasitesini için onu hor görmeyin. Yanlışlarını birlikte telafi edin.

Artık yeterince iyilik yapmıyoruz deniliyor. Yeterince iyiliği bırakın, artık kimse kimseye iyilik yapmıyor. Herkes kendi hayatında yaşadığı kötülüklerin, üzüldüğü her anın hırsını çıkarabileceği yeni, tertemiz bir insan arıyor. Onun da umudunu yok edene kadar mesaisini buna harcıyor. Ne gerek var?

Kendinize sorun,

Birinin başarısızlığını, çöküşünü, mutsuzluğa uzanmasını izlemenin bir yararı var mı sizce? Size ne gibi bir kötülüğü dokundu?

Varsa lütfen bunu yorum olarak aşağı yazın.

Unutmayın,

Hayatınızın bir gün sonuna geleceksiniz ve nasıl yaşadığınızı hatırlamak isteyeceksiniz, ne kadar çok para kazandığınızı değil. :)