Yaratıcılığın Kimsenin Ödemek İstemediği Bedeli Ne?

Yaratıcılık her işin karlılığını artıracak ve şirkete fayda sağlayacak bir çözüm olabilir. Ama bugünün iş dünyasında değil.

Göze alışık gelen bir iş ilanı;

  • Kendini iyi ifade eden, iletişimi kuvvetli
  • Stres altında başarıyla çalışabilen
  • Takım oyuncusu, işbirikçi
  • Sonuç odaklı
  • Yaratıcı, problem çözme becerisi yüksek
  • A, B veya C konusunda X ya da Z yıl tecrübe sahibi

Hangi şirket, hangi pozisyon için aday arayışında olursa olsun baktığı bazı evrensel/değişmez özellikler var. Aranan tecrübe arka planı, iş bilgisi değişse de her şirket birlikte çalışması kolay, hemen demotive olmayan, farklı koşullara adapte olabilecek ve çalışkan insanlar arıyor.

Son bir kaç yılda ise bu “standart özellikler”den farklı olarak inovatif, problem çözme becerisi yüksek ve yaratıcı adaylar aranıyor ve bu özellikleri gösteren kişiler iş görüşmelerinde öne çıkıyor.

Tüm bunlar iyi güzel, ancak bence yaratıcılığın ne olduğu tam olarak anlamıyoruz.

Her Şeyin Bir Bedeli Var

Hem doğada, hem hayatta, hem ticarette her şeyin bir bedeli var.

En hızlı koşan hayvan hangisidir sorusuna cevap olarak herkes “Çita” diyecektir. Ancak Çita’nın bu yüksek hızı ancak çok kısa mesafeler için koşabildiğini pek fazla kişi bilmez. Terleme özelliği olmamasının sonucu olarak, kısa mesafelerde bile yüksek hızda koştuğunda vücudu fazlaca ısınır ve çabuk soğuyamaz, bu sebeple durmak zorunda kalır. Hızlı koşmasının bedeli, kısa mesafe koşmasıdır.

Filler ise bir günde 80 Km yol katedebilir. Bu uzun mesafeyi bir günde katetmesinin bedeli, yavaş ilerlemesidir.

İş ilanında fil gibi mesafe kat edecek, ancak çita gibi hızlı koşacak birini arıyoruz diyebilirsiniz. Karşınıza çıkan aday da görüşmede sizi ikna edebilir. Ancak bu probleminizi çözmez, gerçekler değişmez, problemler büyür.

Bu benzetmeninin gerçek hayatta bir karşılığı olması için insan psikolojisini çok iyi bilmek ve hangi karakteristik ve mizaçsal özelliklerin birbirleri ile ters düştüğünü iyi anlamak gerekir. Bu sebeple iş hayatında, özellikle insan kaynaklarının alanına giren konularda psikoloji branşında derinlemesine uzmanlık çok değerli.

İnsanı neler motive eder? Hangi temel beceriler kişinin üstün performans göstermesini sağlar? Kişi hangi durmlarda en iyi ve en kaliteli işi çıkarır? Ne tür yönetim şekilleri kişileri kurum bağlılığını negatif yönde etkiler? Gibi sorulara sadece içgüdüsel ve geçmiş deneyimlere, anektodlara dayanan cevaplar vermek artık yeterli değil.

Bir iş için hangi karakteristik özellikler en değerli ve gereklidir doğru tespit etmek ve işe alımları da adeta 10 bin parça karmaşık bir yap-bozu tamamlar gibi dikkatle yapmak gerekli.

Yaratıcılığın Bedeli

Her şeyin bedeli olduğu gibi, üstün seviyede yaratıcılık göstermesini beklediğiniz kişilerin de kendisinin ödeyeceği ve işverene ödeteceği bedeller vardır. Yaratıcılık: Her Derde Deva Güç Kurumsal Eğitim Programı’nı tasarlarken dikkatimi çeken ve benim düşündüren bazı önemli noktalar var.

