Yeni Gelin Heyecanlı Geliştiriciler İçin Girişim Tavsiyeleri

“Bu yazı yeni gelin heyecanlı geliştirici girişimcilere adanmıştır.”


Yeni Gelin Heyecanlı Geliştiriciler İçin Girişim Tavsiyeleri:

İnsanlar için yeni bir şey üretmek, bir şeyler tasarlamak hep heyecan verici olmuştur. Daha tek basamaklı yaşlarımızda kumsallarda inşa ettiğimiz kumdan kaleler, mutfakta çocuklar için tehlikeli ve kullanımı yasaklanmış araçlara erişim, yaşımız geldiğinde pişirilen şekilsiz tatsız kekler…

Geliştiriciler konu olduğunda yeni bir şey üretmenin, tasarlamanın heyecanı biraz daha farklı bir hale gelebiliyor. Şu API ile yaparım zaten uzun zamandır da kullanmak istiyordum, şunun üstünde koşturup şu framework ile de yaptım mı harika olur, yürür bu girişim! Acaba gerçekte de böyle mi? Genellikle “Neden?”, “Kimin için?”, “Ne amaçla?” , “Hangi soruna çözüm üretiyor?” sorularından önce bünyede yer bulan bu heyecan sizi fark etmeden başarısızlığa, zaman kaybına ve hayal kırıklığına sürükleyebilir.

Geliştiricilik kariyerimin ilk yıllarında ben de bu şekilde benzer heyecanları yaşardım. Bir projenin hangi sorunu, kim için, neden ve nasıl çözmesi gerektiğinden çok hangi teknolojileri kullanmalıyım sorusu bana heyecan veren şeydi. Internet’in 56K modemli yıllarında geliştirdiğim projeler, siteler! Zaman sen nelere kadirsin, o yıllarda bunları girişim yerine proje diye adlandırıyorduk. Sonrasında oldukça uzun bir süre Amerika ve İngiltere kökenli firmalar için uzak geliştirici ve takım lideri olarak çalıştım. Bu süre de bir çok farklı seviyede geliştirici ve müşteri ile farklı proje konularında çalışma imkanım oldu. Tabi bunlar da beraberinde bir çok tecrübeyi getirdi. Kariyerim boyunca çalıştığım genç geliştiriciler ve stajyerlerde bu sorunu oldukça sık gözlemleme imkanım oldu.

Unutmamak gerekir ki bir işi, girişimi, buluşu değerli kılan süper karmaşık, ultra teknolojik olmasından öte hangi gerçek soruna hangi gerçek çözümü sunduğudur. Çok teknolojik, karmaşık, genişletilebilir, yüzlerce özelliğe sahip ve hatta size “Vay be! Ne yazdık. Tek rakibim Google vallahi” naraları attıracak bir girişime sahip olmak asıl sorunu çözmedikten sonra hiç bir işe yaramaz.

Sorunu buldunuz ve hatta bu soruna çözüm ürettiğinizi de düşünebilirsiniz. Peki siz çözüm ürettiğiniz bu sorunu bizzat yaşayanlardan mısınız? Eğer değilseniz bir kere daha düşünmekte fayda var. Görünen köy bazen de kılavuz istiyor olabilir!

Mesleğimden, çevremden ve son yıllarda oldukça seksileşen “internet üzerinde iş” kavramından dolayı “Şöyle bir internet projem var hocam. Bence tutar. Siz ne dersiniz?” sorusu ile oldukça sık karşılaşıyorum. Geniş aile toplantılarında bir köşede masaya yatırılan projeler, bir arkadaş ziyaretinde yeni tanışılan biriyle ayak üstü konuşulanlar. Bir soruna, ihtiyaca çözüm bulmuş olabilirsiniz ama bu çözümü bulurken acaba sorunu gerçekten yaşayanları gözlemleyip onlarla bu sorunun çözümü için fikir alışverişinde bulunup, sorunu bir de onlardan dinlediniz mi? Hatta çözümünüzü onlara anlatıp görüşlerini aldınız mı?

