“Öğrenmeyi Öğrenmek” ve Beynimiz

Başarılı olan ya da olması beklenen tüm eğitim programlarının dizaynında bireylerin dikkatini toplamanın ve akılda kalıcı olmasını sağlamanın önemi aşikar. Bu noktada beynin bir bilgiyi nasıl algıladığı devreye giriyor elbette.

Beyne bilgiler nasıl ulaşıyor ve nerede saklanıyor?

Konuyla ilgili hala çok bilinmeyenli denklem kıvamında hayatımıza devam ettiğimiz ortada ama son 30 yıl içinde bu konuda ilginç gelişmeler ortaya çıktı. Keşfettiklerimizle başlayalım dilerseniz.

Şimdi sizlere beynimizin potansiyelinin %4–5 ila 20 si arasında bir kısmını bulanabiliyoruz %100 kullansak yapabileceklerimizi hayal bile edemezsiniz gibi çok klasik cümleler yazarak dikkatinizi yazımdan başka noktalara çekmek istemiyorum. Bilinmesi gereken en önemli detay şu ki başarılı bir öğrenmenin temelinde bizlerin olayları nasıl algıladığımız, kendimizi ne kadar tanıdığımız ve nasıl daha iyi öğrenebileceğimizi bilmemiz gibi çok temel bazı bilgiler yatıyor. Şayet beynimizi daha efektif bir şekilde kullanmayı öğrenebilirsek daha performanslı öğrenme biçimleri ve başarı sağlamamız kaçınılmaz.

İnsan beyni üç bölümden oluşuyor: ilkel beyin, orta beyin ve korteks. İlkel beyin bizim zor durumlarımızda aldığımız kararlarda etkili olan kısım, kaçmak, savaş, tehlike gibi durumlara verdiğimiz reaksiyonları ilkel beynimize borçluyuz. Orta beyin öğrenme ve hafızamızı etkileyen kısım; bilgilerin kalıcı olup olmadığına karar veren bölüm. Korteks ise beynimizin en üst bölümü ve kalıcı olmasına karar verilen tüm bilgilerin depolandığı kısım bir diğer deyişle; beynin düşünen, konuşan, yazan, yeni buluşlar yapan, merak eden, plân yapan, öğrenmenin, zekanın ve hafızanın oluştuğu bölüm. Korteksin sınırsız bir kapasiteye sahip olduğunu biliyoruz. Korteks kendi içinde sağ ve sol loblar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Sol lob konuşma, matematiksel işlemler, diziler, sayılar, analiz gibi konular, mantıklı ve lineer çalışma biçimini temsil ederken, sağ lob ritim, hayal kurma, yaratıcılık, renkler, boyut, hacim, müzik gibi fonksiyonları simgeliyor.

Ülkemiz gibi eğitim sistemi sınav odaklı olan bir toplumda küçük yaşlardan itibaren sol beynimize akademik yatırım yapıldığından yaratıcılığa yönelik sağ beynimiz biraz geri planda kalıyor ve bunun doğal sonucu olarak ezberci bir toplum ortaya çıkıyor.

Beynin sağ ve sol lobları birbirini tamamlayan fonksiyonlara sahiptir. Her iki lob arasında yoğun sinir lifinden oluşan “Korpus kallosum” ağ demeti bulunur. Bu ağ, beynin sağ ve sol lobu arasında sürekli bilgi alışverişinin yapılmasını sağlayan bir köprüdür.

Araştırmalar günümüzün başarılı insanının, beyninin iki yarısını da etkili ve dengeli olarak kullanabilen ve gerektiğinde birinden diğerine kolaylıkla geçebilen insan olarak değerlendiriliyor. Beyin hücreleri arasındaki bağlantıları yeterince gelişmemiş bireyler, beyinlerine ne kadar bilgi yığmış olurlarsa olsunlar, düşünce, muhakeme, akıl yürütme becerilerini geliştiremiyorlar.

Peki “sağ beyinli” ya da “sol beyinli” olmak öğrenme biçimlerimizi farklılaştırır mı?

Bu sorunun cevabı “evet”

Sağ lobun duygular, inanma ve hayallerin etkisinde olduğu ve fotoğrafik, yani bütünsel öğrendiği biliniyor. Bu yüzden yapılan araştırmalarda bilgiyi sıra ile işleyen sol lobun aksine, sağ lobun öğrenmede çok daha hızlı ve etkili olduğu belirtiliyor. Ayrıca, insanın mucitlik ve üretkenlik kısmı sağ lob fonksiyonları arasında yer aldığından sağ beyni gelişmiş kişilerin daha hızlı öğrenebileceği biliniyor.

Sadece sol lobu gelişmiş olan ve bu lobu iyi kullanan insanların üretkenliği sağ loblarını da geliştirmeleri ile mümkün olabiliyor. Öğrendikleri konu ve formüllerden yeni şeyler üretebilmeleri ancak beynin sağ lobunu işin içine katmaları ile mümkün hale geliyor.

Tabi bu denklem içinde de farklı pek çok kombinasyon var. Sağ lob ya da sol lob kullanmanın yanında dengeli olması da bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. İki lobun birlikte kullanıldığı, birbirleriyle uyumun sağlandığı ve işbirliği içinde çalışıldığı durumlarda kişisel yetenek ve etkinlikte olağanüstü artış gözlenmektedir. Eğitimde beynin iki lobunun kullanımı beyin kapasitesinin iki kat değil, kat kat artmasına yol açıyor. Hızlı ve etkili öğrenmenin yolu beynin her iki lobunu birlikte ve dengeli kullanmaktan geçiyor.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Funda T.’s story.