  • Yaratıcılık doğası itibari ile spontanlık gerektirir, tahmin edilmesi ve kutulara sokulması zor bir beceridir. Bu sebeple, “şu deadline’e, şu etkiyi yaratacak, şu hedef kitleye tam olarak hitap edecek bir işi önümüzdeki 2 saat içerisinde istiyoruz, haydi yaratıcılığını göster bakalım,” şeklinde bir yaklaşım sonuç vermeyecektir. Gerçek anlamda yaratıcılık için en başta daha fazla alan ve zaman yaratma bedelini ödemek gerekir.
  • Yaratıcılık çok farklı kaynaklardan beslenmeyi ve düşünce zenginliğini gerektirir. Everything is a Remix girişimi yıllardır bunu anlatmaya çalışıyor. Bu sebeple birinden yaratıcılık bekliyorsanız, ona farklı konulardan besleneceği “ofis dışı” zamanı ve alanı yaratmalısınız. Yaratıcılık beklediğiniz kişinin tüm gününü sabah 08.00 akşam 19.00 arasına raporlamalar, müşteri briefleri ve çeşitli sunum ve toplantılarla doldurursanız sonuç alamazsınız. Gerçek anlamda yaratıcılık için ödenmesi gereken diğer bir bedel budur.
  • Yaratıcılık kişiseldir, kişinin kendisi gibi olmasını gerektirir. Yaratıcı tüm süreçler kaotik, tahmin edilemez ve içseldir. Yaratıcılık sürecindeki kişi sadece kurumsal kimliği ile hareket etmez, tüm benliğini işin içine koyar. Özel hayatında değişik kahve işleme şekillerine kişisel bir ilgisi varsa, pazarlama kampanyası üzerine çalıştığı ürüne ilişkin fikir üretirken bu yönünden ilham alacaktır. Ancak kurumsal kimlik, tanımı itibari ile kişisel kimliğin üzerindedir. Kurumsal dinamikleri kişileri işe alırken onları bütünüyle işe almak istemez, kişinin bir kısmını dışarıda bırakmasını ve şirketin en doğru temsilini sağlaması için ona verilen ünvanın kalıbına girmesini bekler. Gündüz kurumsal satış yapan, akşamları arkadaş grubuyla barlarda bas gitar çalan bir kişi, her iki ortamda tamamen farklı davranır. İş ortamında müzisyen kimliğini taşıyacak şekilde giyinmesi bile eksi puan olarak ona dönecektir. Gerçek anlamda yaratıcılığın bedeli, kişilerin kendi kimliklerini ofise getirmesi, bu sebeple kurumun tanımlamış olduğu kurumsal kimlik sınırlarını zorlamalarıdır. Ödenmesi gereken en önemli bedellerden biri budur.

Bu ressam en iyi işlerini kurumsal bir ortamda çıkaramayabilir. Kurumun yaratıcılık etrafında dönen bir işi varsa, para dışında da gerekli bedelleri ödemeye hazır olmalı.

Kurumlar gerçekten ne ister?

Yaratıcılığın bu bedellerini ödemeden, gerçekten yaratıcı kişileri bir kurum içerisinde barındırmak mümkün değil. Diğer değişle mevcut geleneksel kurum kültürü içerisinde barınan kişilerde ya yaratıcı değil, ya da yaratıcı yönlerine küsmüş kişiler.

O yüzden bugünün iş dünyası aslında gerçekten “yaratıcı” kişiler isteniyor mu sorusunu tekrar sormak gerekli. Bunu süslü bir kelime olarak kullanmakta bir sakınca var mı bilmiyorum. Bazı iş ortamlarında da yaratıcılığa gerçekten gerek olmadığını düşünüyorum. Bence gerçekten yaratıcılığa ihtiyacı olmayan çoğu şirket de, “bu da bulunsun” mantığıyla ve bu becerinin bedelini ödemeye hazır olmaksızın yaratıcılığı yüksek adaylar peşinde koşuyor.

Başarılı olmak isteyen, gerçekten yaratıcılık becerileri üzerine kurulu şirketler ise, gerekli bedelleri ödemeye hazırlı olmalı ve iş modellerini bu çalışma şekilleriyle uyumlu olacak şekilde tasarlamalılar.

www.ozandagdeviren.com