Bu konuda bir çok yaşanmış örnek verebilirim. Ama en güncel olanını paylaşmak istiyorum. Bir kaç ay önce biz de staj yapmış genç bir geliştirici girişim fikrini sunmak için ziyarete geldi. Bizim şirkette stajyerlik genellikle “Usta — Çırak” ilişkisi şeklinde oluyor. Gün içerisinde stajyerlere sürekli fotokopi çektirmeye yetecek kadar evrağımız yok maalesef! Genel de stajyerlik “Al dizüstünü ve çek bir sandalye. Güne başlıyoruz” şeklinde cereyan etmekte. Hal böyle olunca staj sonrasında da fikir danışmak için gelenimiz de çok oluyor.

Projeyi özetlemek gerekirse diş hekimleri için web tabanlı günlük işlerini kolaylaştıracak bir yazılım diye düşünebilirsiniz. Proje fikri diş hekimini muayenesi sonrasında oluşmuş. “Randevu almak çok zahmetli ve uzun bir süreç, internetten tık diye olmalı”, “Randevuları ajandaya mı yazıyorlar? Bir online takvim ile bu işi çözerim”, “Aslında ödemeyi gelmeden internetten yapsak sekreterinde iş yükü hafifler harika olur”. Sonrasında “Bunu aslında Saas olarak düşünmek lazım. Türkiye’de binlerce diş hekimi vardır” ve “Hocam Twitter Bootstrap ve Laravel ile yaparım, online takvim içinde google apps kullanırım” şeklinde devam eden bir planlama. Evet ilk bakıldığında bir sorun hatta sorunlar var gibi duruyor olabilir ama diş hekimi için bu süreçler acaba bir sorun mu? Yoksa mevcut şekilde işini kolayca, alıştığı gibi yönettiği ve mutlu olduğu bir süreç mi? Stajyerimiz için heyecanlı girişim fikri bir kaç diş hekimi ile görüşme sonrasında hayata geçemeden maalesef sonlandı. Sorun ve çözüm olarak gördüğü bir çok konu aslında diş hekimleri için hiç bir soruna çözüm üretmiyordu. Hatta sorun bile değildi. Kendilerine ait, kendilerinin tasarladığı ve mutlu oldukları bir iş akışları vardı ve bunu değiştirmek istemiyorlardı. Duydukları bir çok teknolojik özellik kulağa hoş gelse de onların gelirlerini ekstradan attırmayacaktı. Ta ki hastalar “Biz online randevu olmazsa gelmeyiz hocam” diyene kadar belki de. Bazı durumlarda çözüm ürettiğinizi düşündüğünüz sorun aslında hedef kitleniz için sorun bile görünmüyor olabilir. Bazı köyler kılavuz ister! Unutmamak lazım.

Yeri gelmişken eğer bir grup insan veya bir takımla bir soruna çözüm üretmeye çalışıyorsanız bu ekip içerisinde sizden farklı düşünen insanlara da yer vermeniz faydalıdır. Genellikle benzer kafadan ya da iş kolundan olan insanlar ile beyin fırtınası yapmak çözümü tek taraflı olarak düşünmenizi sağlayabilir. At gözlüklerini bir kenara atıp, kafayı kuma sokmadan farklı fikirler sizi farklı vizyonlara götürecektir. Bu konuda zamanında bir iş arkadaşımın bana anlattığı Yandex’de geliştiriciler arasında kullanılan “I’m not your target audience” (Ben hedef kitlen değilim) sloganını da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bazı korkular, endişeler veya fikirler zaman zaman sizi engelleyebilir. Çok heyecanlı olduğunuz ve inandığınız bir girişim fikrinde moralinizi bozmamak için hedef kitlenize soru sormaktan kaçınabilirsiniz. Bırakın moraliniz erken bozulsun ve yeni girişim fikirleri veya freelance işler için vaktiniz olsun. Hedef kitlenin ihtiyaçlarını analiz etmeye çalışmak, onlarda görüşmek, planlama yapmak sıkıcı gelebilir. Sıkılmayın! İnanın bugün ayıracağınız 1x vakit yerine ileride 3x vakit ayırmak daha da sıkıcı olacaktır.

Eğer kendinizin yeni bir Henry Ford ve Steve Jobs olduğunuzu hissetmiyorsanız hedef kitlenizin sizi kör edeceğini kaygısından da uzaklaşabilirsiniz. Büyük ihtimalle insanlara çözüm budur fikrini empoze edemeyeceksiniz.

Henry Ford:
“If I had asked people what they wanted, they would have
said faster horses.”
Eğer insanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı atlar derlerdi.