Yazarlık Öldü Yaşasın İçerikler

Lisedeki edebiyat dersimizde “sanat sanat içindir” ve “sanat halk içindir” ikilemi üzerinde epey tartıştığımızı hatırlıyorum. Üstelik, bu konu üzerinde yarı yıl tatiline girmeden önce münazara yapmıştık. “Sanat sanat içindir” savunan grubun içindeydik. Biz kazanmıştık.
Sanat dediğimiz zaman, sadece metinleri kastetmiyoruz şüphesiz ki. Resim, müzik, heykel gibi sanatın pek çok dalı var. Ancak yazı yazmayı her zaman çok sevdiğim için hem de tek bir bağlamda tartışmayı yürütmek için ben bu yazımda metinlerden bahsetmek istiyorum. Pazarlamanın, içeriği ‘krallaştırdığı’ bir ortamda metinlerin ve yazı yazma eyleminin kendisinin sanatsal yönünün kaybolduğunu düşünüyorum.
Yaratıcı yazarlık yapmıyoruz, sanat hiç yapmıyoruz.
Pazarlamacı olarak amacımızın bir ürün satmak olduğunu yadsıyamayız. Buradaki iki yüzlülük -beni rahatsız eden şey- markaların, ajans ve kanaat önderlerinin içeriğe atfettiği değer. Yaratıcılık istiyorlar, yaratıcılığı kutsallaştırıyorlar ancak farklı olmaya çalıştığınızda sizi durduruyorlar. Falanca yönetici bunu beğenmez. 7 yıldır buradayım, bu kelimeleri kullanamayız. Ve benim favorim: Mesajı ben anlamadım, siz anladınız mı bilmem kim Hanım?
Markalar ve ajanslar arasında bu tuhaf ilişkiye bir de pazarlama literatüründe yer alan yaratıcı yazarlık ana fikrine sahip ama aslında daha iyi içerik yazabilmek ve -dolayısıyla satışları artırmak- için hazırlanmış kılavuzları da eklersek, bir şeyler üretmekten tamamen çıkmış oluyoruz. Yaptığımız şey artık özgün değil. Dolayısıyla ortaya çıkan içerik bir sanat değil. Birbirimizi kandırmayalım.
Sanat direktörleri buna çok alınabilir ama ortaya çıkan sonuç bana göre şu: Üzgünüm, başarınızı sanatınız ile kazanmadınız. Eğer ortaya yeni ve özgün bir şeyler ortaya koysaydınız büyük olasılıkla kimse anlamayacak ve e fazla üçüncü denemenizde kapı dışarı edilecektiniz. Sonuçta yerinizi alabilecek, her şeyin kolay bir formülü olduğuna inandırılmış, uygulamacı pek çok sektör çalışanı var arkadan gelen.
Tespitimi, test etmek için büyük, havalı ve kurumsal bir şirkette çalışmanıza gerek yok. Eminim kısa veya uzun soluklu bir blog veya serbest zamanlı tasarımcılık maceranız olmuştur. Sadece kendiniz için yazdınız mı? Belirli ‘içerik kurallarına’ uyarsanız başarılı olabilirsiniz. Sadece kendiniz için, derdiniz için ya da ‘kendinizden büyük ideallariniz’ için yazarsanız, yine üzgünüm, başarılı olamıyorsunuz.
Yeri gelmişken, yaratıcılık uğruna ‘tuhaf’ ve bitmek bilmeyen istekleri anlatan çok güzel bir kısa film yapmışlar.
Ne yazık ki bu sektör bu noktaya geldi. Yaratıcı olmak hiç bir zaman para kazandırmamıştı. Ancak hiç bir dönemde, yaratıcılığın para kazandırdığı iddiası da olmamıştı. En büyük yazarlar, yaşadıkları dönemde genelde açtı. Bulundukları şehrin en ‘entel’ semtinde daktilo ve yanında kahve kupası ile yazı yazdıklarını hiç sanmıyorum. Bir şekilde yaratıcılık imgesi olduğunu hiç zannetmiyorum.
Kapitalizmin ilişkileri görünür kılındıkça, kapitalizm ile söylemsel mücadele yürüten yazı yazmak eyleminin bu ilişkilerin üzerini örtmek için kullanıldığı başka bir dönem olur mu bilmiyorum. Sanatın artık sanat için yapılmaktan çok uzak olduğunu, sanatın birilerinin daha fazla para kazanması uğruna kodlar, sayılar ve formüllere indirgendiğini üzülerek izliyorum. Yazar kelimesini Tureng sözlük İngilizceye Writer, metin yazarı kelimesini ise Copywriter olarak çeviriyor. Türkçedeki ayrım ise daha özel. Yazar’ın yazdığı metin değil, sanat… Zaman baskısı ile daracık ofisimizde yazdığımız şeyler zaten nasıl sanat olabilir ki? Bana göre yazmak sadece ama sadece şudur:

Kafandaki tüm karmaşayı aktardığın şansız bir beyaz kağıda yazılan anlamlar bütünü olmalı; yazmak.
Yazı yazmanın da tabii ki kuralları var. En başta dil bilgisi kurallarına uymak zorundayız. Ancak bir mücadele alanı olarak yazılar doğal olarak kuralların kendisine karşı değil midir zaten? Ben hayatımı geleneksel normlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı kabul etseydim, kendimi diğerlerinden ayırmak için herhangi bir adım atmazdım. Ben yaratıcı olabilmek ve ürettiğim içeriklerin özgün ve kaliteli olması için uğraşmaya devam edeceğim. En azından mücadelemizi sürdürmeliyiz, öyle değil mi?