Temel Reis’in Safinaz İçin Onca Ispanağı Boşuna Yediği Gerçeği
Temel reis benim adım, çöp kutusunda yaşarım. Çarpık bacaklı kadınlarla yüzmeye gitmeyi severim ve neysem oyum, oyum, oyum!”
Bir filozof

Arkadaşlar apansızın aklıma düşen bu konuda birkaç kelam etmek isterim. Herkes otursun. Yeni yeni anladığım ve kendimi kandırılmış hissettiğim bu konuda öncelikle ortaya koymamız gereken gerçeklik Safinaz’ın tam bir Kezban olmasıdır. Sadece Kezban mı? Elbette hayır. Değerli dostlar bu kadın aynı zamanda da karaktersiz bir kevaşedir. Kim güçlüyse ona gider. Vahşi dünyada dişi mi etkiliyorsunuz götün evlatları? İnsanız biz! Temel’e de sövüyorum bu nedenle, bu kahpece oyunu sezemeyip de her bölümde gidip kuru ve karaktersiz bir kadın uğruna onca döğüştüğü için. Kadın önce Kabasakal’a gidiyor her bölümde. Güçlü erkekim falan. Sonra Temel, Kabasakal’ı dövünce kadın hemen Temel’le mutlu oluyor. Ben Temel’in yerinde olsam “Safinaz senin kadar karaktersiz bir kadın görmedim. Güç kimdeyse sen oradasın. Mehmet Barlas mısın sen? Rüzgar nereden güçlü eserse orada konuşlanıyorsun hemen, defol git başımdan!” derdim.
Diğer durum ise Safinaz’ın bir kadın olarak erkeğe hiçbir şey vaat etmemesi. Gerçekçi olalım, kuru bir tahtadan farkı yok kadının. Bir Şirine değil mesela, ne meme, ne kalça ne de yüz. Tam bir Safinaz. Bu kadın, durup durup Kabasakal’la cenk etmeye değer mi? Karaktersizlik onda, çirkinlik onda, nafettan da bir şey, kara kuru bir göt; iki tane adamın Monica Belluci gibi bir tanrıçanın olduğu dünyada, Şirine gibi bir bebeğin olduğu çizgiler dünyasında, bu kepaze için kavga edip durmaları sizce de ahmakça değil mi? Bence en azından final bölümünde bu şımarık kaltağa iyi bir ders vermelilerdi. Gidip iki tane taş bulup “Bıktık senin mızmızlığından Safinaz, defol git kime verirsen ver şimdi” demelilerdi.
Temel Reis’in o kadar ıspanak yemesi de ayrıca canımı sıkardı küçükken. Çünkü ben ıspanak sevmezdim. Safinaz gibi bir kadın için yapabileceğim maksimum şey iki tabak makarna yemek olabilirdi yalnızca. Çünkü makarnayı severdim. Bana ıspanağı sadece fettan bir kadın yedirebilirdi. Ancak ve ancak bu pis dünyada hüzünlü bir şiir gibi gezinen balık etli bir bebek “Honey, ıspanak ye de beni zalim adamların zulmünden kurtar” derse ıspanak yerdim. Allahın tıfılı için ıspanak yenir mi? Ekmek arası peynir bile çok Safinaz gibi karıya. Kimse kusura bakmasın. Göbeğimi kaşıyarak giderdim yanına kadının ve “kahrolası senaryo yüzünden sana yazmam gerekiyor, elimde peynir ekmekle beni kabul ediyorsan gel cimaya koşalım, yok etmiyorsan ne halin varsa gör” derdim.
Küçükken Temel Reis’in yanında saf tuttuğum günlere yandığım şu anlarda bir çocuk üzerinde oynanan oyunlara da haklı bir sitem etmek geliyor içimden. Daha derininde ataerkil ve insan altı bir mesaj da var. Yazının başında dediğim gibi: hayvanların dünyasında erkek gısmısı böyle şeyler yapar, sevdiceği için rakibiyle cenk eder. Oysa biz insanız, bizim değerlerimiz var, bizim bir onurumuz var. Bir kadın düşünün kim güçlüyse ona gidiyor ve hep mutlu. Mesela Temel Reis Kabasakal’ı dövüp de Safinaz’ı teslim alınca kadında giden erkeğin ardı sıra üzülme göremiyoruz. “Sertti, döverdi möverdi ama iyi adamdı be Kabasakal, güzel günler geçirmiştik” gibi bir hüzün yok. Kabasakal devre dışı kalır kalmaz hemen Temel’le mutlu oluyor. Sikerler böyle gevşekliği. Farkındaysanız burada kadın duygularını basite ve çıkarcılığa indirgeme de var arkadaşlar. Bunları fark edin!
Çocukların ıspanak sevmedikleri doksanlı yılların ardından Temel Reis’in onca ıspanağı bir kevaşe için yediği gerçeğinin kederiyle odamda oturuyorum. İşte size sarhoş olmak için bir neden daha: aldatıldık hanımlar beyler, bizimle taşak geçtiler. Allah Temel’in de belasını versin, Safinaz’ın da. Yine aralarında en delikanlısı Kabasakal’mış. Adam samimi, ben Nuri Alço’yum diyor. Ben buyum diyor. Diğerleri şerefsizmiş, Kabasakal’ın günahına girmişiz, bilmeden. Yukarılardan bir yerlerden buraları okuduğuna eminim Kabasakal, değerini çok geç anladık. Affola aliminyum.