Yokluk bilinci ve ihtiyaç hali

Dün akşam, ki günlerden Cuma’ydı, kendimi ofisten aceleyle markete, oradan da sürünerek eve attığımda saat 9 civarıydı. Daha metrodayken içime yerleşmişti sıkıntı.

İşti işte bütün hayatım. Başka bir şey yoktu. Başka bir şeye vakit kalsa, enerji kalmıyordu. Kış da geliyordu. Evde büzüşme mevsimi…

Evde annem beni bekliyordu. Yemek yapıp yediğimizde saat 10 olmuştu ve tüm vücudum sızlıyordu.

Önce anneme kaprisler yapıldı. Nasıl suratsız ve meymenetsiz olunur vol.2000.

Sonra tüm şikayet mesajları arkadaşlara atıldı. Aşk ne zaman gelecekti? Kesin gelecek miydi? Yaşlanıyor muydum? Hasta mıydım yoksa? Bak, reglim de yaklaşıyordu. Belki ağrılarım ve sıkıntım ondandı… Yalnız yaşamak ne zordu. Annem sadece birkaç günlüğüne gelebilmişti, ertesi gün dönecekti. Bari arkadaşlarım yakınımda olsalardı.

Kaloriferler çok şükür yanmıştı ama ev hala tam ısınmıyordu. Üzerime daha kalın bir sweatshirt giyip, az uzanayım ve ısınayım diye yorganımın altına girdim.

Bir Cuma akşamı saat 10da yattığımı kendime itiraf edemediğim için, anneme iyi geceler de dileyemedim.

Uyumadan son kez kimlerin hangi ülkede tatilde olduğuna, kimlerin hangi düğün fotosunu koyduğuna, hangi inanılmaz tatlıyı yediğine ve Trump’ın o gün kime hakaret ettiğine baktım.

Kapattım gözlerimi.

Açtım gözlerimi.

Ben 12 saatlik uykumu uyurken içimdeki sıkıntı demlenmiş, demlenmiş, demlenmişti.

Tatiller, düğün fotoları, tatlılar ve Trump formundan hiçbir şey kaybetmemişti.

Nedendir bilinmez, ona mesaj atmak, ancak öğleden sonra 3 gibi aklıma geldi.

Bu aralar bir boşluk hissi sardı beni
Hayatımda iş dışında birşey yok hissi
Aşk yok
Yogayı dansı kitapları fransızcayı ben koyamıyorum
,” dedim.

10–15 dakika sonra cevap geldi.

O boşluğu çok iyi tanıyorum,” dedi.

“Oohhh…” dedim o an. “Tamam. O da tanıyormuş boşluğu. Manyak değilim.”

Arkadaşım boşluğuma kendini buyur etti, oturdu, ve devam etti:

Zaten ne oluyorsa o boşlukta oluyor
İş ki kendini o boşluğa teslim et
Ben sürekli o boşluğu birşeyle doldurmaya çalışırken, bana da bir arkadaşım hatırlatmıştı
“Boşlukla kucaklaşmadan yeni hiç birşey inşa edemezsin” demişti
Ben o gün uyanmıştım
Bu çaba niye? Niye sürekli birşeyle doldurmaya çalışıyorum ki? Neyden kaçıyorum doldurmaya çalışarak? demiştim,
” dedi.

Ben sessizce sindirirken, şunları da ekledi:

Yokluk bilincinden çıkıp varlık bilincine geçtiğin anda herşey zaten hali hazırda var
O
ihtiyaç halinden çıkmak
Hayatı o kanaldan yaşamaya niyet etmek
İşte o an kocaman bir rahatlık geliyor
Yapmak değil de, olmak gibi…

“Haklısın,” dedim. “Çok haklısın.”

“Birbirimize hatırlatmak için varız arkadaşım,” dedi. “Sonsuz kez.”

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.