VERGİLERLE İMTİHANIMIZ — Çalışanın Çilesi

Geçen hafta İrlanda’da yaşayan bir arkadaşım Facebook’ta ortalama bir İrlandalı’nın yaşamını ve ödediği vergileri paylaşmış. O makaleyi okuyunca bir benzerini ben de Türkiye için yapmak istedim.

Kahramanımız Ali, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden birinde yaklaşık 5 senedir uzman olarak çalışmakta ve ayda 5.000 TL brüt maaş almaktadır. Türkiye’de kişi başı gelirin yıllık 9.000 dolar civarında olduğunu düşündüğümüzde, standartların üzerinde bir para kazanmaktadır. Ali’nin eline yılın son aylarında net 3.154 TL geçmektedir. Maaşının %37'sine daha eline geçmeden gelir vergisiydi, SGK primleriydi vs denilerek el konulan Ali, geçen sene yaptığı bedelli askerlik için almış olduğu 18.000 TL kredi için de ayda 654 TL ödemektedir. Kredi de askerlik için alınmış olduğuna göre daha maaşa dokunamadan yarısı devlete gitmişti bile.

Şehrin biraz dışındaki yeni sitelerden birinde 1+1 bir daire kiralayan Ali, site aidatıyla birlikte ayda 1.500 TL de ev kirası için ödemektedir. Elektrik, su doğalgaz için de ayda 250 TL daha harcamaktadır. Kış aylarında ısınmak için 250 TL tabi ki yetmez ama biz ortalama alalım. Elektrik, su ve doğalgaz için alınan ücretlerin de neredeyse hepsinin devlete gittiğini varsayabiliriz.

Ali’nin bir de babadan kalma küçük bir arabası var. Bu araba için de ayda 250 TL benzin harcaması yapıyor. EPDK fiyatlandırma raporuna göre, 95 oktan kurşunsuz benzinin ürün fiyatı 1.04 lira. Bunun üzerine 0.04 TL toptancı marjı, 0,00254 TL gelir payı, 0,43 TL dağıtıcı ve bayi marjı toplamına ilaveten 2.84 TL vergiler ekleniyor. Böylece 1.04 liralık ürünün nihai satış fiyatı 4.35 liraya yükseliyor. Yani benzinin litre başına 4.35 lira olan pompa fiyatının yüzde 65.3’ünü vergi, kalan kısmını ise yüzde 23.9 ile ürün maliyeti ve yüzde 10.8 ile piyasada faaliyet gösteren şirketlerin masrafları ve brüt kar marjı oluşturuyor. Benzine harcanan 250 TL’nin de 165 TL’si yine devlete gidiyor.

Ali’nin bir de arada sırada akşamları 1–2 tek atmak gibi kötü bir alışkanlığı olduğundan ayda 1 litre de rakı alıyor. 100 TL verdiği 1 lt rakının da 64 TL’si yine ÖTV ve KDV adı altında devlete gidiyor.

Ali’nin bir başka kötü alışkanlığı da sigara: Günde 1 paket de sigara içiyor. Perakende fiyatını 10 TL varsaydığımız bir paket sigaranın bu fiyatının içinde 6,525 TL nispi ÖTV, 1,525 TL KDV (%18 KDV perakende satış fiyatının %15,25’ine karşılık geliyor) ve 0,1968 TL de sabit maktu vergi var. Özetle, 10 TL’ye satılan bir paket sigaranın 8,25TL’si vergilerden oluşuyor. Yani ayda 300 TL de sigaraya harcayan Ali, aslında bunun da 247,5 TL’sini yine devlete ödemiş oluyor.

Geride kalan 100 TL’sini de cep telefonuna harcayan (Bunun da 41 TL’si yine vergilere gidiyor) Ali, yemek, kıyafet gibi ihtiyaçları için de babasından destek almaya devam ediyor. Gazete, dergi, kitap, sinema, tiyatro, konser gibi kültür sanat faaliyetleri zaten yaşamında hiç yer alamıyor.

Maaşının %37'si zaten direkt olarak vergilendirilen Ali, bir de askerlik, ÖTV, KDV, ÖİV gibi çeşitli adlardaki indirekt vergilerle yaşamı bitmek tükenmek bilmeyen bir çileye dönüşüyor. 5 yıldır çalışıyor, ama hala kendi kendine bile yetemiyor, ailesinden yardım alıyor. Sürekli düşünüyor, kendi kendine yetemezken nasıl bir kız arkadaşı olacak, nasıl bir yuva kuracak, bir türlü depresyondan çıkamıyor

Bir düzen tutturulmuş gidiliyor ama gençlerin üzerine bu kadar gidilerek bu düzen daha ne kadar devam eder bilemiyorum. Bu düzenden belki en çok istifade eden kişilerden biri Ali Koç bile geçenlerde artık daha adil bir paylaşımın şart olduğunu söyledi. Gençler bir yerde patlamadan onların da nefes alabilmeleri için ya direkt vergilerden ya da indirekt vergilerden vazgeçilmeli.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Cem ARICAN’s story.